YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ŞOVMEN= ÇAKMA SİYASETÇİ

ÇAKMA SİYASETÇİ= ŞOVMEN

Yeni Asır Gazetesi Aydın Bürosu sorumlusu idim. Bir yıl sonra da aynı gazetenin Ege Bölge sorumlusu oldum.

Başlangıçta her şey yolunda, fuar zamanı olduğu için sanatçılar, özellikle kadın sanatçılar geceleri gazeteye gelir, magazin servisindeki muhabirlerle sohbet ederlerdi, yine böyle bir günde, bir foto muhabiri hava atarcasına bana seslendi: ”HEY TAŞRA MASASI ŞEFİ, HALA GELMEDİ Mİ FİLM ?”  tabiri caizse, işte o zaman benim kablolar birbirine değdi ve ben kısa devre yaptım. Hava attığı insanların yanında,”geldi, geldi karanlık odaya gir, filmi yıka”dedim. Arkasından ben de girdim, kapıyı içerden kapattım  ve karanlık oda sorumlusu rahmetli Osman Öksüz’ün radyosunun sesini sonuna kadar açtım…

O arkadaşım bir daha TAŞRA sözcüğünü ağzına almadı; ama ben zihnime yazdım…

TAŞRA sözcüğü genelde İstanbul’da  Anadoluyu tarif ederken kullanılır; ama ne gariptir ki küçümsemek anlamında TAŞRA diyen zavallıların çoğu da Anadolu’nun herhangi bir köşesinden gelmiştir İstanbul’a..yani ne oldum delisi olmuştur, rahmetli anacığım böyleleri için,”KESTANEDEN ÇIKMIŞ KABUĞUNU BEĞENMİYOR” benzetmesini kullanırdı.

Bu zavallılar, İstanbul’da palazlanmaya başladıklarında egoları şişer, kimisi, para babası olur, kimisi mafya babası, kimisi gazeteci, kimisi de televizyoncu olur, yolları teper. Yüzleri eskimeye başladıklarında egoları onları dürter, yeni yeni arayışlara girerler, suret-i haktan görünürler. Birde bakmışsınız siyasete soyunmuşlar hem de muhalefet partisinden, neden öyle olduğunu anlayamazsınız; çünkü o daha önce iktidar partisinden yararlanmak istemiştir; ama aforoz edildiği  için muhalefet partisi saflarına katılarak kendini TAŞRA dediği yerde KRAL göstermenin planlarını yapar; çünkü ona göre Anadolunun hangi yöresi olursa olsun orada yaşayan insanlar henüz yozlaşmadıkları için onu bağırlarına basacaklarını bilir.

Sinsi bir kurnazlık ve Makyevelist bir yaklaşımla insanlara dostluk kurar, para harcayarak onlara önem verdiğini gösterir, oysa harcadığı para KAZ GELECEK YERDEN TAVUK ESİRGENMEZ” yalakalığıdır.

Yeniden gündeme gelmek için bulduğu her fırsatta avaz avaz bağırır.

Yeminler eder, ”Vallahi billahi ben sizleri çok sevdim, burada kalmaya geldim, simitçinize, minibüs şoförünüze hayran oldum.” Der, seçilemeyince ertesi gün PIIIIIR.

Öylesine ödünsüz Atatürkçü’dür ki (!) senin Atatürkçülüğüne sı…yım”diyecek kadar, ileri gider. Aslında o sözü bilinçli olarak söylemez; çünkü bilinç insanı durdudur, düşündürür. Sı..yım demişse o dil sürçmesidir ve Freud’a göre bilinçaltının dışavurumudur, yani niyettir. Siz hiç gercek bir ATATÜRKÇÜ’nün birbaşkasına “senin Atatürçülüğü”ne sı..yım” dediğini duydunuz mu ? bunu ne  Apo, ne PKK, ne Ermeni, ne Rum, ne Yunan, söyledi..sadece şimdiye dek o söylemeye talipoldu.. ve söyledi..demek ki muradı, niyeti buymuş…

İnsan önce şovmen, sonra siyasetçi olursa, siyasetciliğinin  alt yapısı olmadığı için ÇAKMA olur.

Çakma siyasetçi, şovmenlik yaparsa, amacı uğruna Makyevelizmi seçmiş olur ki bununda bugünkü adı OMURGASIZLIKTIR…

Yani GELEN AĞAM GİDEN PAŞAM..

Bu tür omurgasızların bilmediği bir gerçek var…

TAŞRA diye küçümsediğiniz yörelerde ilgi, sevgi görüyorsanız bu Anadolu insanının saflığındandır, salaklığından değil. Üç beş kişi yüzüne güldüyse sanma ki herkes aynı, ve hiç ummadığın bir zamanda biri çıkar sana derki “SEN BU KAFAYLA, ATATÜRKÇÜLÜĞÜME KÜFREDEREK Mİ BENİ TEMSİL EDECEKSİN ?”

 

14.10.2015
Bu yazı 1307 defa okundu.

Diğer Yazıları