YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

TAVUK GİBİ YAŞAYIP ÖLEN KARTAL

Zirvesindeki yalçın kayalıklara kartalların yuva yaptığı bir  dağ ,dağın eteklerinde yaşayan çiftçi bir aile,çevresi çitlerle çevrili bahçe..içinde tek katlı;ama bir çok odası olan bir ev,ahır,kümes,saman yığınları, inekler,koyunlar,kuzular,köpekler,tavuklar,su kuyusu etrafında dönüp dolaşan kazlar,ördekler ve bahçede dut ağacına yapılmış salıncakta sallanan çocuklar..

                                                                                           xxx

Yeryüzünden enaz 200-300 metre yükseklikte,gökyüzünün engin maviliğinde süzülen ve  gözleriyle yeryüzünü tarayan koca kanatlı kartal birden,kanatlarını yanlarına çekip yeryüzüne doğru başdöndürcü  bir hızla dalışa geçti…

 

Tarla faresi,yılanı fark etmişti;ama geç kalmıştı.Yılan avını yutmaya başlamıştı ki,birden bulunduğu yer karardı.O da geç kalmıştı.Kartalın pençelerinde umutsuzca kıvrandı durdu,yeryüzünü son görüşüydü..

 

Ana kartal yuvasında yavrularını bekliyordu,baba kartal boyu neredeyse iki metreyi bulan yılanı yuvaya getirdiğinde,kanatları henüz tüylenmeye başlamış yavrular kırmızı gagalarını açarak,ses çıkararak “ben buradayım”diyorlardı..

                                                                                           xxx

Komşu kartal yuvasında da bir telaş vardı..yumurtalardan birisi yoktu..ana kartal,baba kartal arayıp durdular;ama bulamadılar.Yumurta kaybolmuştu..

                                                                                            xxx

Öykü bu ya..nasıl olduysa oldu..komşu kartal yuvasındaki bir yumurta o koskocaman,yalçın kayalıklardaki yuvasından aşağı düştü ve kırılmadan yuvarlana yuvarlana çiftçi ailesinin kümesinin önünde durdu.

Tavuk bir o yumurtaya baktı bir de kuluçkada ki kendi yumurtalarına,bir anlam veremedi,içgüdüsel olarak,kanatlarının yardımıyla o yumurtayı da ötekilerinin yanına yerleştirdi.

 

Horoz ve tavuk yumurtadan çıkan civcivlerini heyecanla seyrederken,içlerinden birisinin farklı oluşunun nedenini bulamıyorlardı.Günler geçiyor civcivler büyüyorlardı,yukarıdaki kartal yavruları da uçmaya başlamışlardı…

Çiftlikteki civcivlerden birisi yani o,kartal yuvasından düşen..sürekli gökyüzüne bakıyor,süzülerek uçan kartallara imreniyordu,dayanamadı annesine sordu:”anne ben ne zaman uçacağım ?” annesi:”yavrum insanoğlu bizi yüz yıllar önce evcilleştirdi,uçma yeteneğimizi yitirdik;ancak bir tehlike anında kanat çırparak belli bir mesafeye uçabiliyoruz.Hepsi bu “dedi.

 

Günlerce,aylarca hatta yıllarca gökyüzünde süzülerek uçan kardeşlerine baktı,birkaç kez uçmayı denedi;ama uçamadı..hep iç geçirdi,için için ağladı….Ve birgün tavuk annesi yavrusunun kıpırdamadan yattığını gördü,yanına gitti..gördü ki ölmüş..

 

Tavuk anne,yavrusunun gözlerine baktığında onun gözbebeklerinde gökyüzünde uçan kartalları gördü…

                                                                                      xxx

Bu öyküden sonra şöyle kendimize birazcık zaman ayırıp yaşamımızı gözden geçirmeye ne dersiniz ? cesaretiniz var mı ?..Merak etmeyin ne düşündüğünüzü sizden başka kimse bilmeyecek;ancak varsa içinizdeki kartalın farkına varacaksınız..yoksa zaten …

                                                                                       xxx

SORALIM KENDİMİZE:

BEN KİMİM ?

KARTAL MI YOKSA  TAVUK MU ?

AÇILSIN KAPILAR BİLİNCE GİDELİM,KENDİ YAZGIMIZI KENDİMİZ YAZALIM..

 

 

 

Değişik sorunları nedeniyle  başı dertte olan insanlar,mantıklı düşünmekte ve akılcı hareket etmekte zorluk çekerler.

