YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ÖFKE BALDAN TATLIDIR.

ÖFKEYLE KALKAN ZARARLA OTURUR.

Öfke hakkında daha bir çok söz bulunabilir. Benim sizlerle paylaşmak istediğim öfkenin toplum içinde bilinen anlamının dışına çıkmak ve NLP öğretilerine göre değerlendirmek; çünkü  öfkelendiğimizde karşımızdaki insanı kırarız, sonra pişman olup gönül almaya çalışarak bağışlanmayı bekleriz.

Ya da bizi kırdığı için özür dileyen birisinin özrünü kabul etmekte hemen karar veremeyiz. Bizi kıran kişinin özür dileme yöntemi, bizi içsel olarak tatmin etmiyorsa bağışlamak konusunda önyargılı davranabiliriz.

Bireyler arasında çıkan her türlü sorunun altında iletişimsizlik yatar. İletişim iki kişinin birbirleriyle zihin ve beden diliyle bağlantı kurmasıdır, bu bağlantı uyumluysa bireylerde yüz hatları ve beden rahat görünür.

Beş duyumuzla algıladığımız  olayları içsel filtrelerimizden geçirerek değerlendiririz ve davranışımız olarak  dışımıza yansır  ve insanlar bizi  bu yansımayla değerlendirirler.

Öfke duygusunu üreten kişi ile hedef kişi arasındaki farklı etkilenme, beş duyumuzun içindeki bu algılama filitrelerinden kaynaklanır. Örneğin: birisinin davranışından dolayı öfkelenmiş ve bu duygumuzu sözcüklerle karşımızdaki insana aktarıyorsak kullandığımız sözcüklerin anlamı  karşımızdaki insanın işitsel olması durumunda daha güçlü olur; çünkü işitsel insanların önceliği duymaktır. İşitsel bir insana, ses tonunu yükselterek ”sen söylediklerimi anlamıyorsun; çünkü beni dinlemiyorsun. Ne zaman beni anlayacaksın ?” dediğimizde o kişiyi en can alıcı yerinden vurmuş oluruz. Bu öylesine duyarlı bir durumdur ki,yazışırken bile, işitsel kişi sözcükleri duyuyormuş gibi alınganlık gösterebilir.

Görsel bir insan için durum değişiktir; çünkü o gördükleriyle, baktıklarıyla ilgilenir. İşitsel bir insana söylediklerinizi görsel bir insana söylediğinizde onun önceliği görmek olduğundan dolayı, söylediklerinizi anlamaya çalışır, hemen etkilenmez;ama “yaptığın işi görüyor musun ? bir çuval inciri berbat ettin, bakar kör müsün ?” gibi sözcükler kullandığınızda iş değişir, karşınızdaki kişinin önceliğine hakaret ettiğiniz için hemen tırnaklarını gösterir..

İstanbul”dayken ilginç bir olay yaşamıştım. Bir arkadaşım boşanmaya karar veren 50 yıllık bir çiftle ilgilenmem için bana getirmişti. Karadenizli  oldukça kalabalık bir aileydi.

Oğullar, kızlar, gelinler, damatlar sirke gelir gibi ofise gelmişlerdi, onlara belli etmeden önce sohbet ettim. Adam görsel kinestetikti, karısı işitsel-görseldi . Yani en küçük bir tartışma saatler sürebildiği gibi günlerce de sürebilirdi. Karşılarına oturup, ilgilerini çektikten sonra.

-50 yıllık bir evlilikten sonra boşanmaya karar verdiğinize göre sorun oldukça önemli olmalı, dedim. Önce adam konuştu: ”Benim hatun iyidirde, keçi gibi inatçıdır” dedi., karısı da ”ya.. ben inatçıyımda sen sanki meleksin, asıl inatçı olan sensin” diye  karşılık verdi.

-en son tartışmanızın konusu ne , diye  sordum. Adam;

-kavgamızın sesebi Volkan Konak”tır, dedi. Niye, diye sordum, yine adam konuştu.

-tutturmuş illaki beni Volkan Konak”a götür diye. Gittim ona Volkan”ın bütün kasetlerini aldım geldim;ama hora geçmedi, hepsini attı. Adama peki dedikten sonra kadına döndüm.

-siz ne diyorsunuz ?,diye sordum.

-doğru söylüyor; ama beni anlamıyor, ona diyorum ki Volkan konağı canlı canlı dinlemek istiyorum. O bana cansız kasetlerini getirmiş,napacam ? dedi.

-50 yıl evliliğiniz nasıl geçti ? ikisi aynı anda

-işte boyle, geçti, dediler.

Sonra oturdum onlara görsellik, işitsellik, kinestetik olmak nedir onu anlattım, can kulağıyla dinlediler. Aynı sözcükleri kendi filtrelerine göre yeniden kurguladık.

Kadın kocasına,” adam beni Volkan Konak”a götür, onu canlı canlı dinlemek istiyorum.” Dedi. Kocası da ona “hay hay hanımım, götüreyim  onu göre göre doya doya dinle .”dedi.

Kadına sordum, kocanızın bu konuşma şekli nasıl ? Kadın gülerek cevap verdi:

-keşke hep böyle olsa.. Adama sordum, karınızın bu cevabına ne diyorsunuz ? Adam tebessüm ederek,başını sağa sola çevirerek , ”bunca yıl sudan sebeplerle birbirimize küstük, kırdık keşke daha önce öğrenseydik, ne kadar da kolaymış. Hay benim keçi inadım..”

Ya ben ? çok sevdiğim, çok değer verdiğim bir insanı kırmış olmanın üzüntüsünü neredeyse bir yıldır yaşıyorum. Hem NLP eğitmeni ol, bu tür sorunların çözümünde yardımcı ve başarılı ol sonra gel çok sevdiğin, değer verdiğin insanı kır…özürüm kabahatimden büyük…

Burada önemli bir noktada, öfkenin bu duygunun üreticisini de, mağdurunu da her anlamda olumsuz etkiliyor olmasıdır. Sağlıklı bir zihin, beden ve ruh için  negatif duygulardan arınmak gerekiyor, arınmakta çok kolay. inanarak, isteyerek “ONU DA KENDİMİ DE AFFETTİM, YAŞANDI BİTTİ.” Diyerek, yeniden MERHABA diyebilmek. MERHABA !

10.02.2016
Bu yazı 1195 defa okundu.

Diğer Yazıları