YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

“ILIMLI MÜSLÜMAN” TERİMİNE NEDEN KARŞI ÇIKMALIYIZ… 2

(DÜNDEN DEVAM)

“Ilımlı İslam” sözünün siyasi önemi Daniel Pipes‘ın yazılarında bulunabilir. Pipes, sorgulayan üslupta yazdığı bir yazı dizisinde ABD’de, bazı kurumların geçerli sözcüleri olarak kabul edilebilen “ılımlı Müslümanları” aramaya girişti. Pipes, ABD’nin önde gelen Müslümanlarının yazılarını analiz ediyor ve ABD’nin iç ya da dış politikasına karşı (Vatanseverlik yasası, Guantanamo, gözaltılar, işkencenin yasallaşması, Afganistan’ın ve Irak’ın işgali, Ebu Garip’teki işkenceler, CIA‘in gizli hapishaneleri, sivillerin bombalanması, ABD askerlerinin işlediği suçlar gibi konularda ) en küçük bir eleştiri yöneltenlere karşı söylemediğini bırakmıyor.

Böylece, Kuzey Amerika İlerici Müslüman Birliği gibi bir grup, İslam’da feminizmi, eşcinsel haklarını savunduğu halde, Pipes ondan fanatik ve radikalmiş gibi söz ediyor. Bunun nedeni de basit: Pipes çok muhafazakar biri, Kuzey Amerika İlerici Müslüman Birliği ise solda. Pipes’a göre, ilerici Müslümanlar, teröristlerden bile beter. Khaled Abou el Fadl gibi günümüzün en parlak Müslüman aydınlarından birine karşı saldırılarında Pipes, Fadl’ı Cihad sözünün yalnız bir savunma terimi olduğunu öne sürdüğü için suçluyor. Bu Pipes’ı o kadar çok rahatsız ediyor ki, bunu apaçık bir fanatiklik belirtisi sayıyor. . .

Pipes’a bakılırsa, ılımlı bir Müslüman, İslam’ın şiddet içerdiğine, ancak reformla değiştirilebileceğine inanan, (Patriot) Vatanseverlik Yasası’nın özgürlükleri kısıtlamalarını milli güvenlik adına kabullenen, Irak’ın istilasını da İslam dünyasına demokrasi götürülmesi adına alkışlayan biridir. Tabii ki bu tanıma uyan pek fazla Müslüman bulabilmesi olanaksız. Dolayısıyla, Pipes, ABD’de yaşayan Müslümanların çoğunun fanatik olduğu, bu nedenle de Amerikalıların ciddi bir problemle karşı karşıya oldukları sonuçlarına varıyor.

Bunları neredeyse gülünç bulabiliriz, ancak ABD’de Müslüman önderlerin ve aydınların taciz edilme eğilimini göz önünde bulundurursak, hiç de gülünç olmadığını görüyoruz. Arap-Müslüman asıllı bazı profesörler, Filistin’i destekledikleri için, ya da Amerikan demokrasisinin diktatörlüğe doğru gidişine tepki gösterdikleri için Amerikan üniversitelerinden kovuldu. Kovulmayanların da bütün yazıları ve konuşmaları Amerikan üniversitelerinde İslam yanlısı konuşmaları bulup ihbar etme amacıyla oluşmuş olan (Campus Watch) Üniversite Gözcüsü gibi kurumlar tarafından inceleniyor. Campus Watch İslam araştırmaları ya da Ortadoğu çalışmaları gibi bölümleri olan üniversitelerde varlığını güçlü bir şekilde hissettiriyor. Bu kurum, profesörlerin yazdıklarını izlemekle kalmayıp, “vatansever” öğrencilerin Müslüman ya da Müslüman olmayan profesörlerin derste söyledikleri “şüphe uyandırıcı” sözleri ihbar etmelerini sağlıyor.

İspanya’da da buna benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Birçokları bizi “ılımlı” Müslüman olarak tanımlasa bile, aşırı sağ bizi “aşırı İslamcı” olarak tanımlıyor. Bunun nedeni ise Müslüman olarak tavrımız değil, gelişen İslamofobik –yani Müslüman nefreti içeren- akımı eleştirmemiz.

Bu durumda, “ılımlı Müslüman” bulmak pek de kolay olmuyor, çünkü doktrin açısından “ilerici” olan Müslümanlar, Batı’nın İslam dünyasına karşı izlediği politikaları totaliter bularak reddedecek ve Batı’nın yeni sömürgeci politikalarını belirleyen ırkçılığa karşı çıkacaklardır. Hatta, çoğu, Batı demokrasisinin bugün içinde bulunduğu durumu, medya organları, büyük şirketler ve finansal lobicilerin egemenliğinde olan bir demokrasi karikatürü olarak göreceklerdir. Bu güç odakları olmadan, kimse ülke yönetemez.

Anlaşılıyor ki, İngiliz ve Amerikan hükümetlerinin aradığı, olmayan bir şey. Ancak aradıklarının olmaması, onların varmış gibi uydurmayacakları demek değil –ve zaten yaptıkları da sahte önderler yaratarak bir kavram uydurma çabası. İşte bu da, bazılarının, gerçeği kökünden saptırarak, Müslümanlığı ılımlı olanların azınlıkta olduğu (istisna oluşturduğu) bir fanatikler denizi olarak tanıtmaya çabasıyla bize empoze ettiği “ılımlı Müslüman” kavramını reddetmek için yeterli bir neden.

Bu makale ile, tüm Müslümanlara bu dışardan yakıştırılan terminolojiyi reddetmelerini öneriyoruz. Daha önce de yazdığımız gibi, Tanrıya teslim olma, yani Müslümanlık, bir insanın bütün putları terk etmesi, kendisini bütün dogmatik tavırlardan arındırması, şartsız bir varlığa bağlılığını azaltacak varsayımları bırakması demektir. Ilımlı İslam diye bir şey yoktur çünkü ılımsız İslam yoktur. Eğer bir insan fanatikleşmişse demek ki dinini bir puta, başka dinlere karşı bir engele dönüştürmüştür. Çeşitliliği kabul edemeyen, onun bize çeşitliliği vermiş olan yaradanın en olağanüstü belirtilerinden biri olduğunu göremeyendir. Kısacası, Müslümanlık çeşitliliğin birliğine doğru bir açılıştır ve işte bu radikalizm, bütün mezhep bölünmelerini yok eder.

*Abdennur Prade, 1967 Barcelona doğumlu, çeşitli kitap ve makaleleri olan bir şair ve düşünürdür.

[Abdennur Prade’nin İspanyolca olarak kaleme aldığı bu makale Yoshie Furuhashi tarafından İngilizce’ye çevrilmiş, Mr Zine’deki İngilizce’sinden Üstün Bilgen Reinart tarafından Sendika.Org için özetlenerek Türkçeleştirilmiştir.](DEVAM EDECEK)

01.06.2017
Bu yazı 333 defa okundu.

Diğer Yazıları