YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

13 EYLÜL 1921 SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ ZAFERİ -3-

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİDE 23 AĞUSTOS – 13 EYLÜL 1921

 Yunan Ordusu 14 Ağustos 1921 günü üç koldan

 

Yunan ordusu,14 Ağustos 1921 günü üç koldan Sakarya´ya doğru yürüyüşe geçti. Yunan ordusunun planı Türk ordusunun batıya dönük cephesi karşısına bir tümen bırakıp bütün birliklerini Sakarya güneyinde toplamak, Türk cephesini yarmak ve sol kanadını kuşatmaktı. Böylece milli orduyu yok etmiş olacaklardı. General Papulas ve kurmay heyeti bu sonucu alacaklarına inanıyorlardı. 23 Ağustos 1921 Salı sabahı Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Yunan ordusu bütün gücüyle taarruza geçti. Yunan birlikleri Türk sol kanadını kuşatmak için sağ kanadını sürekli uzatıyordu ama karşısında daima o kanada kaydırılmış fedakâr bir Türk birliğini buluyordu. Cephenin uzunluğu 100 kilometreyi geçmişti. Mustafa Kemal Paşa tarihe geçen ünlü emrini verdi. Bu yepyeni bir savunma anlayışıydı: "Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz." Kesin olarak gerekmedikçe bir küçük tepecik bile terk edilmeyecekti. Bu alışılmamış ve özverili savunma düzeni karşısında Yunan ordusu hızla erimeye başladı. Binlerce kaybına karşı Yunan ordusu, cephe boyunca ortalama sadece on kilometre ilerleyebilmişti. Cephe gerisine sızan Türk süvarileri ikmal kollarını vurduğu için cephane, yiyecek ve benzin sıkıntısı da çekmeye başlamışlardı. Yunan karargâhındaki iyimserlik yerini giderek derin bir kaygıya bıraktı. Durum Yunan ordusunun aleyhine döndüğü için taarruz sırası Türk ordusuna gelmişti. 10 Eylül 1921 Cumartesi günü sabahı Türk karşı taarruzu başladı. Sağ kanatta ilk hamlede Duatepe geri alındı ve süngü pırıltıları içinde al sancaklar göğe yükseldi. Sol kanatta da süvari kolordusu kaçan düşman artçılarının peşine düşmüştü.

Yunan hükümeti ordunun geri çekilmesini onayladı. Oysa Yunan ordu karargâhı Sakarya batısına geçmişti bile. General Papulas, ordusunu, bütünüyle mahvolmadan kurtarıp geriye çekilebilme telaşı içindeydi. Yunan Genelkurmay Başkanı General Dusmanis durumu şöyle özetleyecekti: "Yunan ordusunun kaçmaktan başka bir karar verebilecek güçleri kalmamıştı." Yunan ordusu muharip kuvvetinin yarısını Sakarya´ da kaybetmiş, taarruz gücünü yitirmiş bir şekilde bütünüyle Sakarya nehrinin batısına geçmişti.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ SONUNDA TÜRK VE YUNAN ORDULARININ VERDİKLERİ KAYIPLAR

Sakarya Meydan Muharebesi sonunda, Türk ordusunun zayiatı; 5.713 şehit 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.258 kayıp olmak üzere toplam 49.289´dur. Yunan ordusunun zayiatı ise 3.758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.067´dir.
General Papulas ve kurmay heyeti bu sonucu alacaklarına inanmıyorlardı.

 

İSMET PAŞA´NIN ZAFERLE İLGİLİ OLARAK BAŞKOMUTANLIĞA GÖNDERDİĞİ MESAJI

Başkomutanlığa,

23 Ağustos´tan bu yana süren Sakarya Meydan Savaşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu´nun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. Üç gündür süren genel karşı taarruzun etkisiyle bugün öğleden sonra düşman ordusu yenik olarak ve tümüyle Sakarya ırmağı batısına atılmış bulunuyor. Düşmanı aralıksız izliyoruz.
13.9.1921
Batı Cephesi Komutanı İsmet

