YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

MEHMET KÜÇÜK GARDAŞ

 

MEHMET KÜÇÜK GARDAŞ

Saat 06:30…

Farzmış gibi faceye girdim…

Ve dondum…

Sanki bedenimden kanım çekilmiş gibiydi…

Atilla Karpınar’ın paylaşımını gördüm..

Mehmet Küçük abimizi (babamızı kaybettik) Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Ruhuna Fatiha’

Mehmet Küçük…

30 yıl öncesinde başlayan,arkadaşlık,dostluk…

Kahramanmaraş’tan Aydın’a ne zaman geldiğini bilmiyorum; ama, Mehmet hep,’GARDAŞ’ diyerek başlardı konuşmaya…

GARDAŞ yok artık…

Soyadı Küçük’tü ;ama kainatı kaplayacak kadar engin bir yüreği vardı…

Laf olsun gibi özentiyle değil yüreğinden seller gibi akan ses tonuyla GARDAŞ derdi..

Mehmet Küçük’ü yazarken onu omzuna astığı çantası,elinde fotoğraf makinasıyla Adnan Menderes Stadında fotoğraf çekmek için nasıl koştuğunu görüyorum…

Nereye GARDAŞ,nereye?

Mehmet’de yorgun basın emekçilerindendi; ama işini yaparken zıpkın gibiydi…kolay değildi hem fotoğraf çekeceksin,hem haber yazacaksın,sonra da emeğinin karşılığı primini almak için aylarca bekleyeceksin,gelip gelmeyeceği de belli değil..

Dedik ya gazetecilik bir sevdadır,

Gazeteci doğmuşsan anandan,ister okullu ol,ister alaylı çekersin bu mesleğin her türlü çilesini..

Hem gazetecilik salt okuyarak olmuyor ki,illede yaşayarak öğreneceksin…

Mehmet Küçük’de yaşayarak,terleyerek,çile çekerek gazeteciliğini sürdürdü..ağlamadan,sızlamadan,kendini acındırmadan…

En son gördüğümde seslendi:

-GARDAŞ  nasılsın?

-iyim Mehmet,sen nasılsın,neler yapıyorsun?

-Valla ne yapayım GARDAŞ torunlara bakıyorum..

Güle güle,GARDAŞ, güle güle

26.12.2016
Bu yazı 699 defa okundu.

Diğer Yazıları