YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

KURBAN BAYRAMI !

 Çocukluğumda Kurban Bayramı’nda kesilmek üzere alınan düve ya da koç, bayramdan birkaç gün önce yıkanır, temizlenirdi. Boynuzlarının arasına çerçevesi işlemeli ayna takılırdı, ayrıca boynuzları kırmızı kurdela ile süslenirdi. Hatta küçük amcam kartondan kafasına göre maketler yapar, hayvanın sırtına bağlardı.

Kurbanlık hayvanın suyuna, yemine ayrı bir özen gösterilir, onunla daha yakından ilgilenilirdi .Boynundaki iple çekilerek gezdirilirken, eğer direnir, yürümezse, zorlamak yerine kendiliğinden yürümesi beklenilirdi.

Rahmetli dedem ve amcalarımla bayram namazına gidip döndükten sonra hepimizi bir heyecan sarardı. Bahçenin oldukça kuytu köşesine kazılmış kuyunun yanına getirilirdi kurbanlık ve bunlar yapılırken de kasap dahil orada bulunan herkes tekbir getirirdi.

Kurbanlık hayvanın, üç ayağı bağlanır, gözleri temiz bir eşarp ya da bir kumaş parçasıyla kapatılırdı.

Kasap, yere yatırdığı kurbanlık hayvanın başını sol eliyle geriye çeker, sağ eliyle bıcağı bir  yana bir bu yana çevirdikten sonra, tok bir sesle “ALLAH-U EKBER” diyip hayvanın boğazını keserdi, bir iki debelenen hayvan sonunda cansız kalırdı…

İşte o an her şeyin bittiği andı, içim burkulur, yüreğim sızlar ve içimdeki sessiz çığlık feryad ederdi NİYE ? NİYE ? NİYE ?

Belli bir süreden sonra derisi yüzülür, yüksekçe bir yerde çengele asılırdı.

Kurbanın bedeni parçalara ayrıldıktan sonra benim işim başlardı. Rahmetli dedem elime bir kağıda yazılı liste verirdi. Her parçanın üstünde de kime verileceği yazardı. Kurban etleri iki atın çektiği faytona konurdu, ben de faytoncunun yanına otururdum, faytoncu zaten kimlere verileceğini bilirdi. Mahalle mahalle, sokak sokak et dağıttıktan sonra eve dönerdim.

Yıllar su gibi akıp gitti, görenekler, gelenekler, değişti. ALLAH RIZASI  için kesilen KURBAN geleneği, HAK İÇİN KURBAN, KÜP İÇİN KAVURMA” ya dönüştü.

Kurban geleneği öylesine modernleşti ki (!) toplu sünnet yapılır gibi, toplu kurban kesilmeye başlandı. Oysa bizim zamanımızda kurban kesildiğinde onun kanından anlımıza bir damlacık sürerlerdi. Şimdi yatır parayı bilmem hangi şirkete ver onlara vekalet, kessinler senin adına.

Hemen hemen zaman buldukça Kurban bayramı günü çaktırmadan kasapları gezer, kestikleri kurbanın etini kıyma yapmak ve parçalatmak için gelenleri izlerim.

İstanbul’da kurban kesim günü boğaz kana bulanır, kesim biter hayvanları iç organları dışarıda, giderek ağırlaşır ve insanı tiksindiren bir koku yayılır.

Adı nedir ? kurban kestim, sırf adet yerini bulsun, ego tatmin olsun diye sürdürülen bir gelenek, kurban derilerini kapmak için birbiriyle yarışan kurumlar.

Fazla değil 25-30 yıl önce Suudiarabistan’da kesilen kurbanlar kuma gömülüyordu, niye Etyopya’da, Afrika da insanlar açlıktan ölürken kesilen hayvanlar niye kuma gömülürdü ?

Merak ediyorum, bu bayram kurban kesenlerden kaçı 7 de bir parçasını kendisine ayırıp geri kalanını et alamayanlara dağıtacak. Ya da uygun bir yerde ocak kurup gelip geçene kurban kavurması ikram edecek ? Büyük bir olasılıkla HAK İÇİN KURBAN, KÜP İÇİN KAVURMA geleneği daha ağır basacaktır.

22.09.2015
Bu yazı 996 defa okundu.

Diğer Yazıları