YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

YAP-BOZ OYUNU

Bir arkadaşımın evinde görmüştüm…

Oldukça büyük bir masanın üzerine  örtü örtmüş üzerindeki karton  çerçevenin içindeki parça  şekillerinin içine oturacak parçaları bulmaya çalışıyordu..

Öylesine dalmıştı ki sanki dünya ile bağlantısı kesilmişti..

Dikkati  dağılmasın diye usulca evinden ayrıldım…

Onu böylesine kendine çeken bu oyunu merak etmiştim.

Doğruca Mercan’a gittim,tahminimden de çok çeşidi varmış..

Siz seçiyorsunuz…

Kırtasiye malzemeleri satan dükkanlarda,

Alış-veriş merkezlerinde satılıyor.

Kaç parçalı olmasını istiyorsanız bulmak mümkün..

Yüz parçadan tutun da birkaç bin parçaya kadar olanı da var..

İsterseniz, dünya haritalı,isterseniz,manzara,resimlerinden sayılamayacak kadar bol çeşidi olan bir oyun YAP-BOZ…

Üstelik çok pahalı da değil..

Tezgahtarın önerisiyle  birkaç çeşidinden aldım..

Atlaslarda gördüğümüz dünya  fiziki haritasıydı..

Ambalajı  açtım,resme baktım,sonra masanın üzerine boşaltım..

Dağlar,taşlar,nehirler,göller,insanlar,ülkeler birbirine karışmıştı..

Masanın üzerindeki kantor çerçevenin içinde parçaların çizilmiş şekilleri vardı,o şekillerin içine girecek parçaları birbirine geçirerek resmi yeniden oluşturmaya koyuldum.

Sanıyorum 300-400 parçalı bir YAP-BOZ du..

Saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadım,belki üç saat geçmişti ve ben bu süre içinde 30 ya da 40 parçayı bir araya getirebilmiştim..

Kardeşim sesleniyordu:

-Abi,hadi seni bekliyoruz ..

-tamam geliyorum..

Tam anımsamıyorum; ama kardeşim benim onlarla birlikte yemek yiyemeyeceğimi anlamış olmalı ki bana yemek ayırmıştı.

Böylesine  uzun vadeli ve ayrıntılı  uğraşlar bana göre değildir; ama bir yandan da inat etmiştim,mutlaka yapmalıydım..

Yatağa girdiğimde zihin ekranımda,ülkeleri,dağları,nehirleri,denizleri,kentleri,insanları birbirine karışmış dünya resminin parçaları saçılmış öylecene  duruyordu..

Kendi kendime,’şu işe bak,koskoca dünyayı 5 saniye içinde parçalara ayırdım; ama kaç saattir küçük bir dağı bile oluşturamadım.’diye içimden geçirdim.

Kendimi öylesine kaptırdım ki yolda yürürken,otobüste,metrobüste,metroda hep yaptığımı hayal ediyordum.

Galiba, inat ettiğim için de yoruluyordum; ama bırakmayı da  kendime yediremiyordum.

Üçüncü ya da dördünce günün sonunda tamamladım. Üzerimden ağır bir yükün kalktığını hissederek rahatladım; ama kafamın içi de arı kovanı gibiydi…

Yap-Boz oyununda sonuç belliydi,gördügün resim parçalardan oluşmuştu.İstersen bin defa yap-boz.Sonunda hep aynı görüntü oluşuyordu.

Dünyanın oluşumu aklıma geldi…

Sonra devletler..

Savaşlar,ölümler,katliamlar,

Depremler,su baskınları gibi doğal afetler…

Yaşamak adına , yaşayan insanların ödedikleri bedeller…

Ne garip bir düzen…

Hem seyircisin

Hem katılımcı..

Seyircisin, olanı biteni seyrediyorsun, gördüklerini yaşamadığın için şükrediyorsun.

Katılımcısın, olanın bitenin içindesin, onun bir parçasısın, seni seyrediyorlar…

Yaşamı bir YAP-BOZ oyununa  çeviren nasıl  bir güçtür ?

Bireysel bir zekanın mı , yoksa evrensel kuralların tezahürü mü ?

Dederminizme göre evrende her şey önceden belirlenmiştir,yani bir güç canlı cansız her şeyin başına  gelecekleri önceden belirlemiştir.

Tıpkı parayla satılan Yap-Boz oyunu gibi, kaç kez yaparsan yap aynı sonucu alırsın.

Kuantum fiziğinde ise  böyle bir düzen yok…

Kuantum fiziğinde düşünce gücücü maddeyi yaratıyor..

Düşün,yaratıcılık yeteneğinin farkında ol,gözlemle ,ısrarcılığını sürdür ve dilediğini yarat…

Kuantum fiziğindeki bu gücü bilinçli olarak kullanmayı becerdiğimizde başkalarının bize verdikleri yaşamları değil,kendi özgür yaşamımızı yaratmış oluruz..

Kendi kaderini yazma bilincinde olanlar,sürekli aktiftirler..

Dederminizme göre yaşamı kabullenmiş olanlar,’KURBANI OYNAMAYI’ sürdürürler ve ne yazık ki onların bilinçlenme süreleri kaplumbağa misali olduğundan,savaşlar,paylaşımlar,

ölümler,salgın hastalıklar hep vardır…

Özgürlüğe giden yol ise bir insanın kendi kaderini kendisinin yazma bilincinde olmasından geçer…

 

25.07.2016
Bu yazı 747 defa okundu.

Diğer Yazıları