YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

Merhaba

Bugün  1Mayıs 2015 Cuma…Aradan tam 38 yıl geçti,39.yıla girdi..

Daha üçüncü satırı bile nasıl yazacağımı düşünmeden belliğimin zihin ekranında canlanıverdi

1 Mayıs 1977”nin katliam tablosu..

Başlangıçta her şey doğaldı.DİSK”in kontrolünde  tüm katılımcılar Taksim Meydanı”daki yerlerini almışlardı..

Mahşeri  bir kalabalık vardı..kimi verilere göre 500-600 binkişi, kimi verilere görede de daha fazlaydı.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler kürsüde konuşurken,katılımcı gruplar kendi siyasal sloganlarını atıyorlardı..

Zaman zaman bu sloganlar yüzünden gerilim tırmanıyor;ancak DİSK”in görevlileri kararlı tutum  ve davranışlarıyla olabilecek her türlü provakasyonu önleyebiliyorlardı.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler”in konuşmasını yaptığı  platformdaki gazetecilerin arasındaydım.

Taksim Gezi Parkının içinde bulunan öğrencilerin başında İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan”ın eşi Reha İsvan vardı.Reha hanım İKD (İlerici Kadınlar Derneği) üyesiydi..

Taksim Meydanı”ndaki  yüksek binaların çatılarında mevzilenen  keskin nişancılar açık seçik görülüyorlardı..

Saat 18:00 sularındaydı , her şey planlandığı gibi sürüyordu ve böyle biteceği sanılırken,silahlar patlamaya başladı,kimi Sular idaresinin çatısından,kimi Kazancı Yokuşu”tarafından kimi de İnter Continental  Oteli tarafından ateş açıldığını söylüyordu.

Silah sesleri  eşzamanlı başladığı için toplum üzerinde psikolojik olarak çok etkileyici olmuştu.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler”in konuşmasını yaptığı platformda yanında olan yöneticiler ve  biz gazeteciler silah seslerini duyduğumuzda içgüdüsel olarak başlarımızı yere eğip kendimizi koruyacacak bir sığınak aramıştık.Koskoca platform göz açıp kapayıncaya kadar boşalmıştı..

Taksim Gezi Parkı”ndaki okalüpüst ağaçlarından yapraklar dökülüyordu…Daha emin bir yer bulup sığınmak için koşarken Reha İsvan hanımı gördüm…

O küçük çocukları kurşun yağmurundan korumak için ana gibi kollarını açmış,onları sarmalamış bedenini siper etmişti..

Koşamadım..

Utandım

Benim de canım tatlıydı;ama Reha Hanımı öyle görünce dökülen yaprakları,vızıldayan kurşunları unuttum ve Reha hanımın yanında yer aldım…

Ve ne gariptir ve ne garip bir duygudur..

Bir kurşuna hedef olup ölmemek için kaçıyorsunuz,sonra çocuklarını korumak için kendini kalkan etmiş bir anayı görmek size ölüme meydan okumayı öğretiyor..

Reha hanım beni yanında görünce sadece güldü…ben de bir şey söylemedim,söyleyemedim.sonra bir de baktım ki bizim gibi onlarca insan o bebeleri ölümden korumak için,onları kucaklamış,sırtlarını kurşunlara  dönmüştü..Dönenler arasında beyaz kalkanlı polisler de vardı ve  ağlıyorlardı…

Silahlar susmuştu..

Hep birlikte o küçük çocukları güvenli bir biçimde araçlara bindirdik..

Taksim Meydanı”na döndüm..

Gördüğüm insan cesetlerinin hangisi çekeceğimi  şaşırdım..

Bu şaşkınlık içindeyken elinden geldiğince hızlı koşmaya çalışan sarışın bir kadın…

O sarışın kadın bir anda kendisini kovalayan panzerin devasa tekerlekleri arasında ezildi…

Panzer hiçbir şey olmamış gibi aynı süratle Gümüşsuyu yönüne doğru uzaklaştı..

Şoka girmiştim…O günden beri ne zaman 1 Mayıs 1977”yi düşünsem o sarışın kadının ezilişi gözümün önüne gelir,şimdiki gibi..

1 Mayıs 1977 Pazar günü yaşanan bu katliamdan sonra ne hikmetse İstanbul”u  Anadolu”ya bağlayan karayollarında hendekler içinde cesetler bulundu..Ölenlerin sayısı,33”mü,37”mi yoksa daha fazlamıydı,belli olmadı…

 

Bugün 1 Mayıs 2015..

Ardan 38 yıl geçti,39.yıla girdi kanlı 1 Mayıs 1977..

Neden oldu,niye oldu,kim yaptı,yapanın amacı neydi ?

İşte bu sorulara yanıt ararken siyasi kimliğimizden sıyrılıp,yurtsever kimliğimizde  birleşebilseydik    aslında bilinen;ama bizim bilmemizi istemeyen karanlık organize  güçlere karşı zafer kazanmış  ve  ülkemiz üzerinde oynanan  oyunların bilincinde olurduk..

Zaman geçti mi ?

Hayır.

Tarihimize katliam olarak yazılan 1 Mayis 1977”nin yinelenmiyeceğini kim garanti edebilir ?

 

Bugün  Mayıs 2015…38-39 yıl önce İstanbul”da profesyonel gazeteci olarak yaşadığım bu anımı sizlerle paylaştım..

Emekli gazeteci tanımı yasaların açılımıdır,yoksa gazeteci doğan bir insan ölünceye kadar gazetecidir.

Aradan uzunca yıllar geçti;ama ben bugün,yani 1 Mayıs 2015 Cuma günü yıllar önce olduğu gibi mesleki sorumluluğumu üstlenerek sizlere  NEREDE KALMIŞTIK ? diyorum.

O4 Mayıs Pazartesi günü KOVAN adlı köşemde buluşmak üzere..sevgiyle kalın.

01.05.2015
Bu yazı 990 defa okundu.

Diğer Yazıları