YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

ARAPLARIN TÜRK MİLLETİNE İHANETİ -5-

 

12.09.2017'den devam

TARİHİ GERÇEKLERE BAKMAYA DEVAM EDELİM…   


    Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşına katılması üzerine, İngiltere iki Osmanlı toprağı üzerinde kendi egemenliğini ilan etti. Birincisi, 5 Kasım 1914;te Kıbrıs’ın İngiltere’ye ilhakı; ikincisi ise, 18 Aralık 1914de Mısır üzerinde himaye kurduğunu, ilân etmesidir.

   Wilson’un 14 maddelik Prensipleri Mısır Milliyetçilerinin bağımsızlık umutlarını artırmıştı İngiltere’nin baskısı, ayaklanmaları iyice şiddetlendirdi. Bunun üzerine İngiltere, 28 Şubat 1922de Mısırın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı.

    Balkanlardaki Hıristiyan tebaaya nazaran geç kalmış olmakla birlikte Araplar arasındaki milliyetçilik hareketleri de Mehmet Ali Paşa ile başlamıştı.

    Milliyetçi fikirlerin sahiplerinden Şerif Hüseyin Paşa, 1909da Mekke Emirliğine tayin edilmişti. Şerif Hüseyin, 1912den itibaren bağımsızlık için İngilizlerle anlaşma yollarını aramaya başladı. 1915te İngilizlerle anlaşan Şerif Hüseyin Paşa, gelecekte kuracağı bağımsız Arap Devletinin garantörlüğü için söz aldı.

      “““Büyük Türk Milletinin her Ferdi Lütfen Dikkat ediniz. Mekke Şerifi Hüseyin’in ihanetini münferit başkaldırma sayanlar daha çok dikkat etmeli.”””

     5 Haziran 1916da Mekke deki Türk Garnizonuna ani bir saldırı ile Arabistanda ayaklanmayı başlattı. İngiltere’nin desteği ile Hicaz bölgesini ele geçirdi ve kendisini de 2 Kasım 1916da Arapların Kral ilân etti ve saldırılarına devam ederek bütün Arabistanı ele geçirdi.

      **Ne yapmış Şerif Hüseyin. Bütün Arabistanı Ele geçirmiş. Ne hikmetse bunu bizim içimizde olup ta İslamcı geçinen yazar arkadaşlar ahkam kesmeye devam ederek küçük çaplı bir isyan saymaktalar. *Tıpkı Şeyh Sait İsyanını ve Menemen İsyanını saydıkları gibi.**

     Oğlu Faysal komutasındaki birlikleriyle, Osmanlıların Gazzedeki ordularını arkadan vurdurdu. Suriye’de mağlûp olmamıza sebep oldu. Suriye ye Irak dışındaki Arabistan topraklarına hükmeden Şerif Hüseyin, 1917de I. Dünya Savaşından çekilen Rusya’nın bütün gizli belgeleri açıklamasından sonra, İngiltere’nin büyücek bir Arabistan’ın mevcudiyetindense, Anadolu gibi parçalanmış bir Arabistan in bulunmasında daha fazla çıkarı olduğu düşüncesini öğrenince, Büyük Arabistan kurma hayali suya düştü. İngiltere, Kral Hüseyinin Arap Devletini parçalamak için harekete geçti.


