YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

b. Öğ­ret­men­le­re Düşen Gö­rev­ler

Genç­ler için okul, öğ­re­nim gö­rü­len, ar­ka­daş­lık­lar ve yeni iliş­ki­ler ku­ru­lan top­lum­sal bir or­tam­dır. Orta öğ­re­nim­den iti­ba­ren, genç­ler­le öğ­ret­men­ler ara­sın­da etkin bir ile­ti­şim doğ­mak­ta­dır. Genç­le­rin tutum ve dav­ra­nış­la­rı, öz­gür­lük gi­ri­şim­le­ri öğ­ret­men-öğ­ren­ci iliş­ki­si­ne de­ği­şik bir boyut ka­zan­dır­mak­ta­dır. Bu dö­nem­de, genç, ken­di­si­ni ayrı bir var­lık ola­rak gör­mek ve gös­ter­mek ça­ba­sın­da­dır. O artık kendi ba­şı­na ki­şi­li­ği olan biri ola­rak ta­nın­mak ister ve aile­sin­den do­la­yı değil, kendi ye­te­nek­le­riy­le, ba­şa­rı­sıy­la ve ki­şi­lik özel­lik­le­riy­le be­ğe­nil­mek ve kabul gör­me­yi arzu eder. Bu ba­kım­dan okul or­ta­mı, et­ki­len­di­ği ve baş­ka­la­rı­nı et­ki­le­ye­bil­di­ği bir top­lum­sal or­tam­dır. Hay­ran­lık duy­du­ğu bir öğ­ret­men bu geçiş dö­ne­min­de ona da­ya­nak olur. Anne ve ba­ba­sıy­la ko­par­dı­ğı ile­ti­şi­mi okul­da sür­dü­re­bi­lir. Ken­di­ne yeni öz­de­şim ör­nek­le­ri ya­ra­tır. Öğ­ret­men de gence değer ve­ri­yor­sa genç mut­lu­dur, onun ki­şi­li­ğin­den kendi ben­li­ği­ne olum­lu özel­lik­ler kat­ma­ya ça­lı­şır. 
Eğer, öğ­ret­men okul­da aşırı di­sip­lin ve baskı uy­gu­lu­yor­sa, genç­le­rin er­gen­lik dö­ne­min­den kay­nak­la­nan prob­lem­le­ri­ne yar­dım­cı olmak ye­ri­ne, an­la­yış­sız dav­ra­nı­yor­sa, bir genç aile­sin­den ve oku­lun­dan bu­la­ma­dı­ğı sevgi ve saygı dolu hoş­gö­rü­lü or­ta­mı başka yer­ler­de ara­ma­ya te­şeb­büs eder. 
PKK terör ör­gü­tü içe­ri­sin­de 3,5 yıl si­lah­lı eylem ve fa­ali­yet­ler­de bu­lun­duk­tan sonra ör­gü­tün iç yü­zü­nü tüm çıp­lak­lı­ğıy­la görüp, gü­ven­lik güç­le­ri­ne tes­lim olan Sami De­mir­kı­ran, ga­ze­te­ci Ars­lan Tekin ile yap­tı­ğı rö­por­taj­da, ör­gü­te okul­da öğ­ret­me­nin­den ye­di­ği bir tokat ne­de­niy­le ka­tıl­dı­ğı­nı söy­le­miş­tir. 
Aşa­ğı­da yer alan bir öğ­ret­me­nin öğ­ren­ci­le­riy­le kur­muş ol­du­ğu olum­lu ile­ti­şim, olum­suz so­nuç­la­rı bakın nasıl en­gel­le­mek­te­dir. 
"Öğ­ret­men bu li­se­de gö­re­ve yeni baş­la­mış­tı. Bir gün üçün­cü ya da dör­dün­cü defa gir­di­ği sı­nıf­lar­dan bi­rin­de bur­nu­na yoğun bir alkol ko­ku­su geldi. Sınıf, öğ­ret­me­nin bu ko­ku­yu ala­ca­ğı­nı dü­şün­dü­ğün­den te­tik­te bek­li­yor­du. Göz­le­ri­ni öğ­ren­ci­le­rin üze­rin­de do­laş­tı­ran öğ­ret­men, arka sı­ra­la­ra doğru yü­rü­me­ye baş­la­dı. Duvar di­bin­de otu­ran bir öğ­ren­ci her hali ile “Koku ben­den ge­li­yor” di­yor­du. Öğ­ret­men öğ­ren­ci­nin ba­şı­na di­kil­di. De­li­kan­lı, ola­bi­le­cek­le­rin en­di­şe­si için­de “İster­sen bu ko­nu­ya hiç girme” gi­bi­le­rin­den uya­rı­cı bir ba­kış­la öğ­ret­me­ne baktı. Bütün sınıf dön­müş ken­di­le­ri­ni iz­li­yor­du. Öğ­ret­men sa­mi­mi bir me­ra­kın dı­şı­na taş­ma­ma­ya özen gös­te­re­rek sordu: 
-Bu ko­ku­yu ne­re­den kap­tın? 
