YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



GÜL BAYRAM

SİMİTÇİ ÇOCUK

                   Birbirlerine bakmıyorlar . Birbirlerine değmiyorlardı . Kalabalık sadece gideceği yere , ulaşmak için hızlı adımlar atıyordu . İki saate yakın kalabalığın arasında , sokağın başından aşağı iniyor daha sonra tekrar yukarı çıkıyordum .İnsanları izliyordum . Sokağı dolduran kalabalıkta gelip geçen her insani izliyordum . Yanlarından geçiyor ve hepsinin yüzlerine bakıyordum . Hepsinin ortak olduğu bir şey vardı ; varmak istedikleri sorumlukları . Hepsi bu yüzden koşuşturuyordu .İşlerinden çıkanların evlerine gidip evdeki sorumluluklarına yetişmesi gerekiyordu . Çantası sırtındaki öğrencilerin ev ödevlerini yapmak için evlerine zamanında gitmesi gerekiyordu . Saat kaç olursa olsun , herkes bir yerlere yetişmek için hızlı adımlar atıyordu . Sabahın erken saatlerinde işlerine , okullarına gidenler ,akşam üzeri yeniden bir telaş içerisinde evlerine dönüyordu . Hayatımızın büyük bir bölümü sorumluluklarmızdan oluşuyordu . Çok küçük yaşlardan itibaren başlarız büyüklerimizden sorumluluk almaya . Yaş büyüdükçe sorumluluklarımızda genişlerdi.Yürüdüğüm iki saat boyunca yüzlerce insanın sorumlulukları olduğunu görebiliyordum . Ellerinde kağıtlar , çantalar , çiçekler vardı . Durduğumda daha net anlaşılıyordu .Kimse bana çarpmadan ilerliyebiliyordu .

