YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

YOKSA İNSANLAR TUTSAKLIĞI MI SEVİYOR ?

Bir insan demokratik bir ülkede yaşıyor olsa bile, özgürlüğün ne olduğunu bilmiyorsa tutsak değil midir?

Özgürlüğün ne olduğunu bilen bir insan, onu yitirmemek için mücadele verir, bilmiyorsa herhangi bir yönetim değişikliğinde hiç karşı koymadan yeni düzene uyar.

Peki ya özgürlüğün ne olduğunu biliyor; ama kişisel çıkarı için susmayı, üç maymunu oynamayı  seçiyorsa  o zaman  ne demeli?

Aslında, özgürlüğün ne demek olduğunu bildiği halde,  çıkarı için , susmayı, üç maymunu bile bile oynuyor olsa bile o bir tutsaktır,hem düzene hem de hırslarına…

‘İyi olursa Allahtan, kötü olursa senden’ sözü bile insanın kendinden habersizliğini, bir takım kuralların tutsağı olduğunun işareti değil mi?

İşin garip ve acı tarafı bu akışı özümseyenler sadece cahil, eğitimsiz insanlar değil,  eğitimli,

hatta profluk decelerine gelmiş insanlarında olması…üstüne üstlük siyasetçilerin bunu kullanmaları bu oyunu daha etkili kılmaya yetiyor.

Demek ki, gizli yönetici  BEN, yani EGO…

Yazımın  anlamının kalıcı olması için NLP  den söz etmem  kaçınılmaz oluyor; çünkü paylaşacağım kural hepimizin içinde bulunduğumuz durumu  gözden geçirmemizin  yararlı olabileceğini düşünmemizi sağlayabilir.

KURAL:

‘BUGÜN İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUMDAN MEMNUN OLALIM YA DA OLMAYALIM, YAŞADIKLARIMIZ, DÜNKÜ SEÇİMLERİMİZİN, TERCİHLERİMİZİN SONUCUDUR.’

 Genelde ,düşüncelerimizde belirlediğimiz bir hedefe ulaşmak için gerçekçi kurallar yerine duygusallığı tercih edebiliriz;ancak koşullar duygusal isteklere göre değilde, gerçeklere göre geliştiği için çoğu kez düş kırıklığına uğrayabiliriz.’Niye böyle oldu?’ diye sorduklarında vereceğimiz yanıt,’Allah böyle istedi,kaderden ötesi olmuyor’; ancak raslantı sonucu dahi olsa başarılı olmuşsak,başımız ,omurgamız dik vereceğimiz yanıt,’en küçük ayrıntısına kadar inceledim,kılı kırk yardım’ ya da benzeri ifadelerle kendimizi öne çıkarırız.

Adam dedesinin dedesinden kalma güzelim tarlasını, zeytinliğini ya da incir bahçesini çok para veren bir başkasına satıyor,paraları cebine koyup çok iyi bir iş yaptığını düşünüyor.

Ev,araba ya da benzeri malk mülk ediyor. Derken,birileri gelip toprağı kazmaya başlıyorlar,sondaj çalışmaları yapıyorlar ve  o güzelim toprak ananın bağrında incir,zeytin,üzüm,sebze yerine metal borular yükselmeye başlıyor.

Jeotermal santraların bacalarından çıkan zehirli gaz o yörede yaşayan herkesin yaşamını tehdit ettiği gibi,suyu,toprağı havayı da zehirleyerek yok ediyor.

Hani derler ya ‘bir kötünün YEDİ MAHALLEYE ZARARI VARDIR’ diye işte onun gibi.

-Arkadaş,sattığın topraktan zehir çıkarıp hepimizin yaşamını tehdit ediyorlar,NİYE SATTIN?

-Ne bileyim ben böyle olacağını,hem ben satmasaydım,Hasan satacaktı,Hüseyin satacaktı,o satacaktı,bu satacaktı.

Jeotermal santraların kurulmasının ne demek olduğunu araştırdın mı?

Yok,yok,yok

Aslında sen ne yaptın biliyor musun?

Bilmiyorum,ne yaptım?

Sattığın ata yadigarı  topraktan kazandığın parayla ,kendin,ailen ve hepimiz için ÖLÜM SATIN ALDIN.

 

08.10.2016
Bu yazı 705 defa okundu.

Diğer Yazıları