    Fransızlar tarafından Suriyeden kovulan Faysal, ingilizler tarafından Irak Krallığına getirildi. 1920-33 arası Iraka hükmetti,. Böylece, I. Dünya Savaşından sonra Ortadoğu ve özellikle Osmanlı toprakları Türkiye, Fransa ve ingiltere arasında paylaşılmış oldu. Tüm yaşamı boyunca Siyonizm taraftarı olan Winston Churchil, Filistin için hazırladığı Beyaz Kitapta, Ürdünde Filistinden ayrı bir politik yapı düşünmüş ve Şeria Nehrinin batısında Yahudiler için bir milli yurt Yahudi olmayanlara da eşit haklar vaat etmiştir. 1921lere kadar olan Kürtlere özerklik ya da bağımsızlık, Anadoludaki milli hareketle gündemden kaldırılmıştır.
   Parçalanmış bir Ortadoğunun bulunmasını çıkarlarına daha uygun bulan, Batı ve özellikle ingilizler, her türlü desise ve hileden sonra Osmanlı imparatorluğunu parçalayarak, Batının uydusu olmaktan ileri gidememiş bir çok küçük devletçikleri, ortaya çıkardılar. Bunların dışında, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Suud, Yemen, Hadrantut, Umman ve Kuveyt gelmektedir. Batılılar, bu devletlerin sınırlarını jeolojik, coğrafi, dini, ırki, sosyolojik, etimolojik vs. gibi herhangi bir esasa dayandırarak değil, sınırların çizildiği zamandaki ve gelecekteki çıkarlarını koruyacak biçimde ve diledikleri gibi çizdiler.

 

     Amaaaaaaaa eğer biz Türkler, hafızası zayıf olan bir Millet haline getirilmeye çalışılan biz Türkler tarihimizin tozlu sayfalarına dönersek yukarıda yazılanları görürüz .

 

    Yinede Cüneyt Kafkas’ın yazısında dile getirdiği gerçekleri görmemezlikten gelmek, insan ende, vicdanen de beni rahatsız eder. Evet, Filistin de yaşayan insanların çektiği acıları, İsrail’in çoluk çocuk demeden yaptığı katliamı görmemezlikten gelen Haçlıların Birliğini izliyorum, izliyoruz..

   Yazarın söylediklerine ve yazdıklarına çok dikkat edersek, İsrail’in ve ona destek veren diğer sanayileşmiş ülkelerin ortak uğraş noktası İslam Fobileri, yüce dinimiz İslam’ın yayılmasını önlemek. Oysa Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A:V) dinimizi yaymaya başladığı ilk yıllarında Yahudilerden alışveriş yapmayalım diyen ashabına “Yahudileri dinimize davet edin, gelmezlerse de zorlamayın, alış verişinizde kesmeyin” demiştir.

     Michel Chossudovsky adındaki ABD Başkanlarına danışmanlık yapan Jeopolitika Uzmanı ve yazar Savaş bir insanlık sorunu yaratır. Tarih boyunca, düşman tekrar tekrar “şeytan” olarak tanımlanmıştır. Haçlı Seferleri sırasında savaş, “dinsiz Türklerin” kötülenmesiyle açıklanmıştı. O zamanlar olduğu gibi şimdi de “İslamcı Terörizm” kavramı, petrol yataklarının ele geçirilmesinde kullanılıyor. “İslamo-faşizm” sözü, Müslüman ülkelerin değerlerini, kurumlarını ve sosyal dokularını aşağılamaya yarıyor ve bu ülkelere tek seçenek olarak “batı demokrasisi” ve “serbest piyasa” kavramlarını sunuyor.”, demektedir.

    Yani kısaca tam bir kör dövüşü yada Akbabaların leş paylaşımı yaşanıyor diyelim. Bu da Jeopolitikanın insanlara attığı kazık olsun diyelim. Ama sonuçta insanlar ölüyor.

   Açıkçası yüce dinimiz İslamın evrensel bir din olduğunu üstüne basa basa kabul ediyorlar ama yinede İsrail de yapılanlara da seyirci kalıyorlar. 

     İsrail, Ortadoğu’nun çete başıdır ve bu doğrudur. Osmanlı Hanedanını koruyabilmek uğruna 1,5 milyon km2 toprak kaybetmiş olması gerçeği İslamcı geçinen yazar ve kalemler tarafından bir türlü görülmeyen Padişahı II. Abdülhamit Han, “Bize Filistin den biraz yer satın, Osmanlı İmparatorluğunun tüm borçlarını ödeyelim, yepyeni bir donanmada yapalım, diyen Osmanlı vatandaşı Yahudilere şu cevabı vermiştir. “Atalarımın kanlarıyla alınmış bu topraklar satılamaz. Ben satmam. Alabilirseniz savaşarak alın. Şimdi buradan defolun ve bir daha benim karşıma böyle taleplerle gelmeyin, demiştir.

