YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

…UNUTULANLAR… UNUTTUKLARIMIZ…. ERTUĞRUL FIRKATEYNİ -2-

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ'NİN JAPONYA YOLCULUĞU

HAZIRLIK

YOLCULUĞUN SEBEBİ

II. Abdülhamit, Japonya ile ilişkilerde somut bir gelişme sağlamak için harekete geçerek öncelikle İmparator'un gönderdiği nişana, Osmanlı Devleti'nin en büyük nişanı ile karşılık vermek istemiştir. Ancak, bunun pek fazla duyulmaması için başka bir ad altında yapılması gerekiyordu. Görünürdeki sebep de Deniz Harb Okulu öğrencilerinin, okulda teorik olarak gördükleri ve aldıkları bilgileri denizde uygulamalarıydı.

1854'ten sonra, dış ülkelerle ticari ilişkiler kurmaya başlayan Japonya, 1880 yılında İstanbul'a ticari amaçlı bir heyet göndermişti. II. Abdülhamid buna karşılık bir heyet göndermek istiyordu. Ancak Rusları da kuşkulandırmak istemiyordu. Bu sebeple gidecek olan heyete resmi bir hüviyet vermek istiyordu. Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa'ya 1863 yılında Hüdavendigar Okul Gemisi'nin Trablus ve Tunus'a, 1873 yılında Muhbir-i Sürür Fırkateyni'nin Basra'ya yaptığı seyahatler göz önüne alınarak, Ertuğrul Fırkateyni'nin de okul gemisi olarak Japonya'ya gönderilmesini emretmiştir.

Abdülhamid'in tahta çıktığı günlerde, 1878 yılında, "Seiki" adlı Japon harp gemisi Avrupa gezisi sırasında iken İstanbul'a uğramıştı. Abdülhamit bu geminin kaptanı Yarbay İnoue'ye ve yine 1881'de İstanbul'a gelen Yoshida Masaharu'ya da Avrupalılar ile aralarında durum düzelince mutlaka Japonya'ya bir harp gemisi göndereceğini söylemiştir.

"Yoshida:...harp geminizin ülkemize gönderilmesini ve devletinizin dev bayrağının Doğu'da parlatılmasını istiyoruz.

Padişah: Ben de uzun zamandır bunu düşünmekte olmama rağmen biliyorsunuz son zamanlarda Avrupa ülkeleriyle meşgul olduğumdan isteğimi yerine getiremiyorum. Umarım ileride sakin günler gelirse mutlaka harp gemimizi göndermekle İmparator hazretlerinizin keyfini sorduracağım".

Ertuğrul Fırkateyni, Japonya yolunda iken, Alman İmparatoru II. Wilhelm, 2 Kasım 1889'da İstanbul'a gelmiş ve 6 Kasım'da da ülkesine dönmüştü. 8 Kasım tarihli "Times" gazetesi, bu ziyaret sonucunda Almanya ve Osmanlı Devleti arasında kesin bir anlaşma olmadığını, ancak Alman İmparatoru'nun elde ettiği maddi ve manevi semerelerin ileride Almanya'nın Osmanlı Devleti'nde etkili olacağını gösterdiğini yazıyordu.

Bu ziyaretten önce 26 Ağustos 1889'da iki ülke arasında yeniden bir ticaret anlaşması imzalanmıştı. 1890'dan itibaren Abdülhamit, Almanya ile bir uyuşma dönemine adım atmış oluyordu. Başka bir ifadeyle Almanya'yı İngiltere'ye karşı bir tedbir olarak düşünüyordu.

Alman İmparatoru'nun 1889'daki İstanbul'u ziyareti, İngiltere tarafından memnunlukla karşılanmıştır. Son yıllardaki Osmanlı-Rus yakınlaşmasına karşı dikkatli olan İngilizler, bu ziyaretten çok hoşlanmışlardı. Çünkü bu durum hem Çar'ı rahatsız edecekti, hem de Padişah Alman-Rus muhalefetinin Osmanlı Devleti'nin tarafsızlığını sürdürmesi için faydalı olduğunu görecekti.

Alman İmparatoru'nun ziyaretinden sonra daha da gelişen Türk-Alman yakınlaşmasının asıl amacı İngiltere'ye yönelikti. Ancak böyle bir hareket, Türklerin Alman-İngiliz taraftarı olmasını istemeyen Rusya'yı, aksi yönde kışkırtabilirdi. Rusya tehlikesini yumuşatmaya uğraşan Padişah'ın, bu devlete, Osmanlı Devleti'nin İngiltere ile bir ittifaka girişmeyeceğini göstermesi gerekiyordu.

Ayrıca İngiltere ile Osmanlı Devleti'ni karşı karşıya getiren bir mesele daha vardı ki o da hilafet idi. 1877'de, Hindistan'da imparatorluk kuran, 1882'de Mısır'ı işgal eden, Arabistan'ı da işgal etmek isteyen İngiltere için, İslam siyaseti büyük önem taşıyordu. Sadece unvan olarak kalmış gibi görünse de Osmanlı Padişahı'nın bütün Müslümanların emiri yani halife olması İngiltere için tehlikeliydi. Bu sebeple İngilizler "Arap hilafeti" konusu üzerinde çalışmaya başlamışlardı. 19 Ekim 1876'da Londra'da yayına başlayan "Mir'at-al-Ahval" gazetesi Osmanlı hilafetini kabul etmeyen Arapların sözcüsü durumundaydı.

İngilizler bu gazeteye para yardımında bulunuyorlardı. İngiliz basınının önde gelenlerinden "Times" hilafetin Osmanlılara kanuna uygun olarak geçmediğini, zorla alındığını yazıyordu. Böylece İslam dünyasını; Türkler ile Arap¬ları bölmek istiyorlardı.

devam edecek

06.06.2017
Bu yazı 300 defa okundu.

Diğer Yazıları