YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

MERHABA...

 

 

Bugün 1Mayıs 2015 Cuma…Aradan tam 38 yıl geçti,39.yıla girdi..

Daha üçüncü satırı bile nasıl yazacağımı düşünmeden belliğimin zihin ekranında canlanıverdi

1 Mayıs 1977”nin katliam tablosu..

Uzun bir süre ara verdiğim gazeteciliğe,1 Mayıs 1977 yılında İstanbul”da yaşayarak tanık olduğum kanlı 1 Mayıs olaylarını  yukardaki satırlarla başlayan yazımla  başlamıştım.

Yaşarken zamanın nasıl aktığının farkında olamıyoruz;ama düşündüğümüzde  ister istemez,’vay be aradan 39 yıl geçmiş,yani 40.ncı yıla girmiş diyoruz.

Şundan çok eminim,1 Mayıs 1977 olaylarını yaşayanlar için Taksim’de meydana gelen olaylar hala aynı etkisini ve sıcaklığını koruyor;çünkü  dört bir yandan yağan mermiler ağaçlardaki yaprakları düşürürken orada bulunan birisinin serseri bir kurşuna hedef olabileceğini düşünmemiş olması olası değil.Silah seslerinin yarattığı ölüm korkusu saniye saniye bilinçaltımıza girerek hafıza kayıtlarımızdaki  yerini aldı.

1 Mayıs 1977’ deki  Taksim olayları yapılacak araştırmalarla elde edilecek yeni bilgilerle daha çok aydınlatılabilir.Yeni hiçbir bilgi bulunamasa bile,bilindiği haliyle geleceğe  uzanır ve zaman içinde etkisini yitirerek geçmişin sayfalarında ki yerini alır.

Peki 1 Mayıs 1977 Taksim olaylarından sonra  işçi sınıfı ve sendikalar da gelişime yönelik  değişimler olmuş mudur ? yoksa tam tersi gerileme mi olmuştur ?

Sendika üyesi işçilerin sendikalarına ödemesi gereken yasal ödentilerini devlet ödüyorsa siz buna  sınıf sendikacılığı demeyi  unutun.Hem senin ödentini verecek hem de grev yapmana izin. Geçiniz…

O yıllardaki sendikacılıkla şimdiki sendikacılık ne durumdadır ?

Emperyalizm,hedefine ulaşmak için insan egosunu kullanmasını çok iyi bilir.Kilit noktalardaki insanları kendi sistemine almak için onların ihtiyaçlarını ,hedeflerini,arzularını tek tek saptayarak  yavaş yavaş beslemeye başlar..

Kimisi  ödün vermez sosyalisttir…

Kimisi  katıksız milliyetçi…

Kimisi  katıksız devrimci…

Kimisi  halkın içinden gelmiş halk çocuğudur

Emperyalizm,sosyaliste,kapitalist olması,milliyetçiye,devrimci,devrimciye milliyetçi,halk çocuğuna burjuva çocuğu olması için mavi boncuk dağıtmaz,onların konumlarını korutarak örgütlerini içten çökertir,kaos yaratır,bu örneği siyasi partilerimizde bol bol görebiliriz.Bir zamanların ünlü solcularının daha sonra bakanlık uğruna nasıl Akp”ye geçtiklerini,yoldaşları kurşunlara hedef olurken samanlıkta saklanarak günümüze kadar yaşayıp,solun tam tersine hizmet edenleri görmekteyiz.

Bugün 1 Mayıs 2016 Pazar …

1 Mayıs 1977’nin üzerinden 39 yıl geçti,40 (KIRKINCI YIL) a girdi…

Ve hala  1 Mayıs şöyle kutlansın,yok böyle kutlansın sulandırmalarıyla meydan okumalar..

1 Mayıs İşçi’nin,emekçinin bayramıdır,birilerinin 1 Mayıs’ı  Luna Park’a  çevirmesine izin vermek,sessiz kalmak,kabullenmek için gerekçeler üretmek  sınıf sendikacılığının değil,sendika ağalığının  sermayeye hizmetidir.

Unutmuş olanlara anımsatmak amacıyla geçen yıl ki yazımı tekrar özetleyerek paylaşıyorum.

