YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

TÜRKİYE NERE KORE NERE (5)

 

ÇİNLİ SUBAYLARIN KORKULU RÜYASI:YÜZBAŞI  HAMİT  YÜKSEL

Esir kampında Kızıl Çinliler ilk olarak tüm esirlerin üzerindeki rütbe işaretleri bulunan elbiseleri  çıkaratarak herkese  düz ve tek tip olan elbise giydirirler.Çok kısa bir süre sonra bu taktikleri  meyvelerini vermeye başlar,BM ordusundaki çeşitli ülkelerin askerlerinde rütbesiz olmanın disiplinsizliği başlar,bu yetmiyormuş gibi 100 esirin bulunduğu bir bölüme;ancak 20-25 kişiye yetecek kadar ekmek ve yemek getirilip dağıtılmadan ortaya konurmuş,böylece bileği kuvvetli olan arslan payını alırmış.

Türk esirlerde ise Kızıl Çinlilerin ilgisini çeken bir durum vardır:Türklerinde üzerlerinde rütbelerini gösteren bir işaret,bir ayrıcalık yoktur;ama yüzbaşı vardır,o yine yüzbaşıdır.Başçavuş yine Başçavuştur,Çavuş çavuştur,onbaşı onbaşı onbaşıdır,er erdir.Rütbeli gibi,makamlı gibi disiplinli bir yaşayış vardır.

Çinli subaylar,BM ordusundaki çeşitli ülke askerlerine uyguladıkları yöntemin Türk askerinde başarılı olmamasının nedenlerini araştırmaya başlarlar.Bunu anlamak için Türk esirlerin başındaki yüzbaşıyı gruptan ayırıp tek kişilik  hücreye  hapsederler;ama durum değişmez,bu kez yüzbaşının yerini kıdemli bir teğmen alır ve süreç devam eder.

Türk esirlerin sanki kendi kışlalarındaymış gibi yaşamlarını sürdürmeleri Çinli subayları çileden çıkarmaya  başlar ve yüzbaşıyı karşılarına alarak konuşturmak isterler,yüzbaşı konuşmayınca  öldürmekle tehdit ederler,yüzbaşı bu tehditleri umursamaz ve şunları söyler:

‘Boşuna uğraşıyorsunuz.Aradığınız konuda,Türk askerinin tutumu  benim kişiliğimle ilgili değildir.Benden sonraki kıdemli komutayı ele alır.Hiç bir şey değişmez.’

Yüzbaşıyı sorgulayan Çinli subaylar yüzbaşıya ‘sizin yerinize geleni de  ölüme mahkum ederiz.’ diyerek  baskılarını sürdürürler;ancak yüzbaşı gayet soğukkanlı bir şekilde konuşmasını sürdürür:

‘Olabilir.Bu size ait bir sorumluluktur;ama  o subaydan sonra en kıdemli bir astsubay ise o komutandır.Onu da alırsanız sıra çavuşa gelir ve görürsünüz ki  askerlerimizin yaşam şekli hiç değişmeden devam eder.Siz öldürmeye devam edersiniz.Bizim disiplininiz yine sürer.sonunda iki Türk eri kalırsa,bunlardan birisi ya  orduya giriş itibariyle kıdemlidir veya yaşca biri diğerinden birkaç gün büyüktür.Kıdem unsuru  yine hüküm sürer,biri diğerinin emrini uygular.Bu davranışların kökü,Türk askerinin kışlada aldığı  terbiyeden evvel,evinde aldığı  geleneksel Türk aile terbiyesine dayanır.

Askerlik hayatıyla sivil hayat arasında bütün ülkelerde  büyük farklar vardır.Onlarda disiplin hayatı üniforma giydikten sonra başlar.Oysa biz onu önce anamızdan öğreniriz.Aile içinde uygularız.Köylerimizdeki kahvelerde,camilerde bile davranışlarımızın özel bir disiplini vardır.

Hastalarımıza  dağ başındaki köylerimizde  doktor bulamayız,kendi imkanlarımızla biz bakarız.

Bizde en umutsuz hasta bile kendi haline terk edilmez.Bunun aksini yapmak milli ahlakımıza  uymaz.’

Çinli subaylar yüzbaşının bu konuşmasından sonra onu tekrar arkadaşlarının yanına gönderirler.BM ordusundaki öteki ülkelerin askerleri daha birinci beyin yıkama operasyonunda pes etmişken Türklerin etkilenmemesi Çinli subayları bu kez başka yöntemleri  uygulamaya yönlendirmiştir.

Çinlileri uyguladığı ikinci beyin yıkama yöntemi  ‘ikram ve tatlı davranış”kamp sorumluların o zalimce davranışları gitmiş,yerine arkadaş,anlayışlı insanlar gelmiş,bu arada yemek çeşidi ve miktarı arttırılmış,bu yöntemin amacı dini,sosyal her türlü manevi inancın yıkılması ve esirde şaşkınlık ve sorumsuzluk yaratmaktır.

Çinli subaylar, barış görüşmeleri sırasında kullanmak  için  kamplarındaki  esirlere iyi davranıldığını  göstermek adına  basını kullanma  yollunu seçerler.

Topçu Üsteğmen Mehmet Günenç’in ,düşmanın tugaya ulaşmasını engellemek için Türk topçularının kendi üzerlerine yoğun top ateşi açtırması  sonucu şehit olmasının ardından esir alınan birlik komutanı Yüzbaşı Hamit Yüksel bu olayı anılarında şöyle anlatmaktadır.

‘ Sahte barış görüşmeleri propogandası amacıyla;evvela milletlerin üst düzeydeki kıdemli esirleri ele alınıyor onları teker teker kamp komutanlığı binasına davet ediyorlardı.

Henüz,komutanlık binasına girmemiştik,yanımıza iki Çinli foto muhabiri katıldı.Manzara aydınlanmıştı.El sıkışırken fotoğraflarımız çekileckti.Komünist Partizan hemen sadede girdi.

(şimdi kamp komutanımız yemek verecek.Orada samimi bir dostluk içinde esir kampında beraber olduk ve iyi ilişkiler kurduk,bu akşamda Türk kıdemlisi ile olacağız,şu anda gelişinizi bizim yüzbaşı ile karşılaşmanızı  el sıkışarak kutlayalım.) deyince  tepem atıverdi.Verdim veriştirdim.Ulan bunca yaptıklarınızı bir yemek için sineye mi çekecem ve sonra da Allah razı olsun deyip elimi uzatıp gülerek poz verecem ha.Tercüman üsteğmen İsmail Oknaz”a döndüm ve ,söyle şu zavallılara ben hiçbir zman dost değil,bir düşmanım ve karşımdakiler de daima düşmandır benim için,el vermeyeceğim gibi yemeklerini de yemek istemiyorum.Üsteğmen İsmail Oknaz,söylediklerimi  tercüme ettiğinde Çinli subay kıpkırmızı oldu ve birden tabancasını çekerek göğsüme dayadı.İşte o an her şey siliniverdi gözümden,ellerimi göğsüme getirip,yakamı açtım ve  vur ulan p… dedim.Siyasi komiser araya girdi,Çinli yüzbaşının  tabancasını indirdi.’

 

Kore Savaşları  sadece düşmanlara değil,o günkü BM ordusunu oluşturan tüm milletlere Türk askerinin kim olduğunu göstermiş bir eylem zinciridir.

 

Yüzbaşı Hamit Yüksel kimdir ?

Yarın:

04.05.2016
Bu yazı 959 defa okundu.

Diğer Yazıları