YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ZAMANDA YOLCULUK

Zafer mahallesinde ‘İstanbullu nene’nin evinde oturuyoruz. Babam, polis o yıllarda  resmi dairelerde uygulanan “yaz mesaisi” nedeniyle işine erken gidiyor, saat 14:00 gibi eve geliyordu. O yıllarda üç kardeştik. Ben, rahmetli kardeşim Ümit ve Ergin. Babam ve annem oyun alanlarımızı sokağımızın, hatta evimizin önüyle sınırlamışlardı. Sıkıyorsa uzaklaşta görelim…

                                                                             XXX

Ne çabuk geçti yıllar…Ve biz üç kardeş büyümeye devam ediyoruz…Artık, babamın ve annemin iznini alarak arkadaşlarımla birlikte yüzme havuzlarına gidebiliyorum. Anacığımın hazırladığı yemeklerin dışında, domates, salatalık, kesik, patates, patlıcan ve biber kızartmasını bir kaba koyup doğru Pınarbaşındaki yüzme havuzlarına gidiyorum. Babamda, özellikle annemde nerede olduğumu bildiği için ve bilmek istediği için oraya gitmeme izin veriyorlar.

Pınarbaşındaki yüzme havuzlarında iki havuz var: biri büyük havuz ki 33 metre uzunluğunda 14 ya da  17 metre genişliğinde, atlama tramplemlerinin altı 7 metre, kapı tarafı ise 2 metre derinliğinde. Küçük havuz ise 70 cm derinliğinde, ancak orada yüzebiliyorum.

 

                                                                                xxx

Yıllar birbirini kovalıyor; ama ben henüz büyük havuzda yüzemiyorum. Bu arada Adana’dan Yüzme İhtisas Kulübü, İstanbul’dan Lido yüzme takımı geliyor, Erdal Acet’leri, Selma Hasan’ları tanıyorum. Bizim  Aydın yüzme takımı ise Kibar Özer (Orhon) Oktay Dikmen, Ayla Dikmen, Meral Dikmen, arap Güven, Güven Mıhçı, Palta burun Dündar daha niceleri..

Yüzme yarışlarının sonunda ayrıca su topu maçları da yapılıyor. Yüzme havuzlarının trübünleri ana-baba günü; çünkü başka bir eğlence yok.. Sadece akşamları yazlık sinemalara gitmek ve şimdi Atatürk Parkı olan alandaki, Karadeniz, Edip Singin Kardeşler ve Hasan Yetiş pastanelerinde oturup kavunlu, çilekli, vişneli dondurmaları yemek. Ha birde Ramazanpaşa camisinin yanında “gazoz buuuuz gibi “ diye bağıran ve geçenlerde rahmetli olan gazozcu Aliksan abimiz den 15 kuruşa gazoz içmek..işte Aydınlının bütün lüksü bu..

 

                                                                               xxx

Yüzme Havuzları  o zamanki adı Beden Terbiyesi Aydın Bölge Başkanlığı, şimdiki adı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlıydı, Müdürde  rahmetli ‘nohut-çekirdekçi Osman abimiz’di Havuzlar geceleri gazino olarak çalışıyor, dönemin kalbur üstü simaları havuzlarda rakılarını yudumluyor, nişanlar, sünnetler, düğünler orada yapılıyordu.

 

Ve birgün Güven Mıhçı ağabeyime; ”Güven abi bana büyük havuzda yüzmeyi öğretir misin?” diye sordum. Hiç tereddüt etmeden “evet” dedi ve beni kucaklayarak büyük havuzun sularına attı…Eyvahhhh ayaklarım yere değmiyor..

 

Olanca gücümle debelenmeye başladım…bir iki kez su yuttum, öksürdüm; ama beni kurtarmak için gelen olmadığı gibi bir de seyrettiler…

                                                                                     xxx

Yüzme havuzları bütün gün Aydınlılara açıktı, sadece Çarşamba günleri bayanlara ayrılıyordu.

Çevresi bugünkü gibi beton duvarlarla değil, tel örgülerle çevriliydi ve bir de tenis oynama  sahası  vardı. Aydınlı hanımlar Çarşamba günleri yüzmeye geliyorlardı.

Ağabeylerimiz çalışma saatlerinden sonra bizleri çalıştırarak antrenman yaptırıyorlardı.

Sonra kendi aramızda yüzme yarışları yapıyorduk, derece alanlara atlet, fanila, çorap, gömlek veriyorlardı.

 Her 1 Temmuz’da yani Kabotaj (Denizcilik) Bayramında Kuşadası’na götürüyorlardı, açık denizde adalı gençlerle yarışıyorduk, genelde kazanan biz oluyorduk; çünkü tatlı su da antrenman yaptığımız için tuzlu suyun kaldırma gücü bizi uçuruyordu..

Yıllar içinde rahmetli kardeşim Ümit ve Ergin’de havuzlardan ayrılamaz olmuşlardı. Bazen üç kardeş hem yüzme yarışlarına katılıyor hem de sutopu takımında oynuyorduk.

Akıp giden zaman içinde bizimde bu ahengimiz bozuldu..Uzun bir süre Aydın’dan uzakta kaldım.. Döndüğümde oğlum Altar’ı yüzme öğrenmesi için benim başladığım yere, havuzlara

götürdüm, oda orada öğrendi, yarışmalara katıldı.

Havuzlar değişmişti, Salih Zeki Özdemir adında bir müdür o güzelim havuzların çevresini cezaevi gibi beton duvarlarla  çevirmişti..Tüm çocukluğumuz, anılarımız, kahkahalarımız,

betonlara gömülmüştü.. Kulakların çınlasın müdür…

                                                                          xxx

Yolunuz Pınarbaşına düşer mi bilmem; ama düşsün..gidin görün..Ben yıllar sonra gittim ve bittim..O güzelim yüzme havuzları, bir zamanlar Aydınlıların serinlemek için sabahın erken saatlerinde gittiği havuzlar artık bir harabe..10 metre yüksekliğindeki trampleninden muziplik olsun diye şemsiyeden paraşüt yapıp atladığımız, her yıl yeni yeni yüzücüleri Aydın’a kazandıran, sayısız kupa ve şampiyonluklara sahne olan olimpik yüzme havuzumuz yok artık.

Tam 20 yıl önce bugünkü kaderine terk edilmiş…Ortak anılarımızın mezarlığına dönmüş.

Merak ediyorum, bizim zamanımızda yüzme bilmeyen kız ve erkek çocuklar, hatta yetişkinler, yüzmeyi havuzlarda öğrenirlerdi. Şimdi nerede ve nasıl öğreniyorlar ?

Kimler hangi mantıklı gerekçeyle havuzları kapatıp Aydın’ın kent hafızasından bu sosyal etkinliği silmeyi başardılar, yoksa önce unutturup, sonra havuzları yıkıp malikaneler yapıp köşeyi birkaç defa dönmenin hazırlıklarını mı yapıyorlar ?

Benim gibi çocukluk ve gençlik döneminin bir bölümünü havuzlarda geçirenlerden kaç kişi havuzları merak edip şimdiki halini gördü? Belki havuzların şimdiki durumunu gösteren bu fotoğraflar bir işe yarar da ellerimizi taşın altına koyma cesaretini gösterebiliriz..

 

Önümüzdeki hafta Pazartesi günü bir başka “Zamanda Yolculuk”ta buluşmak üzere hoşçakalın.

11.05.2015
Bu yazı 1367 defa okundu.

Diğer Yazıları