YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

KIYIDAN KÖŞEDEN DERKEN ORTAYA DOĞRU

GAZETE FLAŞ' TA DÖRDÜNCÜ AY

Gazete Flaş ailesine katıldığım 1 Mayıs 2015  tarihinden beri, Pazartesi günleri KOVAN köşemde, Cuma günleri de KİŞİSEL GELİŞİM konularında yazıyorum. Haftada sadeci iki gün yazmakla kalmayacağımı biliyordum; çünkü gazetecilik mesleği çalışma saatleriyle sınırlı değildir. Her gazeteci bitirdiği günün ardından yeni başlayacak güne kendini hazırlamak zorundadır, o gün çok önemli haberler yakalamış olabilir; ancak ne denli önemli olursa olsun okuyucuyla paylaşıldıktan sonra o olay etkileyiciliğini kaybetmiştir. O olayın devamını izlemeye gazetecilik dilinde HABERİN DEVAMI denir. Yani, mesleğini severek yapan bir gazeteci  her şeyi tarihine göre kaydederek izler.

 İstesem de haftada iki gün yazmakla kalmayacağımı biliyorum dememin nedeni, ister istemez günün içinde olayları izlememdir, oysa yazmaya başlamadan önce hiç de öyle düşünmüyordum.

BASIN İLAN KURUMU  (BİK)

Cuma günü Basın İlan Kurumu yetkilileri tarafından Gazete Flaş olarak  biz de denetlendik. Aydın basını, Basın İlan Kurumu’nun işleviyle profesyonel olarak ilk kez  tanıştığı için azıcık heyecanlıydı, denetlemeyi sürdüren BİK görevlileri Gökhan bey ve Funda hanım, BİK’le ilk kez tanışan Aydın Basının başında DEMOKLESİN KILICI gibi durmak yerine, eğitici, öğretici ve dostça davranışlarıyla hepimizin ilgi ve sevgisini kazandılar. Basın İlan Kurumu Aydın Şubesi Müdüresi Özgür Topaloğlu hanımla Gazete Flaş’ı ziyaretlerinde tanışmıştık; ancak denetlemeler sırasında gözlerimiz Özgür hanımı da aradı.

 

GAZETECİ DAYANIŞMASI

Cumartesi günü gazetede Semra Şener, Süleyman Şener ve Haber Türk muhabiri Durmuş Ali Kılınç sohbet ediyorduk, Durmuş Ali Kılınç telefonla konuşurken birden heyecanlandı ve “Arkadaşlar, Osman Akçay’ı dövmüşler” dedi. Süleyman Şener, Durmuş Ali Kılınç birlikte Efeler Karakoluna gittik, olayı öğrenmeye çalışırken Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Suat Deniz  ve öteki gazetelerin temsilcileri biranda toplandılar. Mesleki dayanışma adına çok mutlu oldum. Osman Akçay arkadaşımızın görünürde bir yarası yoktu; ama yumruk darbelerini yüzünden ve kafasından aldığını söylüyordu.

Bu tür olaylar gazetecinin mesleği uğruna kimi zamanda canıyla ödediği bedellerdir. Bir zamanlar Edirne yolunda kara saplanan araçtaki yolcuların durumunu görüntülemek ve yazmak için Çatalca’da donarak ölen Hürriyet Gazetesi muhabirleri Abidin Behbur, Yüksel Kasapbaşı, Kıbrıs Barış Harekatında yaralanan ve sonra ölen gazeteci Adem Yavuz, Yeni Asır Gazetesi’nde Dert Babası olarak köşe yazan Özdemir Hazar ağabeyimizle birlikte çalışırken trafik kazasında ölen Osman Öksüz arkadaşımız’ın canlarıyla ödedikleri bedeller gibi.

 

MUHABİRLİK GAZETECİLİĞİN TEMELİDİR

(KÖŞE YAZARLIĞI)

Gazetecilikte en önemli bölüm MUTFAKTIR. Yani MUHABİRLİKTİR. Muhabir olayı mutlaka yaşar, yaşamalıdır, yaşamazsa o haberin muhabiri değil, muhbiridir.

Günümüzde  KÖŞE YAZARI OLMA SEVDASI BİR SALGIN GİBİ…

Hangi konuda köşe yazarısın ?

Tıp,

Ekonomi,

Siyaset,

Sendikacılık,

Spor,

Uluslar arası  ilişkiler,

Daha başka konular.

Hangisi olduğunu söyle de bilelim. Ha şunu da söyleyebilirsin:

“BEN HER TELDEN ÇALARIM”

“Yazarım, küfrederim, yalakalık yaparım  MİLLETVEKİLİ olurum.”

“Yazarım, yağ çekerim, el-etek öperim mevkii, makam, para sahibi olurum.”

Elbette olursun, bedelini ödemeyi göze aldıktan sonra her şeye sahip olursun…

Ne için, neden nasıl bir bedel ödediği de  senin fiyatın olur.

 

Haftaya görüşmek üzere demiyorum; çünkü ADD Aydın Şubesi Başkanım Günver Güneş hocam ve Semra-Süleyman Şener çifti ve yazılarımı okuyan arkadaşlarım, okuyucularım sözbirliği etmişlercesine sürekli olarak arşivimi ve güncel olayları …

Siz anladınız beni, görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

03.08.2015
Bu yazı 1059 defa okundu.

Diğer Yazıları