YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

YOK ASLINDA BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ; AMA BİZ

70 li yıllarda Osmanlı Bankası’nın bir reklam spotu vardı:YOK ASLINDA BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ; AMA  BİZ OSMANLI BANKASIYIZ…

Bu reklam spotunu kim yazmıştı ?

Elbetteki o yılların en zeki reklamcıları..

Adamlar bankacılığın kapitalist sistemin bir parçası olduğunu ‘YOK ASLINDA BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ’ tümcesiyle vurgularken,kendilerine ayrıcalık kazandırmak için AMA  bağlacıyla bir önceki  anlamları olumsuzlaştırıp,sonra BİZ OSMANLI BANKASIYIZ  tümcesiyle bitiriyorlardı.

Hadi,gelin bu reklam spotunu günümüzde ki siyasete  ve siyasetçilere  uygulayalım..

Düşünüyorsunuz değil mi ?

Ben tekmil siyasetçileri  zihin ekranımda  bir araya  getirdim..Siz de deneyin..

Yapmanız gereken, dürüst olmak ; çünkü  tuttuğunuz siyasi partiye ayrıcalık tanıyarak değerlendirirseniz objektif olamazsınız.

Bakın bakalım hangi siyasetçi ötekinden farklı bir şey üretiyor ?

Çoğu,bir başkasının fikrini geliştirmek yerine,çürütmeye çalışıyor…Neden ?

Dünkü yazımda  EGO  dan söz etmiştim.İşte yine karşımıza çıktı..

BEN…BEN…BEN ..

BEN OLMAZSAM OLMAZ…

İLLAKİ  BEN..

NİYE ?

Siyasetçi derken yanlış anlaşılmasın, sadece milletvekillerini değil, herkesi kastediyorum…

Kahvede tv seyrederken bile,’BEN ONUN YERİNDE OLSAYDIM’ diye söz başlayanlar var ya,hani eskilerin ÇARIKLI ERKAN dedikleri işte onlardan..

Hayatında hiçbir etkinliğe katılmamış,  çağrılmamış bir insan hayal bile edemediği yere geldiğinde  nasıl bir kimliğe bürünüyor ?

EGO’sunun robotu olduğunun farkında  bile olmuyor.

Dünkü yazımda İsveçli Psikolog Carl Gustav Jung’un,dünyanın sonunu bombaların,hastalıkların değil,bilinçsizliğin getireceğini söylediğini  paylaşmıştım.Belki kabullenmek  istemeye bilirsiniz ; ama tarafsız bir tutum içinde değerlendirirseniz  ne demek istediğimi rahatlıkla anlaya bilirsiniz.

Çevreme bilinçli gözlemci olarak baktığımda  zaman zaman umutsuzluğa kapılıyorum; çünkü gördüğüm, duyduğum, dokunduğum çoğu şey ve bu şeylerin sahipleri bir ego yarışı içindeler…

Sadece sahip oldukları  ne varsa onu korumak adına  eylemler içine giriyorlar…

Bilgi sahibi olmadan fikir üretilmez gerçeği göz ardı edilmiş,kimileri HER ŞEYİ BEN BİLİYORUM sendromu içindeyken kimiler de TÜKENMİŞLİK sendromu içinde kıvranır durumdayken bunları gözlemleyenler  sessiz kalmayı yeğliyorlar.Niye ?

Acaba çaresizlik duygusu insanları tek tek ele geçirerek önce  bireysel özgüveni,sonra da toplumsal güveni mi tutsak etti ?

Ülke çıkarı için her kafadan bir ses çıkarken,bir önceki sesi bastırmak adına umut vadeden bir başka ses sanki açık arttırmaya girmiş gibi tınlıyor,Neden ?

Bunun nedenlerinden en belirgini  toplumu  oluşturan  bireylerin çözüme değil soruna odaklı olmaları;çünkü ,çözüme odaklı fikir ürettiğini düşünenler sürekli olarak sorunu ön plana çıkardıklarını görmeyebilirler.Bu duruma hepimiz düşebiliriz,oysa  siyasal düşünce farkının temeli nedir sorusunu kendimize sorduğumuzda elmayla armutun toplanamayacağı gerçeğiyle de karşılaşabiliriz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün,’SÖZ KONUSU OLAN VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR’ özdeyişinin hepimizin her zaman ve her koşulda rehberimiz olması KANGREN olmuş tüm sorunları bile çözmeye yetecektir.

 

30.07.2016
Bu yazı 826 defa okundu.

Diğer Yazıları