YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

YA TUZ KOKARSA ?

 

 

Bundan önceki yazımda,dağlarından yağ,ovalarından  bal akan Aydın’da yaşayan bizlerin,yaşamak adına aldığımız her nefeste ölümü soluduğumuza değinmiştim.

Sayın Valimiz Erol Ayyıldız’dan başlayarak,Aydın milletvekilleriyle sürdürdüğüm,yazımda,adli,askeri,idari devlet kurumları yöneticileriyle, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve tüm ilçe belediye başkanlarının adlarını tek tek yazarak giderek iyiden iyiye kirlenen HAVAMIZI,SUYUMUZU VE TOPRAĞIMIZI kurtarmak adına TÜİK’in(Türkiye İstatistik Kurumu) nun yayınladığı bilgileri paylaşarak bu şehre olan sorumluluğumu yerine getirmeye çalışmıştım.

TÜİK’in  yayınladığı bilgileri bir kez daha herkesle paylaşıyorum.

TÜİK”in  (Türkiye İstatistik Kurumu)  yayınladığı  bilgilerine göre,2015 yılında Aydın”da ki ölümlerin %34”ü kalp ,%19”u kanser,%11”i felç hastalıklarından  meydan gelmiş.

Yine TÜİK”in  2015 Türkiye ortalama değerlerine göre Aydın”da kanserler %30,dolaşım sistemi hastalıkları % 59,solunum sistemi hastalıkları %42,ölümler % 50 artmış.

Aradan geçen zamana rağmen henüz ne bir hareket gördüm,ne de bir ses duydum.

Sayın valimiz benzetmemi bağışlasınlar,bir devlet memuru olarak bir başka ilimizde görev alabilirler;ama bizimle kaldıkları sürece  bizden sorumlu değiller midir ?

Ya siz Aydın Milletvekilleri,sayın Prof.Dr.Metin Lütfi Baydar,Deniz Depboylu,Mehmet Erdem,Abdurrahman Öz,Mustafa Savaş,Bülent Tezcan ve Hüseyin Yıldız,bu konudaki yazımı okumamış olabilirsiniz;ama mensubu olduğunuz siyasi partinin Aydın İl Örgütü yöneticileri eğer yerel basını izliyorlarsa mutlaka okumuş olmalar,enazından adınızın yazılı olması nedeniyle görmemiş olmaları olası değil diye düşünüyorum.Ve yarım yüzyıldan fazla bir zamandır bu şehirde yaşayan ve sorumluluklarının bilincinde olan bir hemşehriniz olarak düşüncelerinizi  ve görüşlerinizi ne zaman açıklayacağınızı merak ediyorum.

03 Mayıs Salı günkü Gazete Flaş’ta,’ÖLÜYORUZ DUYAN YOK’ başlıklı bir haber vardı,okudunuz mu ?

Uzun süreden beri izlediğim bir gerçek daha var:Dağlarından ya ovalarından bal akan Aydınımızın kirlenen,TOPRAĞI,SUYU VE HAVASIYLA ilgili olarak yılmadan mücadele eden üç kişi var.AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili,bir önceki dönem Tabibler Odası Başkanı olan Dr.Metin Aydın ve Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mahmut Nedim Barış.

Mahmut Nedim Barış,1950 lil yıllarda Amerikalıların,İngilizlerin Beşparmak dağları eteklerinde açıp sonra da kapattıkları kuyulardan uranyum sızıntısının  göze çarptığını ,yörede yaşayanlar risk altında olduklarını  ve yetkililerin de olaya duyarsız kaldıklarını iddia ediyor.

Aydın milletvekilleri olarak düşüncelerinizi nelerdir ?

  Dr.Metin Aydın’a,hidrojen sülfür gazlarının insanı uyuşturduğunu bir yerde okuduğumu ve bunun doğru olup olmadığını sordum.

Aldığım yanıtı Aydın’da yaşayan ve yaşamak isteyen herkesle tekrar paylaşıyorum.

jeotermal santrallerden  havaya salınan gazlar içinde karbondioksit,hidrojen sülfür,etan,metan,radon vs. salgılanır. ADÜ Jeotermal platformunun yaptığı yayında jeotermallerden salgılanan gazlar içinde hidrojen sülfürün 1000-2000 ppm arasında olduğu belirtilmiştir.Normalde bir ortamda  çürük yumurta kokusu varsa o ortamda hidrojen sülfür var demektir.Çürük yumurta kokusu hidrojen sülfürün 1 ppm seviyesinde duyulmaya başlar.Ortamda hidrojen sülfür seviyesi daha fazla artınca koku reseptörleri bu maddeye karşı desensitize olduğu için kişi çürük yumurta kokusunu duymamaya başlar. Hidrojen sülfürün insan sağlığını etkilemeye başladığı seviye ise

2 ppm dir. Ortamdaki hidrojen sülfür seviyesinin miktarına, artış zamanına bağlı insanlarda solunum şikayetinden ani ölümlere kadar pek çok sağlık problemleri olabilir.Hidrojen sülfürün insanı etkilemeye başladığı seviye çürük yumurta kokusunun duyulmaya başladığı seviyedir.Kokunun duyulmamaya başladığı seviye tehlikenin geçtiği değil aksine giderek arttığı duruma işaret etmektedir.Bu olay tıpkı soğuk su içine konulan ve giderek suyun ısıtıldığı fakat kurbağanın suyun yavaş ısıtılmasından dolayı sıçrama fefleksini gösteremediği durumla benzerlik göstermektedir.Yani ortamda çürük yumurta kokusunu ilk duyunca insanlar olarak refleks gösterirsek gösterebiliz. Hidrojen sülfür seviyesi ortamda artmasına rağmen koku duyulamaz hale geldiği için aslında tehlike geçmiş değil tam tersine doruk noktaya gelmiş demektir.Fakat insanlar koku duymamaya başladığı için ortamda artan hava kirliliğine rağmen şikayet etme ve korunma reflekslerini tıpkı kurbağalar gibi gösteremez hale gelirler.Sonuç olarak ise  Aydın'da ölüme en fazla sebep olan ilk  dört hastalık olan kalp hastalıkları,solunum yolu hastalıkları,kanserler ve beslenmeye bağlı hastalıklar Türkiye ortalamasından daha fazla artmaktadır.Diğer bir sorun ise hidrojen sülfürün Aydın da yarattığı hava kirliliği nedeni ile sağlıklı gıda üretme konusunda sorun yaratmaya başlamasıdır.ADÜ Bahçe Bitkileri Bölümünün Alangüllüde yaptığı araştırmada Jeotermal santrallere yakın incirlerde normalin 2 katı fazla kükürt,2 katı fazla kadmiyum,2 katı fazla bor,25 katı fazla kobalt saptanmıştır.İncirde artan kükürt oranlarına bağlı ise her yıl yurt dışına ihraç edilen incir miktarları daha fazla miktarlarda geri dönmeye başlamıştır.

Aydın da giderek artan jeotermal çılgınlığı ve bunların yarattığı çevre kirliği,havada giderek artan miktarlardaki hidrojen sülfür gazları bizleri maalesef tıpkı sıcak sudaki kurbağalar gibi uyuşturarak yok etmektedir.Ve tüm Aydın  bu süreci uyuşturulmuş halde izlemektedir.

05.05.2016
Bu yazı 1015 defa okundu.

Diğer Yazıları