YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

“ILIMLI MÜSLÜMAN” TERİMİNE NEDEN KARŞI ÇIKMALIYIZ… -3-

(1 Haziran 2017'den devam)

Daha önce de yazdığımız gibi, Tanrıya teslim olma, yani Müslümanlık, bir insanın bütün putları terk etmesi, kendisini bütün dogmatik tavırlardan arındırması, şartsız bir varlığa bağlılığını azaltacak varsayımları bırakması demektir. Ilımlı İslam diye bir şey yoktur çünkü ılımsız İslam yoktur. Eğer bir insan fanatikleşmişse demek ki dinini bir puta, başka dinlere karşı bir engele dönüştürmüştür. Çeşitliliği kabul edemeyen, onun bize çeşitliliği vermiş olan yaradanın en olağanüstü belirtilerinden biri olduğunu göremeyendir. Kısacası, Müslümanlık çeşitliliğin birliğine doğru bir açılıştır ve işte bu radikalizm, bütün mezhep bölünmelerini yok eder.

*Abdennur Prade, 1967 Barcelona doğumlu, çeşitli kitap ve makaleleri olan bir şair ve düşünürdür.

[Abdennur Prade’nin İspanyolca olarak kaleme aldığı bu makale Yoshie Furuhashi tarafından İngilizce’ye çevrilmiş, Mr Zine’deki İngilizce’sinden Üstün Bilgen Reinart tarafından Sendika.Org için özetlenerek Türkçeleştirilmiştir.]

H.KANARGI: Büyük Türk Milletinin her ferdi. Lütfen dikkat ediniz!!!

    Yazarın söylediklerine ve yazdıklarına çok dikkat edersek, Amerikanın ve ona destek veren diğer sanayileşmiş ülkelerin ortak uğraş noktası İslam Fobileri. İslamın yayılmasını Hıristiyanlık dini için en büyük tehdit olarak algıladıklarından her türlü kılıfı hazırlayarak ** Yok İslamcı terörist- yok İslam dini terör dini” gibi anlamsız ve mesnetsiz yaklaşımları sergilemekten de geri durmuyorlar. Bütün bu dinimize karşı yaptıkları sert söylemlerine ince bir ayar çekerek kılıf hazırlayarak “ILIMLI İSLAM” teriminin ve dünya üzerindeki Müslümanları, ILIMLI MÜSLÜMANLAR—AŞIRI MÜSLÜMANLAR olarak ikiye ayırma çabalarının altında yatan gerçeği ustaca gizlemektedirler. Bundan 1000 yıl önce biz Türkleri Anadolu’dan DİNSİZ yakıştırmasıyla atmaya çalışan Haçlı Seferleri için Michel Chossudovsky adındaki yazar, aşağıdaki satırları yazmıştır.

1-  Michel Chossudovsky adındaki yazar “Savaş bir insanlık sorunu yaratır. Tarih boyunca, düşman tekrar tekrar “Şeytan” olarak tanımlanmıştır. Haçlı Seferleri sırasında savaş, “dinsiz Türklerin” kötülenmesiyle açıklanmıştı. O zamanlar olduğu gibi şimdi de “İslamcı Terörizm” kavramı, petrol yataklarının ele geçirilmesinde kullanılıyor. “İslamo-faşizm” sözü, Müslüman ülkelerin değerlerini, kurumlarını ve sosyal dokularını aşağılamaya yarıyor ve bu ülkelere tek seçenek olarak “batı demokrasisi” ve “serbest piyasa” kavramlarını sunuyor.

2- Rusya devlet başkanı Vladamır Putın’in 43. Münih güvenlik konferansında yaptığı konuşmada şunları söylemiştir.

       Sayın Federal Almanya Şansölyesi, Sayın Teltschik, bayanlar ve baylar, hepinize çok teşekkür ederim.

       40’ın üzerinde ülkeden siyasetçi, askeri yetkili, girişimci ve uzmanları bir araya getiren böylesine bir konferansa katılmaktan dolayı son derece memnunum.

