YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ZAYIFLAR-ŞİŞMANLAR

Bedensel zayıflık ya da şişmanlık kişinin genetik yapısıyla ilgili bir durumdur.Sonuçları sadece o kişiyi ilgilendirir,başkalarına zarar vermez,bu durumun bedelini kendisi öder.

Zayıf karakterin alt yapısındaki en büyük etken,özgüven eksikliğidir.

Çabuk kırılır,eğilir,bükülür,zik zaklar çizmeye başlar,baskı arttıkça direnci hızla tükenir ve sonunda OMURGASIZ bir yaratığa dönüşür..

Çıkarcıdır,çıkarı uğruna kolayca adam satar,mevki,makam uğruna,dinini,vatanını,ülkesini satar.Hangi mevkide olursa olsun,çıkarı için el-etek öpmeyi,yerlere kadar boyun eğmeyi iyi becerir,bu özelliklerinden dolayı her devrin adamı olur,gelene ağam,gidene paşam der,her koşulda gemilerini karada da denizde de yüzdürür.Sürekli öne doğru eğilerek yaşadığı için kafasını kaldırıp gökyüzüne bakmaya korkar,bunun bir isyan olarak yorumlanmasından çekinir.

Sürekli tedirgindir,gözlerinin içine bakılmasından hoşlanmaz; çünkü korkar ve bu korkuyu yenmek için akla gelmedik yalakalıklar icad eder.

Konuşmaz,dinler,duyduklarından ileride nasıl yararlanacağının hesaplarını yapar,arşiv  hazırlar.

Efendisini,efendilerini sinsi sinsi izler,onların akibetleri hakkında bir şeyler öğrenmeye başladığında çaktırmadan usul usul uzaklaşmaya başlar.

Yeni efendisi ufukta belirmeye başladığında,ön saflarda yalakalığın ilginç yöntemlerini sergileyerek kendisini gösterir.Bu nedenle o her devirde vardır; ama efendileri sürekli değişir.

Aynaya baktığında kendisini ‘GEMİSİNİ YÜZDÜREN KAPTAN’ olarak görür…

Şişman karakterin alt yapısında da özgüven tavan yapar; çünkü kurnazdır.Bu özelliği sayesinde çok kısa zamanda zengin olur.

Efendisiyle konuşurken özgüvenini belli edecek rahatlık içinde olur.Efendisinin kendisinden istediği bir şey için,ona güven verecek şekilde kesin konuşur ve sözünü yerine getirir,bu da efendisinin ona daha çok imkan sağlaması demekir.

Makam ve mevkilere göre beden dilini kullanır,yukarıdakilere karşı,saygılı,kendinden emin,verilebilecek her görevi yapabilecek ya da yaptırabilecek güce sahip olduğunu ortaya koyar.

Kendinden aşağıdakilere,sırtını geriye yaslayarak ve bir basamak yukarıda oturarak ve bir kaşını kaldırarak bakarak konuşur.Konuşma tarzı alaycı,küçümseyici,kucağıma düştün seni bir öpeyim de gör gibidir.

Kendinden aşağılardaki işine yarayabilecek zayıflardan bir ekip kurar, onların ne istediklerini bildiği için,onlar daha istemeden verir,BİR VERİR BİN ALIR ve o zayıfların babası olur.

Bilerek isteyerek ortada kalır; çünkü böylece içinde bulunduğu dünyanın büyük resmini rahatlıkla görebilir ve istediği resmi silip,yenisini oraya koyabilir.

Dünya yansa bir tutam otu yanmaz,sürekli sırıtır.Çevresine efendisinin sağ kolu olduğunu ve efendisinin önemli kararlar almadan önce kendisine danıştığını anlatır;beceriklidir  kolayca insanları inandırır,işi kolaydır; çünkü inanmaya can atan binlerce zavallı vardır.

Ona işi düşenlerin sevgisini,saygısını,biatlarını sağlamak için, önce onların eşeğini kaybettirir,sonra buldurur.

Ve bu çark dönerken kendi ürünlerini de üretmeye başlar…

Çevreye  baktığımızda onların çokluğuna şaşarız,oysa şaşırmamamız gerekir; çünkü benliğimizdeki,beynimizdeki ZAYIFLAR,ŞİŞMANLAR sahneye çıkmak için birbirlerine çelme takmaktadırlar..

Binlerce yıldır  süregelen uydurma dinsel koşullandırmalarla ve bunlardan türetilmiş aslı astarı olmayan atasözleriyle  korkutularak yetiştirilmiş ve yetiştirilmeye devam eden kuşakların gerçek anlamda özgürleşmesi için önce  eğitim mi  yoksa devrim mi ? gerekli sorusu akla gelmiyor mu ?

23.12.2016
Bu yazı 676 defa okundu.

Diğer Yazıları