Bize ihanet eden ARAPLAR bu gerçeği de çok iyi biliyordu.  Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit Han, *“Atalarımın kanlarıyla alınmış bu topraklar satılamaz” * derken Arapların peşinden koştuğu liderleri, aşiret reisleri, onlar için bu günkü ecirli günlerini hazırlıyordu.

   Yemen Türküsünü hemen hepiniz bilirsiniz…

YEMEN TÜRKÜSÜ

Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölü yok bu ne figandır
Şu Yemen elleri ne yamandır

Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Huş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var

Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Huş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir

***    Hadi, üşenmeyin açın bir harita ve o haritada Arabistan’ın güneyindeki YEMEN’İ bulun, bir de HUŞ şehrini.. Atalarımız kanlarıyla canlarıyla nereleri de korumuşlar ve savunmuşlar, öğrenin. Yemen Türküsünün dizelerinde eşleri ve oğulları için “*Giden gelmiyor acep nedendir*” sorusunu soranın kendiniz olduğunu bir düşünün…****

      Bu gün Hristiyaların gizliden gizliye yürüttüğü Haçlı Savaşlarının altında zulüm ve zillet içinde kalan ARAP ALEMİ, atalarının İngilizlerle birlikte hareket ederek en adaletli yönetimi gördükleri Osmanlı İmparatorluğuna karşı başlattıkları İHANETİN bedelini ödemektedirler… 

Bilemiyorum ama bu da Yüce Yaratıcın ADALETİ OLSA GEREK.

    Evet, bu kanlı coğrafyada akan kan durmayacak.

    Evet, Ortadoğu da akan kan durmayacak.

    Evet, bu kanlı coğrafyada Akbabaların leş paylaşımı bitmeyecek, hep yaşanacak.

    Daha pek çok ölümlere içimiz sızlayarak tanık olacağız.

Aklımıza gelen soruyu soralım şimdi….Bu kanlı coğrafya da yaşayan insanların çilesi, kara yazısı ne zamana kadar sürecek?

NE ZAMANA KADAR SÜRECEK BU ZİLLET (HOR GÖRÜLME), BU ZULÜM, BU İŞKENCE VE ÖLÜMLER?

İşte size cevabı…………

     Taaaa ki, Arabistan Yarımadasında ve Ortadoğu da, biz Türkler yeniden oraların idaresini elimize alıncaya kadar..

 

NEDEN Mİ?   HAAAA,  NEDEN Mİ?

 

       Her zaman şunu yazarım. Devletler birbirinin dostu değildir. Devletlerarasında karşılıklı menfaat ve kuvvet ilişkisi vardır. Bizler Büyük Türk Milleti olarak İslam Dinine en güzel hizmeti vermiş, Haçlının karşısında HİLAL i korkusuzca taşımış, Hıristiyanlığın karşısında yüce dinimiz İslam Dinini dünyanın pek çok köşesine taşımış ve bu günkü dünyanın en saygın dini haline gelmesinde Millet olarak görevimizi yerine getirmişiz. Ama yinede en büyük isyanlar hep dindaşlarımız olan Araplar tarafından bize karşı yapılmıştır.

Türkülere konu olan YEMEN…de.

Filistin deki Çöllerde..

Bugünkü Irak topraklarında..

Bu günkü Suudi Arabistan topraklarında

Bu günkü Suriye topraklarında…

İhanetler sonucu şehit olmuş o topraklarda yatan binlerce Türk Yiğidinin ahını Araplar daha çok çekecektir.  

 

Neden mi? 

Yüce Peygamberimizin aşağıdaki hadislerinde yer alan cümlelere dikkat ediniz……

13.09.2017
Bu yazı 119 defa okundu.

Diğer Yazıları