YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

VUR PATLASIN ÇAL OYNASIN

İsveçli psikolog Carl Gustav Jung,yıllar önce,’insanlığın sonu ne atom bombasından ne hidrojen ne de vebadan,bilinçsizlikten olacak.’ Derken dünyanın dolu dizgin nereye doğru gittiğini vurgulamış oluyor…

Egemen güç EGO; ama EGO’nun ne olduğu biliniyor mu ?

Hayır .

Oysa  anlamak çok kolay..

Kendimizden başlamak yerine ortak yaşam alanlarımızı  gözlemleyelim…

Bindiğiniz minibüs ya da otobüs yolcu almak için durakta durdu.

Binen yolculardan bazıları kartlarını,akbillerini ya da paralarını önceden hazırlamışlar…

Bazıları araca bindikten sonra cüzdanını açıyor,ya para ya da kart çıkarmaya hazırlanıyor, onun arkasındakiler bekliyorlar..

Niye ?

Bazıları aracın ön tarafında durmayı inatla sürdürüyor,oysa arka taraf boş,önden binenler ıkına sıkıla arkaya doğru sürtüne sürtüne  ilerlemeye çalışıyorlar.

Hiç kimsede TIK  yok..

Niye ?

Birisi telefonla konuşuyor,konuşmuyor bas bas bağırıyor,üstüne üstlük bir de sanki konuştuğu kişi görüyormuş gibi el kol hareketleriyle tarif ediyor.

Yolcuların yüzlerinin şeklinden rahatsız oldukları belli oluyor ; ama kimseden çıt çıkmıyor.

Neden ?

Arabasının müzik setinin sesini sonuna kadar açmış,dinlediği müzik yedi mahalleden duyuluyor…rahatsız olan var mı diye umursadığı yok…

Üç-beş motosikletli yeni yetmeler 2 km uzunluktaki bulvarda yarışıyorlar…yan yollardan bir başka araç  ya da bir insan,yahut hayvan çıkar mı diye düşünmüyorlar.

Niye ?

Karşıdan bakınca çağdaş,modern cam balkonlu,çok katlı siteler olarak görünüyor…

Günlerden cumartesi,akşam üzerine doğru kamyonetlerle plastik sandalyeler geliyor,birileri bu sandalyeleri sitenin içindeki yollara ve yeşil alanlara kafasına göre düzenliyor…

Birileri tak yapıyor,birileri müzik aletlerini getirmiş montajını yapıyor,sonra arabalarla konuklar gelmeye başlıyor,müzik yapan grup kafasına göre ses çıkarıyor..Anlıyorsun ki ya düğün ya nişan ya da sünnet düğünü var..

Bu etkinliği düzenleyen insanoğlu insan komşularından nezaketen bile olsa izin almıyor..

Hava kararmaya başladı,vur patlasın çal oynasın..

Tipsizin birisi orgun başına geçmiş,bir başka sanatçının okuduğu  şarkıyı playbeg yapıyor,ondan sonra ver yansın ANKARA’NIN DAĞLARI DA BÜKLÜM BÜKLÜM YOLLARI,NE ZAMAN SARHOŞ OLDUN DA KALDIRAMIYON KOLLARI…

Kolondan çıkan ses duvarlarda yankılanıyor,camlar titriyor,kimsenin kimseyi taktığı yok,la havle çekiyorsun,saate bakıyorsun 23.30 olmuş,yani ona verilen izin bitmiş ama kim takar tavrı devam ediyor..

Belli ki rahatsız olan biri 155 i aramış,gelen polisler iznin bittiğini söylerken,zulada demlenen bir yiğit delikanlı (!) polislere posta koyuyor.Derken birileri daha geliyorlar,hayda cümbür cemaat karakola..gitti mi uykun ?

Ertesi gün Pazar aynı  densizliğe yine devam..Gitti mi  hafta sonun,evinde dinleneceğim diye sevinirken komşunun düğününe  kurban edildi mi ? edildi.

Peki nedir bu sokak arasında düğün dernek,niye izin verilir ?

Birisinin mutlu günleri  çoğunluğun mutsuz günü niye olur ?

Saat gece yarısını geçmiş,hava sıcak,uyuyamıyorsun,komşun balkona çıkmış şen kahkahlarla  gecesini değerlendiriyor,sen yatakta bir o yana bir bu yana dönüp duruyorsun..

Daha neler yazılabilir neler ?

Bu yazdıklarımı daha da çoğaltabiliriz..

Peki soruyorum..

Bunun neresi  insancıl,bunun neresi sevecenlik,

Bu benden sonrası  tufan  demek değil de nedir ?

Sahi siz bu akışın neresindesiniz ?

29.07.2016
Bu yazı 861 defa okundu.

Diğer Yazıları