YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

KİŞİSEL GELİŞİM 7

Atalarından gördüğünü doğal yaşam biçimi olarak sorgusuz kabullenerek sürdüren toplumlar, gelişme adına kolay kolay ezber bozamazlar, bozmayı göze alıp eyleme geçenler başaramadıklarında topluma göre maceraperest, tutarsız insanlar olurlar. Böyleleri için, ”eski köyde yeni adet çıkardı” denilir.

Ezber bozma eylemini başarıyla taçlandıranlarda yaşadıkları toplumun “en akıllı, en en zeki, en becerikli bireyi olurlar, onlara bu ünvanı, ezber bozmayı göze alamayanlar verir.

Dünyanın öküzün boynuzlarında durduğuna inananlara o öküzün uzayda nasıl durduğunu, ne yiyip, içtiğini sorduğunuzda, bilimsel olarak yanıtlayamayacakları için sizi günaha girmekle tehdit ederler.

17. yüzyılda kendi yaptığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden uçarak Üsküdar’a giden ve uçan ilk insan ünvanını alan Hezarfen Ahmet Çelebi, yaşadığı dönemin tabulaşmış inançlarını yıkmış, padişah 4. Murat tarafından önce altın verilerek ödüllendirilmiş, ardından da “bu adam tehlikeli, topluma ezber bozmayı öğretir.” korkusuyla Cezayir’e sürülmeyi ya da bir başka şekilde cezalandırmayı bedel olarak ödemeyi göze almasaydı, Hezarfen Ahmet Çelebi olur muydu ?

Dünyanın tepsi gibi olduğunu topluma inandırmış Kilise’ye dünyanın küre şeklinde olduğunu ve döndüğünü meydan okuyarak kanıtlayan Galileo, müebbet hapse mahkum edilmemiş miydi ?

Günümüzde çevremize aynı değer yargılarıyla,  filizlenen bir yeniliğe “buda nereden çıktı ?” der gibi “ bakmıyor muyuz ? Aslında toplumun alışa geldiği yaşam biçimini değiştirecek yenilikçi eylemler başlangıçta hep tepki görürler; ama giderek benimsenir ve alışkanlıklar arasındaki yerini alır.

1970 yıllarda ABD’de Richard Bandler ve John Grinder insan davranışlarını inceleyerek ve binlerce insan üzerinde bire bir çalışarak, insanın farkında olmadığı güçlerini bulmasını ve kendini geliştirmesinin mümkün olduğunu kanıtladıklarında yer yerinden oynamıştı; çünkü insanlar davranışlarıyla ilgili verdikleri tepkilerini önce savunmuşlar; ama zihinsel haritaları

çözüldüğünde gerçeği kabul etmek zorunda kalmışlardı.

Öğretilmiş çaresizliğin sarmal kısır döngüsü içinde yaşadıklarını kader olarak kabullenmiş binlerce insan, akıllarından bile geçmeyen yeni bir akımı tanıdıklarında direnmiş ki hala direnenler vardı, kimileri de beklediği mucizeyi yakalamanın mutluluğu içinde kalıplarını kırarak bilinçli geleceklere yelken açmıştı.

Kişisel gelişimin nimetlerinden yararlanabilmek için önce, kendimizle yüzleşmeyi göze almak istediğimizde bizi sınırlandıran “BAŞKALARI NE DER ?” düşüncesinden, hatta korkusundan arınmamız gerekir. Zaten ilk adımı attıktan sonra kendimizi tutsak ettiğimiz sınırsız kule temel taşlarından itibaren dağılmaya başlıyor, yıkılan her taşın arkasından uçsuz, bucaksız, sınırsız olanaklara, fırsatlarla dolu bir dünyanın varlığı kendini gösteriyor. Bunu yapmak için Çinli bilge Sun Tzu’nun dediği gibi, ”bin kilometrelik bir mesafeyi kat etmek için ilk adımı atmak gerekir.”

Kimi zaman içimizi bir sıkıntı kaplar, nedenini bilmediğimiz bir duygusallık sarar, nedeni için değişik değişik gerekçeler üretiriz, oysa aslında içimizdeki yaratıcı gücün bize verdiği bir mesaj vardır; ama öğretilmiş çaresizliğe olan alışkanlık baskın gelir ve özümüzün sesini duyamaz, mesajı yorumlayamayız, hatta mesaj olduğunun bile farkında olmayız.

 

18.09.2015
Bu yazı 936 defa okundu.

Diğer Yazıları