YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Bedia Kılınç

ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ ANARKEN

O’nun devletten tek isteği  Ormancıların baltasını almaması idi

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla bu hafta Seyyid Onbaşı’nın ilginç hatırasını okuyup hatırlayalım istedim. Bir ülkenin bir milletin deyim yerinde ise kaderini değiştiren Koca Seyyid’in Atatürk’ten tek isteği ekmek parasını kazanmak için kullandığı baltanın ormancılar tarafından alınmaması olduğunu okuyan gençlerimizin Atasına olan saygısı daha da artacaktır.

  Belki de 18 Mart şehitleri, Koca Seyyid gibi kahramanlar bu hafta içinde bazı kesimler tarafından Beşiktaş kadar konuşulmayacak ama eğer tarihimizi daha iyi öğretirsek dünya var oldukça dua ile yad edilecektir.

  İşte 9 yıl askerde kalan ve 276 kiloluk top mermisini tek başına taşıyıp savaşın kaderini değiştiren Seyyid Onbaşı’nın hikayesi….

   Köyünde O’nu herkes öldü bilmektedir. Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür. Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.

-Sen kimsin?

-Ben Seyyid'im.

-Biz seni öldü biliyoruz.

-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?

-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Seslenerek git haberi olsun.

Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir. ‘Anne kapıda sakallı biri var korktum’ der.  Annesi gelir kapıya bakıyor ki, adamı Seyyid. ‘Korkma kızım o senin baban…’ der..

Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışır Koca Seyyid.

O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına, ''Baba deyip de bir müddet kucağına oturamadım'' der.

Koca Seyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı...

Çanakkale de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.

1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyyid Ali, Yörük çocuğudur.

Mavi gözlü ve ufak tefektir.  Gariban Anadolu köylüsü...Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.

1909'da askere gider.

1912'de Balkan Savaşı na katılır.

1914'te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak bulunur.

18 Mart1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçer bu sırada Seyyid Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir.

Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyyid Ali Çabuk'tur.

Seyyid Ali, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.

Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusret'ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar.

Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş bir de ödül olarak çift tayın verilmiş.

O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince ödül olarak verilen tayını yani fazla ekmeği istememiş.

Seyyid Ali, 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner.

1915 teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale de askerliğe devam eder.

1918 de terhis olur.

NE BÜYÜK MÜTEVAZILİK

Koca Seyyid, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan olaylar, büyük travmalar oluşturmuştur muhtemelen. 1929 da Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürüne der ki, Burada bir Seyyid Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.

Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyyid Onbaşı'nın hangi köyde olduğunu bilmez. ‘Buluruz tabii Paşam’ deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyyid'i sordurur.

Manastır köyünde bulunur.

Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Koca Seyyid, dağa kömüre gitmiştir.

Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyyid, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. Ama bozuntuya vermez. Askerlere ‘Suçum ne ki?’ diye sorar.

Askerler ‘Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor’ deyince Seyyid sevinir.

Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyyid’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbise verir.

Atatürk'ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Ne istersen iste, sen büyük kahramanlık yaptın” der. Maaş bağlatılmasını teklif eder.

Seyyid Ali, “Hayır paşam" der... "Biz görevimizi yaptık, maaş için değil...''  Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit'te gece kaçak satıyorum. Emrinizle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam bana yeter, maaş da istemem...”  der…

Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, Seyyid'e dokunulmasın diye.

Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyyid'e pek rahat verilmez.

Seyyid Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar. Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran da bir fabrikada hamallığa başlar.

Seyyid Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.

Köyündeki mezara gömülür.

Koca Seyit'in öyküsü, bir yerde Türkiye'nin tüm kahramanlarının öyküsüdür.  Allah rahmet eylesin

Çanakkale’de 568 bin düşman askerine  karşı vatanı savunan 315 bin askerin her biri isimsiz kahramanlarımızdandır. 253 bin şehit verdiğimiz Çanakkale savaşı yıllarında son sınıf öğrencileri cephede ve şehit oldukları için mezun veremeyen liseler olduğu unutulmamalıdır.

 

18.03.2017   Bedia Kılınç

18.03.2017
Bu yazı 568 defa okundu.

Diğer Yazıları