Bu esp­ri­li soru de­li­kan­lı­yı ra­hat­lat­tı. Yine de te­dir­gin­li­ği tam ola­rak geç­me­miş­ti. Bu, o anda pek müm­kün de de­ğil­di. Fakat yine de ken­di­sin­de, bir elini yü­zü­ne siper yapıp cevap verme ce­sa­re­ti­ni buldu. 
-Ben, dedi. Ge­ce­le­ri, ba­ba­mın ça­lış­tır­dı­ğı bir mey­ha­ne­de bar­men­lik ya­pı­yo­rum... Bazen ben de içki içi­yo­rum... Dün akşam öyle oldu... 
Sonra öğ­ret­me­nin tep­ki­si­ni an­la­mak ve karşı tep­ki­ye ha­zır­lan­mak için elini yü­zün­den çekip dik ba­kış­lar­la öğ­ret­me­ni­ne baktı... 
Öğ­ret­men hafif bir gü­lüm­se­me­nin eşlik et­ti­ği bir ka­rar­lı­lık ve cid­di­yet için­dey­di. Ko­nuy­la bir öğ­ret­me­nin alı­şıl­mış tavrı için­de il­gi­li ol­ma­dı­ğı­nı, ken­di­si için bir büyük me­se­le­nin or­ta­ya çık­ma­dı­ğı­nı, sı­nı­fa iç­ki­li gel­di­ği için ken­di­si­ni azar­la­mak gibi bir ni­ye­ti­nin ol­ma­dı­ğı­nı tek bir ha­re­ket­le an­lat­tı. Elini de­li­kan­lı­nın om­zu­na koyup biraz sıktı. Bunda “ça­lış­ma­na mem­nun oldum” gi­bi­ler­den bir mesaj da yok de­ğil­di. Bütün bun­lar olup bi­ter­ken se­nar­yo da çok­tan ha­zır­dı. Şöyle dedi öğ­ret­men: 
“-Ge­çen­ler­de ünlü bir bar­men­le ya­pıl­mış bir rö­por­taj oku­dum. Adam ben öm­rüm­de ağ­zı­ma içki koy­ma­dım di­yor­du. Bunun ne kadar za­rar­lı bir şey ol­du­ğu­nu yıl­lar­dır iz­li­yo­rum. Bu ifa­de­ler çok il­gi­mi çekti. Müş­te­ri­ler­le be­ra­ber içki içen çok bar­men var­dır. Fakat içki iç­me­yen bir bar­me­ne ilk defa rast­la­dım. 
Bu adam bana çok güçlü bir ki­şi­li­ğin sa­hi­bi gibi geldi. Ben aynı ira­de­yi sende de gö­rü­yo­rum. Sende de aynı güçlü ka­rak­ter var. İçki iç­me­yen bir bar­men ola­bi­lir­sin...” 
Öğ­ret­men iti­ra­zı­na bar­men­lik­ten baş­la­say­dı büyük ih­ti­mal­le de­ği­şen bir şey ol­ma­ya­cak­tı. Çocuk ön­ce­lik­le bu yönde bir iti­raz bek­le­di­ğin­den karşı iti­raz için ha­zır­lı­ğı­nı yap­mış­tı bile. İşe “içki iç­me­yen bar­men” ima­jı­nın yü­cel­til­me­siy­le baş­lan­ma­sı de­li­kan­lı üze­rin­de bek­le­nen et­ki­yi yaptı. Ka­fa­sın­da­ki “madem bar­me­nim benim içki içmem nor­mal” ka­bu­lü bir anda yı­kıl­dı. Daha önem­li­si ona “içki iç­me­yen bar­men” tip­le­me­si daha cazip geldi. Zaten is­te­nen buydu. De­li­kan­lı dü­şün­ce­si­ni bir anda de­ğiş­ti­re­rek “irade ve ka­rak­ter” sa­hi­bi bi­ri­si sı­fa­tıy­la içki iç­me­yen bir bar­men ol­ma­ya karar verdi. Üs­te­lik artık daha çok ilgi gö­re­cek­ti. Diğer bar­men­ler­den fark­lı ol­du­ğu­nu dü­şün­mek ona he­ye­can ver­miş­ti. 
Dü­şün­ce­de­ki “ope­ras­yon” ba­şa­rı­lı oldu. 
Çocuk, zih­nin­de ken­di­si için çok ilgi çe­ki­ci bir resim yaptı ve bu resme uymak için ge­rek­li adım­la­rı attı. Ken­di­si ile il­gi­li eski res­min yır­tı­lıp atıl­ma­sı için bir­kaç sa­ni­ye yetti. 
O şimdi ne içki içi­yor, ne de bar­men­lik ya­pı­yor. 
Öğ­ret­men, de­li­kan­lı­nın zih­nin­de­ki re­sim­le­ri de­ğiş­tir­mek için fazla zor­lan­ma­dı." 
Devamı Yarın....

28/03/2017

 

28.03.2017
Bu yazı 446 defa okundu.

Diğer Yazıları