İzleyebilecekleri kolay bir formül,basit ve belirleyici,işe yarayacağı kesin bir yol gösterilmesini isterler ve genellikle işlerinin çabuk halledilmesini beklerler.Yani bir tür sihirbazlık gibi..

Dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso da diyor ki:” ESKİNİN YOK EDİLMESİ YENİNİN DOĞUMUNU SAĞLAR.YARATICILIK HER ŞEYDEN ÖNCE YOK ETME HAREKETİDİR.”

Yani yaşamımızı  yeni baştan düzenleyeceksek,bizi sınırlandıran kalıplarımızdan kurtulmamız gerekir.Peki bu nasıl olacak ?

Diyelim ki dedenizden ya da ninenizden oldukça büyük bir arazi,tarla size miras kaldı;ancak tarlanızı gezdiğinizde irili ufaklı taşların,oldukça büyük kayaların ve de yaban otlarının istila ettiğini gördünüz.Ne yapmanız gerekiyor ? Öncelikle büyük,sonra küçük daha sonra da çakıl taşlarını ve sonunda da yaban otlarından temizlemeniz gerektiğini anlıyorsunuz.Zihnimizi bu tarla gibi düşünürsek,onu daha üretken yapabilmek için  olumsuz alışkanlıklarımızdan arındırıp geleceğimizin tohumlarını ekebileciğimiz bir duruma getirmemizin olmazsa olmaz bir koşul olduğunu anlıyoruz.

UYGULAMA:

Şimdi ağzı geniş bir sürahiyi yarısına kadar suyla doldurun.Sürahi bir masanın üzerinde dursun,sürahinin içindeki su durgundur.Şimdi onun içine bir ağırlık atın,küçük bir şey “CUP” diye bir ses duyacaksınız.Sonra sürahiyi elinize alın ve yavaş yavaş çalkalayın,su dalgalansın işte bu sıra da yine içine  küçük bir ağırlık atın,”CUP” sesini duymayacaksınız.

Zihnimizin bir şeyi algılaması ve kaydedmesi için  durgun bir su gibi sakin, şeffaf,berrak olması gerekir.

Gözlerinizi kapayın,bir tepedesiniz ve koca bir çınar ağacına yaslanmışsınız.Gökyüzünde gümüş bir tepsi gibi görünen ay ve aşağıda bir göl,suyu şeffaf,berrak ve durgun.Ayın görüntüsü göle yansımış.sessizliği dinliyorsunuz.İşte o gölü zihniniz olarak hayal edin,durgun,şeffaf,berrak,rahatlıyorsunuz,ayak parmaklarınıza odaklanın gevşediğinizi hissedin ve içinizden tüm bedenim gevşiyor,rahatlıyorum diyin.Ve zihninize,bedeninize odaklanın gevşediğinizi hissedin..

Gözlerinizi açtığınızda kendinizi çok dinç ve zinde hissedeceksiniz.

SABAHLARI BİLİNCİ AÇMAK İÇİN :Yataktan çıkın,bir başka yere gidin ve sırtüstü yatın.Sol elinizin başparmamğı ile burnunuzun sol deliğini kapatıp,sağ deliğinden içinizden dörde kadar sayarak nefes alın,dörde kadar sayarak tutun,dörde kadar sayarak aynı delikten verin,dörde kadar sayarak nefessiz kalın ve tekrar dörde kadar sayarak alın.

Bu çalışmayı üç kez yaptıktan sonra üçkez de tersini yapın,nefes alış verişlerinizi yavaşça yaparsanız başınız dönmez;ama bittikten sonra güne daha farklı bir enerji ve bakış açısıyla başlayabilirsiniz.

Önerdiğim bu çalışmaları alışkanlık edinirseniz farklı ve farkındalıklı bir yaşama başlamış olursunuz.Fazla değil bir –iki hafta içinde daha etkililerini isteyebilirsiniz.

 

Daha önceki yazılarımda pozitif yaşamanın çaba,emek,ilgi istediğini belirtmiştim.Deneyin,yararını görürseniz

sürdürürsünüz,görmezseniz yine eski yaşamınızı sürdürürsünüz.

 

Kim bilir belki de içinizdeki kartalı keşfedersiniz..

 

Kendinize iyi bakın,sevgilerimle..

22.05.2015
Bu yazı 1158 defa okundu.

Diğer Yazıları