              Başımın üzerinde koca bir tepsi vardı . Sıcak hamur kokuyordu . Geç saatlere kadar simit satmayı sürdürürdüm .İnsanlar dağılır , ışıklar söner ve benim eve dönme zamanım yaklaşırdı .Tepsi bazen tamamen boşalır , ceplerim dolardı . Tepsi dolu eve döndüğümde olurdu .Ama gün sona erdiğinde tepsim hep başımın üzerinde olurdu.Eve dönmek için cebimden yeterli bozukluk alır tren istasyonuna yürürdüm. Treni beklerken satardım . Sonra trene biner cam kenarına otururdum . Dışarıyı izlerdim yol boyunca. İndiğimde istasyondaki insanlar simit alırlardı .Evime varmadan cebimde kalan bozukluklar ile masraf görürdüm . Kapıyı açan yaşlı annem , uzanırdı ellerime . Torbaları alır içeri girerdi .Her gün eve vardığımda , sıcak ekmek kokusu vururdu yüzüme . Babam ve küçük kardeşlerim ile sofraya otururduk .Çocukluğumda öğrenmiştim sorumluluk sahibi olmayı .Babam ne zaman hastalandı , ben işe başladım.Okulu yeni bitirmiştim o yıl .Simit satarken tezgah kurduğumda okur , ders çalışırdım tezgah arkasında .Sokakta geçen giden her insan gibi bende eve dönmek için hızlı adımlar atıyordum . Eve varıp kitaplarımın başına geçiyordum . İnce lambanın ışığında defterlerimi , kitaplarımı ortaya sererdim. Güneşin doğmasına bir iki saat kala yatağa girer uyurdum . Annem sabah gelir kaldırırdı . Gün başa dönerdi . Kapının yanında duran simit tepsimi alır çıkardım evden . Tren istasyonuna git ve sokağa yürü . Öğlen sıcağı vurduğunda sokağın başındaki havuzun kenarlarına otururdum . İnsanlar gelip geçerdi . Düşünürdüm . Hepimiz dünyanın küçük bir parçasıydık .Çok küçük . Ama büyük sorumluluklar yüklenmiştik . Beş yaşlarındayken annem elime saksı tutuşturmuştu .Çiçeğin tohumu daha toprağın altındaydı . Sularsam büyüyeceğini söylemişti . Bana ait bir şeylerin olmasına, bitkilerle başlamıştım . Çiçek kendini gösterip , gün geçtikçe büyüdüğünde annem bahçeye dikmişti . Sonra elimde kendi hayatımı sulamaya başlamıştım . Toprağın altında minik bir fidandan , açılmış bir çiçeğe dönüşene denk . Kendi sorumluluklarımın farkına varmıştım . Sonra dünyanın bir küçük parçası olduğumun farkına varmıştım . Topluma karşı , aileme karşı , sorumluluklarım olduğum farkına varmıştım . Diğer çiçeklerin arasına dikilmiştim.Hayat bir şekilde akıp gidiyordu . Bir sabah erkenden evden çıkmış akşam eve geç dönmüştüm . Sokağın başında bir kalabalık vardı . Bakkal kepenklerini indirmişti . eve koşmuştum . İnsanlar ağlıyordu . Annemi kaybetmiştik . Tepsimi ilk defa o sabah götürememiştim . Bir yıl sonra da babamı kaybetmiştik .Üst üste gelen iki kaybımızdan sonra kardeşlerim etkilenmesin diye işe girmiştim . Kapının önünde duran boş tepsi her sabah ceketime takılırdı .Tezgah arkası derslerimi çalışacak daha çok zamanım kalmıştı . Eve daha erken geliyor dersimin başına geçiyor , kardeşlerimin dersini çalıştırıyordum .Okulu bitirdikten iki yıl sonraki sınava girdim.Kardeşlerim ile bahçeye çıktık ve pazardan aldığım tohumları gömdük . Çiçekleri sulamaya başladık . Sınavı kazandığımı öğrenmiştik haftalar sonra . Çalıştığım işe akşamları gidiyor , gündüzleri okula gidiyordum . Küçük bir parçanın , büyük sorumluluklar alması insanı büyütüyor başarlı yapıyordu . Yıl bitmeden kardeşlerimin ikisi de iyi bir okula yerleşmişlerdi.Derin bir nefes alabilirdim .

               Sorumluluklarımın farkına varabiliyordum , sorumluluklarım benden daha büyüktü. Okuldan çıkmış tren istasyonuna gidiyordum . Sokağın başından gelen sesi duyunca adımlarım  o tarafa yönelmişti .Aşağı doğru inerken solda duran çiçekçinin önüne geçtim . İki demet aldım . Onu , simit satarken arada görürdüm .Kaldırımdan aşağı doğru ilerlerken kimse bana çarpmadı . Elinde çiçek ve defterler olan bendim .Köşede elinde sepet ile bağıran ufak çocuğu gördüm . Simitçiydi .Hayatım gözlerimin önünden geçmişti . Uzun sayılmayan bir zaman da olsa da önceden burada ben vardım . Sokağın ortasında durmuş çocuğa bakıyordum . Dünyanın bütün küçük parçalarının sorumlulukları vardı. Hayatta , hayatın bizden beklentileri vardı .Küçük çocuktan iki tane simit alıp istasyona geri yürüdüm . Eve gitmeden önce , annem ve babamın yanına uğrayıp çiçek bıraktım . Onlara karşı vazifemdi . Evimin önündeki bakkalı görünce gülümsedim.Evime girdim . Kardeşlerim bahçenin ortasına oturmuş , onlara gülümseyen  çiçeğe bakıyorlardı . Yaprakları açmış , kendini göstermişti .

 Hayatımızı sulamayı başarmıştık. Yaşamak için , bu dünyada az olsa sorumluluk sahibi olmak gerekiyordu . Hepimiz küçük bir parçaydık ne de olsa .

 

13.07.2016
Bu yazı 1137 defa okundu.

Diğer Yazıları