YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

ABD – İSRAİL GİZLİ OYUNU

IRAK ve SURİYE DE MEZHEPÇİ SAVAŞ

Değerli okurlar, Ibu günkü köşe yazımda -Mezhepçi Savaş- olarak adlandırılan Büyük Ortadoğu Projesinin bir devleti nasıl yuttuğunu anlamanızı sağlayacağım.

Birinci devletin adı: Irak

İkinci devletin adı: Suriye

Irak da savaşan gruplar.. Irak devletine karşı olanlar.. DAEŞ-İŞİD-PYD-Şİİ MİLİSLER-SÜNNİ MİLİSLER—TALİBAN- EL NUSRA—ve dahaları..

İslamcı-Şeriatçı örgüt olarak ortaya çıkan ve kısa sürede Irak’ın yüzde yirmisin de söz sahibi olan İŞİD—DAEŞ nasıl oldu da bu kadar kısa zamanda Irak’ı devlet olmaktan çıkarıp MEZHEP ÇATIŞMALARININ içine attı.

Mücahit a altında geçinen ve sürekli insan kıyımı yapan İŞİD-DAEŞ Teröristleri bu kadar gücü nereden alıyor?..Nereden aldı?.. Nasıl hala sürdürüyor?.

Bu savaş da bu Şeriatçı Kanlı İnfaz çetelerine TERÖR YATIRIMINI kim yapıyor? Kimler yapıyor? Nasıl yapıyor?

Bu soruların tek bir cevabı var..

DAEŞ-İŞİD-PYD-Şİİ MİLİSLER-SÜNNİ MİLİSLER—TALİBAN- EL NUSRA adındaki ŞERİATÇI İSLAMCI KANLI İNFAZ ÇETELERİ nin saldırmadığı bir tek ülke var..

İslamcı Eli Kanlı İnfaz Çetelerinin saldırmadığı o ülkenin adı: İSRAİL… O ülkenin adı: İSRAİL… O ülkenin adı: İSRAİL…

                Bana göre İŞİD_DAEŞ gibi şeriatçı Kanlı İnfaz Çetelerinin ortaya koyduğu savaşın asıl amacı olarak sunulan İSLAM DEVLETİ yaygarası altındaki görüş değildir. Çünkü bu örgütün cellâtlarının çoğu HRİSTİYANDIR…ve YAHUDİDİR….

                O zaman bu örgütlerin amacı ne olabilir?

                İSRAİL e HİZMET ETMEK:

           Oded Yinon'un "1980'lerde İsrail İçin Strateji" raporunda bu günleri açık açık yazmıştır.

Oded Yinon'un "1980'lerde İsrail İçin Strateji" başlıklı raporu, İsrail devlet aygıtının gerçek hedeflerini görebilmek için oldukça önemli ve sağlıklı bir kaynaktır. (Cengiz Çandar da 1983 yılında yayınlanan Ortadoğu Çıkmazı adlı kitabında bu rapora değinmiştir.)

Raporda anlatılan mantık oldukça ilginçtir. Israel Shahak'ın da vurguladığı gibi, rapor, İsrail devlet aygıtının tüm Ortadoğu'yu kapsayan bir fetih stratejisi güttüğünü ortaya koymaktadır. Ancak "fetih"in başlamasından önce, gidilecek uzun bir yol vardır. Önce, hedef olarak seçilen ülkelerin parçalanması hedeflenmektedir. Etnik ve dini yönden karmakarışık bir yapıya sahip olan hedef ülkelerin İsrail'in de katkısıyla bölünüp-parçalanması öngörülmektedir. Bu, klasik böl ve yönet (divide et impera) yönteminin İsrail versiyonudur

Yinon, söze Ortadoğu'daki devletlerin kolayca parçalanabilecek bir yapıya sahip olduklarını vurgulayarak girer:

Müslüman Arap alemi, buralarda yaşayan insanların dilek ve arzuları hiç dikkate alınmadan yabancılar tarafından bir araya getirilmiş, iskambil kağıtlarından yapılma geçici bir ev gibidir. Keyfi olarak 19 devlete bölünmüştür. Herbiri birbirine düşman azınlıklardan ve etnik gruplardan oluşturulmuştur. Dolayısıyla bugün her Müslüman Arap devleti, içten etnik toplumsal çöküntü tehdidi altındadır; bazılarında iç savaş başlamıştır bile.