Mahşeri bir kalabalık vardı..kimi verilere göre 500-600 binkişi, kimi verilere görede de daha fazlaydı.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler kürsüde konuşurken,katılımcı gruplar kendi siyasal sloganlarını atıyorlardı..

Zaman zaman bu sloganlar yüzünden gerilim tırmanıyor;ancak DİSK”in görevlileri kararlı tutum ve davranışlarıyla olabilecek her türlü provakasyonu önleyebiliyorlardı.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler”in konuşmasını yaptığı platformdaki gazetecilerin arasındaydım.

Taksim Gezi Parkının içinde bulunan öğrencilerin başında İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan”ın eşi Reha İsvan vardı.Reha hanım İKD (İlerici Kadınlar Derneği) üyesiydi..

Taksim Meydanı”ndaki yüksek binaların çatılarında mevzilenen keskin nişancılar açık seçik görülüyorlardı..

Saat 18:00 sularındaydı , her şey planlandığı gibi sürüyordu ve böyle biteceği sanılırken,silahlar patlamaya başladı,kimi Sular idaresinin çatısından,kimi Kazancı Yokuşu”tarafından kimi de İnter Continental Oteli tarafından ateş açıldığını söylüyordu.

Silah sesleri eşzamanlı başladığı için toplum üzerinde psikolojik olarak çok etkileyici olmuştu.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler”in konuşmasını yaptığı platformda yanında olan yöneticiler ve biz gazeteciler silah seslerini duyduğumuzda içgüdüsel olarak başlarımızı yere eğip kendimizi koruyacacak bir sığınak aramıştık.Koskoca platform göz açıp kapayıncaya kadar boşalmıştı..

Taksim Gezi Parkı”ndaki okalüpüst ağaçlarından yapraklar dökülüyordu…Daha emin bir yer bulup sığınmak için koşarken Reha İsvan hanımı gördüm…

O küçük çocukları kurşun yağmurundan korumak için ana gibi kollarını açmış,onları sarmalamış bedenini siper etmişti..

Koşamadım..

Utandım

Benim de canım tatlıydı;ama Reha Hanımı öyle görünce dökülen yaprakları,vızıldayan kurşunları unuttum ve Reha hanımın yanında yer aldım…

Ve ne gariptir ve ne garip bir duygudur..

Bir kurşuna hedef olup ölmemek için kaçıyorsunuz,sonra çocuklarını korumak için kendini kalkan etmiş bir anayı görmek size ölüme meydan okumayı öğretiyor..

Reha hanım beni yanında görünce sadece güldü…ben de bir şey söylemedim,söyleyemedim.sonra bir de baktım ki bizim gibi onlarca insan o bebeleri ölümden korumak için,onları kucaklamış,sırtlarını kurşunlara dönmüştü..Dönenler arasında beyaz kalkanlı polisler de vardı ve ağlıyorlardı…

Silahlar susmuştu..

Hep birlikte o küçük çocukları güvenli bir biçimde araçlara bindirdik..

Taksim Meydanı”na döndüm..

Gördüğüm insan cesetlerinin hangisi çekeceğimi şaşırdım..

Bu şaşkınlık içindeyken elinden geldiğince hızlı koşmaya çalışan sarışın bir kadın…

O sarışın kadın bir anda kendisini kovalayan panzerin devasa tekerlekleri arasında ezildi…

Panzer hiçbir şey olmamış gibi aynı süratle Gümüşsuyu yönüne doğru uzaklaştı..

Şoka girmiştim…O günden beri ne zaman 1 Mayıs 1977”yi düşünsem o sarışın kadının ezilişi gözümün önüne gelir,şimdiki gibi..

1 Mayıs 1977 Pazar günü yaşanan bu katliamdan sonra ne hikmetse İstanbul”u Anadolu”ya bağlayan karayollarında hendekler içinde cesetler bulundu..Ölenlerin sayısı,33”mü,37”mi yoksa daha fazlamıydı,belli olmadı…

Bugün 1 Mayıs 2016 Pazar…

Aradan 39 yıl geçti, 40.ncı yıla girdi..

1 Mayıs 1977  kutlamalarını kim kana buladı,neden buladı,onca insan niye canından oldu ?

Ve ne acıdır ki aradan 39 yıl geçmiş olmasına karşın hala bu sorular cevapsız

30.04.2016
Bu yazı 877 defa okundu.

Diğer Yazıları