       Bu konferans, yapısı gereği, aşırı derecede kibar ve yuvarlak, hoş ama içi boş diplomatik terimlerle konuşmaktan kaçınmama imkan veriyor. Konferansın formatı, uluslararası güvenlik sorunları hakkında gerçekten ne düşündüğümü belirtmeme olanak tanıyor. Ve şayet görüşlerim arkadaşlarıma alışılmadık ölçüde polemik, iğneleyici ve hatalı geliyorsa, sizden bana öfkelenmemenizi isteyeceğim. Sonuçta, bu sadece bir konferans. Ve umarım, Sayın Teltschik konuşmamın ilk dakikalarında, şurada duran kırmızı ışığa basmaz.

       Uluslararası güvenliğin askeri ve siyasi istikrarla ilgili konuların ötesinde bir kapsama sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Küresel ekonomideki istikrar, yoksullukla mücadele, ekonomik güvenlik ve MEDENİYETLER ARASINDA BİR DİYALOG ortamı oluşturulması bu kapsamda değerlendirilir.

       Güvenliğin bu evrensel ve bölünmez niteliği, ‘bir kişinin güvenliği herkesin güvenliği demektir’ şeklindeki temel ilke ile ifade edilir. İkinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği ilk yıllarda Franklin D. Roosevelt’in dediği gibi: “Bir yerde barış bozulduğunda, tüm ülkelerin barışı tehlikeye düşer”.

       Bu sözler bugün de geçerliliğini koruyor. Konferansımızın konusu olan, küresel krizler ve küresel sorumluluklar, buna örnek niteliğindedir.

       Yalnızca yirmi yıl önce, dünya ideolojik ve ekonomik açıdan bölünmüş durumdaydı ve küresel güvenliği sağlayan şey iki süper gücün devasa stratejik potansiyeliydi.

       Bu küresel rekabet, uluslararası toplum ve dünyanın gündemine en sert ekonomik ve sosyal sorunları getirmiştir. Ve, her savaşta olduğu gibi, Soğuk Savaş bize patlamamış bombalar bırakmıştır; bunu sembolik olarak söylüyorum. Burada kastettiğim, ideolojik düşünce kalıpları, çifte standartlar ve Soğuk Savaş bloğuna özgü düşünce biçiminin diğer yansımalarıdır………..

       H.KANARGI: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in söylediği sözler Küresel Güç Odaklarının  oynadığı oyunu ne kadar açık ve net olarak ortaya koymaktadır.. PUTİN,“Uluslararası güvenliğin askeri ve siyasi istikrarla ilgili konuların ötesinde bir kapsama sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Küresel ekonomideki istikrar, yoksullukla mücadele, ekonomik güvenlik ve MEDENİYETLER ARASINDA BİR DİYALOG ortamı oluşturulması bu kapsamda değerlendirilir, demektedir.

   Uluslar arası Güvenlik dediklerinde hemen akla radikal dinci olarak mimlenmiş veya mimledikleri Müslümanlar gelmektedir. Küresel güç odaklarının acımasız Emperyalizminin gerçek amacı kurdukları - PETROL - ALTIN - DOĞAL ENERJİ KAYNAKLARI – çeşitlemesinden oluşan güç imparatorluğunu ne olursa olsun sürdürebilmek olduğundan kendini savunma hakkını kullanan insanlara TERÖRİST damgasını yapıştırıveriyorlar. Hele bu savunma hakkını kullananlar Müslümanların yaşadığı bir ülkede bunu gerçekleştirmeye kalkarsa İSLAMCI TERÖRİST damgasını basıveriyorlar. Putin’in sözlerinin arasında geçen MEDENİYETLER ARASINDA BİR DİYALOG ibaresine de Hristiyanlık ve Müslümanlık Medeniyetleri arasındaki diyalog anlamını yüklediği açıktır. Bu sözler son birkaç yılın modası olan DİNLER ARASI DİYALOG çalışmalarının bir ürünü olsa gerek. Ama her ne hikmetse Vatikan da ki PAPA bu tarz dialog çağrısını duyduğunun hemen ertesi günü içindeki İslam Fobisinin dürtülerini ortaya çıkararak, Hıristiyanlığın gerçek din olduğunu ve Katolik Mezhebininde Hıristiyanlığın temeli olduğunu üstüne basa basa vurgulayan açıklamalar yapmaktadır.  

devam edecek

02.06.2017
Bu yazı 307 defa okundu.

Diğer Yazıları