YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ZİHİN KONTROLÜ

Bolu beyine kafa tutan,Köroğlu yüz yıllar öncesinden bugünü haber vermiş…

Nasıl mı ?

‘Düşman geldi, tabur tabur dizildi,

Alnımıza kara yazı yazıldı,

Tüfek  icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında  paslanmalıdır’

Artık eskisi gibi göğüs göğse çarpışmak, santranç oynar gibi harp oyunları, taktikler üreterek cephelerde savaşmak yok.

Aslında  sıcak savaş çoktandır yerini soğuk savaşa bırakmış…

Soğuk savaşta her şey mübah…

Emperyalist devletlerin  soğuk savaş için bol sıfırlı  bütçeleri  var..

Psikoloji   ile  elektronik fiziği birleştirerek oluşturdukları  radyo dalgalarıyla  göz kubbe altındaki milyonlarca insanın zihnini kontrol etmeyi  başarabiliyorlar.

Hergün  her saat özellikle reklamlarda kullandıkları  subliminal mesajlarla  insanın bilinçaltını programlayabiliyorlar.

İsveçli, psikolog  Carl Gustaw Jung  yıllar önce,dünyanın sonunun  atom bombasından, vebadan değil de ,insanların bilinçsiz davranmalarının giderek artmasından  meydana  gelebilecek  eylemlerle olabileceğini söylemişti.

Anımsayalım, fazla değil bir ya da iki hafta içinde İstanbul’da bir yolcu,  metrobüsü durdurması  için şoföre  baskı yapmıştı.  Şoför  aracı durdurmayınca, yolcu elindeki şemsiye ile şoföre vurarak tüm yolcuların ve yoldaki araçların yaşamlarını tehlikeye atmıştı.

Sizce bu bilinçli bir hareket mi, yoksa  egonun yönettiği  öfkenin mi?

Şimdi  şöyle  50-60 yıl gerilere gidelim.

Bu alıntıyı sizlerde araştırırsanız, başımıza gelenlerin kimlerin marifeti olduğunu hep birlikte anlamış oluruz.

Fransa'nın güneyinde kendi halinde bir köy olan Pont Saint Esprit’te, 16 Ağustos 1951 sabahı uyanan köylüler birkaç saat sonra çıldırmaya başladı. Halk polise, sürekli ejderha gördüklerini, kendilerine saldırdığını söylüyordu. Bir çocuk bıçakla büyük annesine saldırdı. Bir diğeri, “Ben uçağım” diyerek kendini ikinci kattan aşağı attı.

Doktora koşan biri ise, “Kalbim çıktı, ne olur yerine takın” diye yalvardı. Sokaklar çıldıran insanlarla doluydu. 5 kişi öldü, 300 kişi yaralandı. 50 kişi aylarca tımarhaneye kapatıldı. Uzmanlar, bu olayın, ekmeğin içinde uyuşturucu etkisi yapan bir yaban mantarının neden olduğunu söyledi.

Fransa tarihine giren olaya “Lanetli Ekmek” (Le Pain Maudit) adı verildi. Ancak 59 yıl sonra CIA arşivlerini inceleyen H.P. Albarelli isimli gazeteci, olayın CIA’in “zihin kontrolü” kapsamında yaptığı bir deney olduğu iddiasını ortaya attı. Buna göre, CIA, köyün ekmeklerine bilerek “LSD” adı verilen sentetik uyuşturucu katmış ve neler olacağını görmek istemişti. Albarelli’ye göre bu deney ABD ordusunun Özel Operasyonlar Birimi tarafından yapıldı. Uzmanlara göre LSD alan insanlar, daha sonra telkinle istenilen her şeyi yapabiliyordu.’

Yazımı yazmadan önce içinde bulunduğumuz durumun büyük resmine baktım.

Cumhurbaşkanının,Lozan için söyledikleri,Dr.Metin Aydın’ın sosyal medya da paylaştığı Jeotermal ölüm kuyularının tutsağı olmuş Hıdırbeyli ve burada yaşayan insanların evlerinin üstünden geçen ölüm borularına tepkisiz oluşları,TRT’nin saat başı 15 Temmuz Şehitleriyle ilgili mesajları yayınlarken her gün  şehit düşenleri görmezden gelmesi,insanların sanki hiçbir şey yokmuş gibi gününü gün ederek yaşaması,daha doğrusu benden sonra tufan demesi,bana  haşlanmakta olan kurbağanın son durumunu hatırlattı.

03.10.2016
Bu yazı 780 defa okundu.

Diğer Yazıları