Peki böylesine karışık bir Ortadoğu'da İsrail'in stratejisi ne olacaktır? Bu konuda, Shahak'ın sözleriyle, rapor özet olarak aşağıdaki senaryoları anlatmaktadır:

... Lübnan zaten fiilen var olan beş bölgeye bölünecektir. Bu bölgeler, bir Maruni-Hıristiyan bölgeyi, bir Müslüman bölgesini, bir Dürzi Bölgesi'ni ve bir Şii bölgesiyle Haddad'ın milisleri aracılığıyla İsrail'in denetimi altındaki bölgeyi içerecektir. Daha sonra sıra, Suriye ve Irak'ın etnik ve mezhebi temeller üzerine bölünme-sine gelecektir. Suriye'nin, kıyısında bir Alevi devleti, Halep bölgesinde bir Sünni devleti, Şam'da bir başka Sünni devleti ve Golan, Hauran ve Kuzey Ürdün'de bir Dürzi devletine bölünmesi öngörülüyor. Projede, Irak'ın da Basra çevresinde güneyde bir Şii devleti, kuzeyde Musul çevresinde bir Kürt bölgesi, ortada Bağdat çevresinde bir sünni devleti olarak üçe bölünmesi hedefleniyor... Lübnan'ın beş bölgeye bölünmesi, Mısır, Suriye, Irak ve Arap Yarımadası dahil bütün Arap alemi için işarettir ve o yolda da ilerlenmektedir. Sonradan Suriye ve Irak'ın da Lübnan'da olduğu gibi etnik ve dini bakımdan ayrı ayrı bölgelere bölünmesi İsrail'in, uzun vadede Doğu cephesindeki birinci hedefidir. Kısa vadedeki hedefi ise bu devletlerin askeri gücünün dağılmasıdır... Suriye, etnik ve dini yapısına uygun olarak, bugünkü Lübnan'da olduğu gibi çeşitli devletlere ayrılacaktır. Böylece kıyıda bir Şii Alevi devleti, Halep bölgesinde Sünni devleti, Şam'da buna düşman başka bir Sünni devleti ve Havran, Kuzey Ürdün ve belki bizim Golan'da bir Dürzi devleti. Böyle bir devlet uzun vadede bölgede barış ve güvenliğin garantisi olacaktır ve bu hedef bugün artık erişebileceğimiz kadar yakındır.... İktidardaki güçlü askeri rejim dışında Suriye'nin, temelde Lübnan'dan hiçbir farkı yoktur. Bugün Suriye'de Sünni çoğunluk ile iktidardaki Alevi azınlık (nüfusun yalnızca % 12'si) arasında sürmekte olan iç savaş, ülkedeki sorunun dev boyutlarını gözler önüne sermektedir... Irak bir yandan petrol bakımından zengin, öte yandan da içte bölük pörçük bir ülke olarak, İsrail İçin sağlam bir hedef olmaya adaydır. Irak'ın bölünmesi bizim için Suriye'nin bölünmesinden çok daha önemlidir... Irak, çoğunluğun Şii, yönetici azınlığın ise Sünni olmasına karşın özde komşularından farklı olmayan bir ülkedir. Nüfusun % 65'nin iktidara hiçbir siyasi katılımı yoktur. İktidar, % 20'lik bir seçkin tabakanın elindedir. Ayrıca, kuzeyde büyük bir Kürt azınlık vardır. İktidardaki rejimin elinden, ordu ve petrol gelirleri alındığında Irak'ın gelecekteki durumu, Lübnan'ın geçmişteki durumundan farklı olmayacaktır.... Irak etnik ve mezhebi temeller üzerine bölünecektir; kuzeyde bir Kürt Devleti; ortada bir Sünni ve güneyde Şii devleti.48

Görüldüğü gibi, "İsrail İçin Strateji"de, Lübnan'ın bölünmesinin Irak ve Suriye için de bir örnek olduğu ve bu iki ülkenin de Lübnan gibi bir iç savaş yaşayarak parçalanacağı söyleniyor.

