YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

YAŞLANMAK MI YAŞ ALMAK MI? DÜN BENİM DOĞUM GÜNÜMDÜ (27 OCAK)

Dün gazeteye geldiğimde, Gülcan ve Sevinç doğum günümü kutladılar. Onlarla facede arkadaş olduğumuz için biliyorlardı. Aslında doğum günümü kutlamak gibi adetlerim yoktur; ama başkaları için dikkatli olmaya çalışırım.

Akşam üzeri dışarı çıkarken yazı işleri müdürümüz Semra Şener arkamdan seslendi:”hocam döneceksiniz değil mi ?” “evet” deyip gittim. Bir süre sonra geri döndüm, yazımı yazarken, Sevinç elinde pastayla mutfaktan çıkınca jeton düştü…

İnsanın ailesi gibi dostları olması ne büyük bir şans…

Tanıştığımız günden beri içten davranışlarıyla sevgisini, saygısını gösteren sevgili Semra Şener her şeyi düzenleyerek beni mutlu etti.

Gazete Flaş’ta yazmaya başlayınca anılarımı canlandırmak için Zafer İlkokulu’na gitmiştim.

Daha kapıdan ilk adımımı atmıştım ki; okul ve sınıf arkadaşlarımı, öğretmenlerimi görmüştüm.

Koşarak inip çıktığımız merdivenler o zamanlar bize çok yüksek gelirdi, şimdi ise sanki birkaç basamak.

Sınıf öğretmenlerimiz Ahmet Argun ve Zafer Sivrikoz teneffüslerde merdiven başında durup, yavaş inip çıkmamız için sürekli bizi uyarırlardı.

Sınıfımı bulmak için yukarı çıkarken merdivenin basamaklarına baktım, uçları ovalleşmeye başlamış, merdiven trabzanı acaba o yıllardan mı kaldı diye aklımdan geçirdim.

Ara sıra aklıma esince çocukluğumu geçirdiğim yerleri görmeye giderim, anılarımdaki arkadaşlarımı, ağabeylerimi arayıp, bulur hatırlarını sorarım. Onların beni anımsamalarından ayrı bir keyf alırım. Kimileri benim bu davranışlarımı “GEÇMİŞE BAĞLILIK” olarak yorumlarlar; ama bana göre “GEÇMİŞE BAĞLILIK” değildir;  çünkü böyle bir anıyı tazelerken, yeniden canlandırırken duygusal depresyon yaşamam, yani ah, vah çekmediğim gibi yeni pozitif enerji yüklenirim.

Geçmişimin bilincinde olmak her zaman geleceği sevgiyle kucaklamamı sağlamaktadır.

Geride bıraktığım yılları yaşlanmak olarak kabul etmek yerine deneyim zengini olmak gibi algıladığımda kendimi daha dinç hissederim. Kendi çocukluğumu yaşadığım yerlere oğlumu ve kızımı götürmüştüm, şimdi de fırsat buldukça torunlarımı götürüyorum. Onlar dedelerinin top oynadığı yerleri, yüzdüğü, demir telle balık avladığı tabakhane çayını ve havuzları, kuş avladığı kepezi zindan deresini, Pınarbaşı’nı görmeliler, tanımalılar.

Geçmişimle aramda arabesk türü bir bağlantı olmadığı için negatif enerjiden hep uzak olurum.

Niyetim; bu yazımı okuyanlar için sadece anılarımı paylaşmak, kendimden söz etmek değildir, kendimi anlatırken, kendilerini yaşlanmaya başlamış hissedenlere daha bilinçli düşünmeleri için örnek olmaktır; çünkü Nazım Hikmet’in dediği gibi ,”YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM.”

İnsanların yaşama bakış açıları değerlendirmeleri farklıdır. Bu kabullenmeler kişinin yaşamı hakkındaki düşüncelerini gerçekleştirir. Yani zihin tarlamıza ne ekersek onu biçeriz.

Zafer İlkokulu”4.5.sınıfa giderken 10 yaşındaydım…

Şimdi 70”i devirdim…öylesine çok yazacak şey var ki...bunları yarın paylaşalım olur mu?

29.01.2016
Bu yazı 1336 defa okundu.

Diğer Yazıları