YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

SAHNE KORKUSU-KAMERA TUTSAKLIĞI GAZETECİLİK

Sunum yapmak, şiir okumak ya da bir konuda konuşmak için sahnedesin…

Bu işi yaparken önünde KÜRSÜ  varsa o sana destek olabilir; ama yoksa, aşağıdan baktığında küçük görünen o sahne, içine  girdiğinde  birden bire devasa bir boyuta ulaşabilir..

Sen  bir çift gözle çevrene bakarken, birden  sana bakan gözlerin tutsağı olursun.

SAHNE KORKUSU başlamıştır,kollarını,ellerini nereye koyacağını bilemezsin,sürekli aynı yerde durursan,önce rahatlar gibi olursun,sonra çakılır kalırsın,yürürsen adımlarını küçük mü ,büyük mü attığını düşünürken sahnenin öteki ucuna gelmiş olursun,geldiğin yöne dönmek isterken farkında olmadan seyirciye sırtını dönerek yaparsan hayatının hatasını yapmış olursun,korkunu  denetleyemezsen geçmiş olsun, zalim saldırıların hedefi olursun.

Kamerayla karşı karşıya isen, OBJEKTİF  seni tutsak etmek için sürekli gözlerinin önünde büyür ve seni  transa sokarak kendine çeker. KAMERA KORKUSU  başlamıştır, GÖZLERİNİ denetleyemezsen yapman gereken ne varsa hepsini unutursun ve kölenin efendisine olan koşulsuz bağlılığı gibi OBJEKTİFE konuşur durursun…

Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin ödül töreninde programı sunan Mehmet Özçakır ,kürsünün arkasından sunum yaparken salonu nasıl görüyordu acaba ? Nasıl gördüğünü anlamamız için  kendimizi onun yerine koyarsak  hataların  İDAM CEZASI gerektirmediğini de anlarız.

Mehmet Özçakır’ın  kürsünün arkasında fiziki yapısı ve rahat davranışlarıyla beden dilini oldukça iyi kullandığını söyleyebilirim. Adları söylerken okuduğu metin üzerinde göz kaymasının olumsuz etkileri sözcüklere yansıyınca bilinçaltının gadrine uğramış oldu.

Bence,Mehmet Özçakır gelecek yıl da sunum yapmalı ve bunu şimdiden düşünmeli ;çünkü eğer yapmazsa bu durum bir korku olarak onun bilinçaltına girerek yerleşecektir ve Özçakır yaşamı boyunca sunumdan kaçacaktır ; ama üstüne bilinçli olarak giderse korkunun yerini bilinçli  özgüven alacaktır.

Sadece Mehmet Özçakır’a değil herkese aynı eylemi öneriyorum.

Eski dostum,meslektaşım Tuncer Altıntaş,konuyla ilgili olarak Denge Gazetesi’ndeki köşesinde gözlemlerini paylaşmış.Haklı olarak eleştirileri var; ama …

AGC yönetimi  bu yıl  ezber bozmak adına ödül alanları önceden açıklamadı, bu konuda benim düşüncem Aydınlı gazetecilerin bu geleneğe ne denli önem verip vermedikleri belli olacaktı…

Bu tür gelenekler gazetecilik mesleğini cazip kılmak , canlı ve kalıcı tutmak için sürdürülür.

GAZETECİ TOPLUMA OLAN GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKLE ZATEN ÖDÜL ALIR.  EN BÜYÜK VE KALICI ÖDÜL DE BUDUR.

Geçen yılki ödül töreninde rahmetli Mehmet Panayırcı’nın adı bile okunmamıştı,Bu törende Panayırcı’nın eşi ve kızları da aramızdaydılar.Ayrıca bizim kuşağın foto Nihat abisinin damadı  Fevzi Aksoy’da ..

Çok yakında kaybettiğimiz Aydın’ın yetiştirdiği  İrfan Adalıoğlu adına da ödül verilmesi de olumlu bir adımdır.

Ödül töreni hazırlıkları sırasında AGC Başkanı Semra Şener,Aydın’da yetişmiş ve vefat etmiş gazetecilerin kimler olduğu konusunda yardımcı olmamı istedi.Bildiklerimi söylerken acı bir gerçekle  karşılaşıtım:

Ne Tuncer Altıntaş’ın AGC başkan yardımcısı olduğu yıllarda,ne de 18 yıl kesintisiz başkanlık yapan Mustafa Çezik ve bir önceki başkan Suat Deniz döneminde bir Allahın kulu çıkıpta  Aydın’da yetişen gazetecilerin,gazete sahiplerinin kimler olduğunu araştırmış.Aslında  bu ayıp gelmiş geçmiş tüm AGC yönetimlerine yeter de artar bile.

Her yönetim nalıncı keseri gibi kendine yontmuş.

Onursal başkan olmak, adına ödül töreni düzenlenmesi   güzel de Aydın’da gazetecilik ne zaman başlamış, kimler gazete çıkarmış,gelecek genç kuşak gazetecilere neler taşınmış,onların yararlanması için nasıl bir arşiv oluşturulmuş gibi esas onur verici  gazetecilik görevi yerine getirilmemiş.

Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semra Şener,bu  göreve soyunmadan önce sık sık görüştük,bana geçmişe yönelik sorular sordu,projelerin anlattı,ben diyerek değil biz diyerek nasıl yapabileceğini sordu.Onun niyetini  anladığım ve içtenliğine inandığım için yardımcı olacağıma söz verdim ve cemiyet genel kurulunda bana inanan arkadaşlarıma anlattım ve sonunda Semra Şener seçildi.

Aydın’da gazeteciliğin gelişmesi için lokomotif görevi bizi USTAM diyerek onurlandıran gazetecilerden çok bize düşer Tuncer kardeşim.USTALIĞI HAK ETMEK İÇİN DE USTA YETİŞTİRMEMİZ GEREKİR..

 

02.08.2016
Bu yazı 850 defa okundu.

Diğer Yazıları