Ne ilginç değil mi?... 1982 yılında yazılmış olan bu raporda geçen "Irak'ın bölünmesi" hedefi, bugün nerdeyse gerçekleşmiştir. Raporda Irak'ın kuzeyde bir Kürt Devleti, ortada Sünni, güneyde ise Şii Devletleri olarak üçe bölüneceği öngörülmektedir. Ve bugün Irak gerçekten de fiilen bu tarife göre bölünmüş durumdadır!... Körfez Savaşı'nı izleyen gelişmeler, 36. paralelin kuzeyinde bir Kürt Devleti, 32. paralelin güneyinde ise Bağdat'tan bağımsız bir Şii bölgesi oluşturma yolundadır. Bu parçalanmanın mimarı ise ABD'dir, yani tüm Ortadoğu politikasını İsrail'e endekslemiş olan süper güç, Yahudi Devleti'nin en büyük dostu!...

H.K: Değerli okurlar neymiş?

Bu belgeye bakınca şunu anlıyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi aslında BÜYÜK İSRAİL PROJESİ imiş.. Bu proje doğrultusunda genişlemek ve büyümek amacını taşıyan İsrailin yapması gereken neydi? TERÖR YATIRIMI YAPMAK.. Kimlere.. Şeriatçi Kanlı İnfaz Çetelerine..İŞİD’e DAEŞ’e-TALİBAN a- EL NUSRA ya..

Bunu geröçekleştirrmek için elinde var olan argümanlar neydi..MEZHEPÇİLİK-BİRBİRİNDEN NEFRET EDEN İSLAMİ GRUPLARI KULLANMAK…”

Irak’ı böldüler ve ayni uygulamayı SURİYE de de yapıyorlar…

İsrail bu stratejisini ve düşüncesini büyük bir başarıyla uyguladı. Irak ta da, Suriye de de bu grupların arasına NİFAK TOHUMLARINI ekti. Savaştırmayı başardı. Kenara çekildi. Ellerini ovuşturarakbeklemeye başladı.

Şeriatçi Kanlı İnfaz Çetelerinin --İŞİD-DAEŞ-PYD-PKK-EL NUSRA ve diğerlerinin—amacı Ne bir islam devleti kurmak, ne de başka bir sürü şey.. Gizlenen amaçları IRAK’ı-SURİYE’yi-LÜBNAN’ı küçük küçük ülkeciklere bölerek İSRAİLİN KONRTOLÜNDE küçük ülkeler topluluğuyla YAHUDİ ÇIKARLARINA hizmet ettirmek..

İslamcı Eli Kanlı İnfaz Çetelerinin saldırmadığı o ülkenin adı: İSRAİL… O ülkenin adı: İSRAİL… O ülkenin adı: İSRAİL…

IRAK ta başardılar. Hala Mezhepçi Şiddet olanca hızıyla kan akıtmakta, can almaktadır. Suriye de de başardılar.. Bir farkla. Biz TÜRKLERİN savaşa girebileceğini hesaplamadılar….Çünkü ellerinde FETÖ ÖRGÜTÜYLE Türk Silahlı Kuvvetlerini etkisizleştirmeyi başarmışlardı. Oyunu AKPARTİ HÜKÜMETİ bozunca DARBE YAPTILAR..Onu da başaramadılar…

Bu raporu okuyunca 5 yıl geç kalmış olsalarda SURİYE ve IRAK da dış politikasını değiştirerek, sahaya inerek ülkemizin sıır güvenliğini sağlayan Hükümetimizin bu doğru ve yerinde kararını kutlamalıyız. Yoksa bu bölünmeler gerçekleşmiş olsaydı, ülkemizin başı çok daha kötü yanacaktı.

İSRAİL’in BÜYÜME STRATEJİSİ bu yüzyılda da TÜRK MİLLETİNİN KALKANLARINA ÇARPTI kaldı.

ABD son günlerde DEAŞ a karşı hiç operasyon yapmadı. Aslında taa başından beri yapmadı. Şimdi köşeye sıkıştılar. Bakalım nasıl bir sonuca razı olacaklar. Belki de İNCİRLİK ÜSSÜNE VEDA edecekler…

Bizimle bu oyunu BALKANLARDA OYNAMIŞLARDI ve onlar kazanmıştı. Şimdi biz bu oyunlarını bozduk.

ABD ve İSRAİLBu terör ihraç eden iki devler BABA –OĞUL gibi sır ve gizlilik içinde hareket ediyor. Nihai, hedefleri TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR. Yani ülkemiz. Amaç ve hedeflerini bir kez daha durdurduk.

Asla başaramayacaklar ama sürekli de bizimle uğraşacaklar.

Sevgiler.

14.01.2017
Bu yazı 713 defa okundu.

Diğer Yazıları