YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Bedia Kılınç

Teknoloji Bağımlılığı Ciddi Bir Hastalığa Dönüşmeden

Hayatımıza büyük bir kolaylık olarak giren dijital varlıklara o kadar bağımlı hale geldik ki, her şey zorlaşmaya başladı. İletişim çağında ellerimize aldığımız son model telefonlar bizi iletişimsiz hale getireceği hiç aklıma gelmemişti.

  Belki yeni kuşaklar bilmez ama, bugün yaşı 40 ve üzerinde olanlar ilk bilgisayarla tanıştığı günleri, cep telefonu ile ilk görüşmesini, mesajlaştığını, mail gönderip aldığı günleri hatırlasın. O zaman hayatı kolaylaştıran iletişimi güçlendiren bu cihazların bugün bizi nereden nereye taşıdığına bir bakar mısınız?

  Hani ‘Her şeyin fazlası zarar’dır ya. Gerçekten biz de bu konuda ülke olarak fazlaya kaçtık. 

  Eskiden okullarda bilgisayar odası vardı. Bilgisayarlı işlemler bu odada yapılırdı. Sonra her odada, daha sonra her masada şimdi de herkesin cebinde dolaşıyor bu cihazlar. İletişimde gelinebilecek son teknolojiye ulaştık. Bu cihazlar sayesinde oluşturulan sosyal medya da bizi A SOSYAL yaptı. Düğün evi de, cenaze evi de telefonların tuşlarına saklandı. Büyüklerimizin elini klavyeden öpmeye, üzüntü ve sevinçleri de dijital işaretlerle dile getirmeye başladık. Yani bilişim çağında bence eski mağara duvarlarına işlenen işaretli yazışmalar gibi bir sosyal yaşantıya yöneldik. Eğer bu dediklerime katılıyorsanız gelin bu telefon, bilgisayar adını ne dersek diyelim dijital cihazları gereğinden fazla kullanmayalım.

 Dijital ortam bize yaramadı. 2016 yılında sadece sosyal paylaşım sitelerindeki atışma ve hakaretten kaynaklı açılmış yüzlerce dava var.

  Bizi biz yapan değerleri unutmadan özümüze dönmemiz gerek. Böyle giderse Avrupalılar gibi bazı değerlerden yoksun bir toplum haline geleceğiz. Düşünsenize en acı gününüz bir cenazeniz var, ya da en mutlu gününüz evleniyorsunuz. Hangi mesaj ya da sayfandaki üzüntü veya sevinç işareti sizi yürekten kucaklayan bir dostun verdiği sıcaklığı verebilir.

  Bu telefon ve bilgisayardaki sosyal medya bizim ‘Halleşme’ kültürümüzü yok etmeye başladı. Biz, kucaklaşmadan, sarılmadan gerektiğinde sevinçten ya da üzüntüden sarılıp ağlamadan halleşemeyiz. Ne olur bu dijital cihazları gereğinden fazla kullanmayalım. Konu komşu, dost akrabayı geçtik. Bakıyorum aynı aile içinde bile sosyal medya üzerinden yazışmalar başladı. Sizce bu sosyallik mi şimdi…

Bence gerçeğe dönme vakti geldi geçiyor… Gelin bu dijitalin bizi bizden almasına müsaade etmeyelim. Gelin çocuklarımızı telefon ve bilgisayarla değil toprakla çamurla oynatalım. Gerektiğinde dağıtsınlar kirletsinler her tarafı. Ama onların beyinleri kirlenmesin. Hafta sonu çıkın dağlara kar oynayın, gerekirse üşütüp virüs kapsınlar. Ama onların saf düşünceleri virüs kapmasın…

  Muğla Valiliği İl Milli Eğitim Müdürülüğü “Teknoloji bağımlılığı ve fiziksel engellilik konulu 'Klavyeden Kalk Hayatına Bak, Yaşamda Ben de Varım” sloganıyla kısa film yarışması düzenlemiş. Benzer çalışmaları Aydın Milli Eğitim Müdürlüğünden de bekliyoruz.

  Kendisi de Anne olan Sayın Milli Eğitim Müdürümüz Pervin Töre’den bir anne olarak ben de talep ediyorum. Aynı zamanda bizi biz yapan değerler olan oyunlarımız okullarda da oynansın. Çocuklarımızı her şeyi öğretirken mutlu olmayı da öğretmiş oluruz.…

 

 

13.01.2017
Bu yazı 657 defa okundu.

Diğer Yazıları