BAŞKOMUTAN GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA 20 EYLÜL 1921´DE ORDUYA ŞÖYLE BİR BİLDİRİ YAYINLADI

Başkomutanlık
Orduya Bildiri

Arkadaşlar! Milletimizi yabancıların elinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu muharebede Sakarya Zaferi gibi adı her zaman anılacak yeni ve büyük bir zafer kazandınız. Benim gibi yaşamını yıllardan beri saflarınızın yanında geçirmiş olan bir silah arkadaşınız; ezilmiş, kahredilmiş düşmanın geri çekilmesinden sonra sizler için duyduğum değeri ve hayranlığı, minnet ve şükranı ordunun her bireyi ve memleketin her yönünden duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye gerek gördüm. Sakarya boyunda verdiğimiz muharebe önceki birçok muharebelerimizde olduğu gibi anayurdun yalnız bir köşesini ufak veya büyük bir parçasını tehlikeye düşürüyordu. Orada biz bütün memleket, bütün varlığımız ve bağımsızlığımız pahasına denecek kadar önemli büyük bir muharebeye giriştik. 21 gün 21 gece bir milletin bağımsızlık düşüncesiyle bir milletin saldırı ve yağma düşüncesi birbiriyle boğuştu. Sizin, başını eğmeye razı olmayan bağımsızlık düşünceleriniz, gururla ilerleyen düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı. Kızgın bir ufuk üzerinde tüten ve yanan yüzlerce köylerimizi arkasında bırakarak, düşman ordusu ceza önünde kaçan bir cani gibi geldiği yerlere gidiyor. Hâlbuki o, bir muharebe değil, yalnız bir akın düşünüyordu. Düşünce ve imanın güçlü ve salt kuvvetine kazandığınız zafer kadar büyük bir kanıt olmaz. Mazlum milletimizi tarihinin en tehlikeli bir zamanında yeniden ışığa ve kurtuluşa kavuşturan bu muharebede sizin Başkomutanınız olmaktan dolayı bir insan yüreği için alın yazısı olabilecek en derin mutluluğu ve kıvancı duydum.

"Komutanlara"

Tehlike büyüdükçe yükselen azim ve tedbirlerimiz, derin ve ince zekalarınızla muharebenin başarılı bir surette sevk ve idaresinde gösterdiğiniz üstün değerlilik için:
"Subaylara"

Trablusgarp, Balkan ve Dünya Savaşı´ndan henüz çıkmış iken bir ateşten diğerine geçerek milletin istiklal savaşında tuttuğunuz yer genç ve çok değerli başlarınız üzerinde dönen yeni ölüme karşı gösterdiğiniz canını esirgememezliği yüreklerinizde ışıldayan ve bize zafer yolumuzu aydınlatan, millet aşkını bütün bir heyecanla seyrettiğim sayısız kahramanlıklarınız için:

"Erlere"

Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha önce sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiç bir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı sendedir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiç bir korkunun yıldıramadığı demir gibi temiz yüreğinle düşmanı sonunda alt eden büyük çaban için minnet ve şükranımı söylemeyi kendime en değerli bir borç bilirim.

Sizin gibi Komutanları, subayları, erleri olan bir millete yabancı elleri altında köle olmak olanaklı değildir. Bu kez Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin benim için yeni bir rütbe ve gazilik ünvanı ile beliren iltifatlar doğrudan doğruya sizindir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordudur: onurlu ve en ulu bir savaş ile seçkin olan yine ordudur. Sizin kahramanlığınızla sizin gösterdiğiniz sonsuz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük zaferin milletçe beğenildiğini gösteren bu ünvanı ve rütbeyi ancak size mal ederek, bütün askerlik yaşantımın en büyük kıvanç sermayesi olarak taşıyacağım. Ulu Tanrı giriştiğimiz kurtuluş savaşında onurlu silah arkadaşlarıma kendilerini ayırt eden soyluluğun, yiğitlinin, kahramanlığın hakkı olan kesin kurtuluşu da nasip etsin. 20 Eylül 1921

Başkomutan
Mustafa Kemal

30.09.2017
Bu yazı 129 defa okundu.

Diğer Yazıları