YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

BENAZİR BUTTO'NUN HAYAT HİKAYESİ

 

    Güzel Aydınımızın güzel insanları.

    Dünyanın neresinde olursa olsun insan yaşamının çok çeşitli serüvenleri var ve yaşanıyor. Pakistan devletinin yönetimine soyunmuş bir ailenin ibret verici hikayesini aşağıda okuyacaksınız.  Butto ailesinin şu anda sadece torunları kalmış hayatta. Ailenin fertleri bir şekilde öldürülmüşler. Demokrasimizin kıymetini bilmek ve anlamak açısından önemli ve okunup ders alınması gereken olaylar zinciri. Umarım yararlı olur…

BENAZİR BUTTO'NUN HAYAT HİKÂYESİ

 

     BENAZİR BUTTO ; 1953'te Sindh'te toprak sahibi zengin bir ailenin kızı olarak doğan Butto, çalkantılı siyasi hayatında iki defa yolsuzluk iddiaları ile görevinden uzaklaştırıldı

   Pakistan'ın eski başbakanı Benazir Butto, 1953'te Sindh'de toprak sahibi zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Benazir Butto, Eski Pakistan başbakanı. Eski devlet başkanı Zülfikar Ali Butto'nun kızı.

   Pakistan Halk Partisi'nin kurucusu ve 1971-1977 yıllarında devlet başkanlığı ve başbakanlık yapan Zülfikar Ali Butto'nun kızı olan Benazir Butto, dünyaca ünlü Harvard ve Oxford üniversitelerinde eğitim gördü.

    Butto, eğitimini tamamladıktan sonra, ordunun babasını devirmesinden hemen önce 1977'de ülkesine döndü. Babasının General Ziya Ül Hak'ın askeri yönetimi tarafından 1979'da idam edilmesinin ardından partinin liderliğine geçti. Benazir Butto ilk kez 1988'de başbakan oldu ve 1990'da dönemin devlet başkanı tarafından yolsuzluk suçlamasıyla görevinden alındı.

Harvard Üniversitesi'ni Hindistan'ın Doğu Pakistan'a asker gönderdiği ve babasının Batı Pakistan savunma bakanı olarak Birleşmiş Milletler'de temaslar kurmak üzere New York'a gitmek zorunda kaldığı 1971 yılında bıraktı. New York'ta babasının yardımcılığını yaptı. Avrupa'da ve ABD'de geçirdiği dönemde batılı bir yaşam tarzı sürdü.

POLİTİKAYA GİRİŞ

   Oxford Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Pakistan'a geri döndü. Babasının tutuklanıp idam edilmesinden sonra ev hapsinde kaldı. 1984 yılında yurt dışına çıkmasına izin verilmesiyle, Büyük Britanya'ya taşındı ve orada sürgünde babasının partisinin liderliğini yaptı. 1987 yılında çimento fabrikatörü Asif Ali Zardari ile evlendi.

    Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak'ın, o günkü ABD büyükelçisi dahil üst düzey askeri ve sivil Pakistanlı yetkililerin bulunduğu uçağın şüpheli düşüşü sonucu 1988'de ölümünden sonra Pakistan'da 1977 yılından beri ilk kez serbest seçimler yapıldı.

    19 Kasım 1988 tarihindeki bu seçimleri kazanan Butto, ilk kez bir Müslüman ülkenin kadın başbakanı oldu. 2 Aralık'ta başbakan olarak göreve başladı.

YOLSUZLUK İDDİALARI İLE 2 DEFA DÜŞÜRÜLDÜ

   Yoğun yolsuzluk suçlamaları altında kalan hükümet 20 ay kadar sonra, askeri güçlerin desteğindeki devlet başkanı Gulam İshak Han tarafından, yeni seçimlere gidileceği gerekçesiyle devrildi. Ancak Butto aleyhindeki suçlamalar yargıya yansımadı. Yeni hükümeti Navaz Şerif kurdu. 1993 yılında Butto yeniden seçildiyse de, 3 yıl sonra hükümet yine yolsuzluk suçlamaları altında, devlet başkanı Faruk Leghari tarafından düşürüldü. Yüksek mahkeme de devlet başkanının kararını onayladı. Ancak Butto ve eşi Zardari hakkındaki suçlamaların doğruluğu kesinleşmedi.

 

SOLCU DEVRİMCİ MURTAZA, ABLASININ MUHALİFİYDİ

    1993'te yeniden seçim zaferi kazanan Benazir, 1996'da Devlet Başkanı Faruk Leghari tarafından yine yolsuzluktan görevden alındı. 1980'de erkek kardeşi Şahnavaz Fransa'da öldürülen Benazir'in, 1996'da diğer erkek kardeşi Mir Murtaza öldürüldü. Solcu devrimci Murtaza, ablasının muhalifiydi. Polis ateşiyle öldürüldü, ardından sorumlu polis birliği şefi de kafasına defalarca ateş ederek 'kendini öldürdü'. Murtaza'nın ölümünü barolar 'suikast' diye nitelerken, tüm İslamcılar sorumlunun Benazir olduğunda söz birliği etti.

     Benazir 1998'te gönülü sürgüne gitti, zira yolsuzluğa dair Fransa, Polonya, İspanya ve İsviçre'nin elindeki belgeler ortaya serildi.

ULUSLARARASI YOLSUZLUK İDDİALARI

     Benazir ile kocasının 1.5 milyar dolarlık yasadışı banka hesapları ve paravan şirketler ağı oluşturduğu belirlendi. Bizzat İsviçre'nin başlatıp 2003'te suçlu kararına vardığı İsviçre bankalarında para aklama dahil çift hakkında pek çok soruşturma açıldı. Fransız savaş uçağı üreticisi Dassault'a ihaleden yüzde 5, Polonya traktör firmasına ihaleden yüzde 7 komisyon, bir Dubai şirketinden Pakistan'a altın ithali izni karşılığı 10 milyon dolar aldığına dair belgeler bulunan kocası, 18 suçlama mahkemede kanıtlanamasa da, yolsuzluktan sekiz yıl hapis yatıp 2004'te çıktı. Zerdari, Britanya'da 8 milyon dolarlık konak, Fransa'da 2.5 milyon dolarlık malikâne, karısına 175 bin dolarlık gerdanlık almakta beis görmemişti.

    Devlet ihalalerinden yüz milyonlarca dolarlık komisyon aldıklarına dair yolsuzluk davaları olan çift hakkında 2006'da Interpol tutuklama emri çıkardı. Ancak bu yıl ABD'nin baskısı altındaki Devlet Başkanı Pervez Müşerref'le yaptığı güç paylaşımı pazarlığında yolsuzluk suçlamalarının çekilmesi ve af elde eden Butto, ekimde geri döndü.

ZULFİKAR ALİ'NİN SADECE TORUNLARI KALDI

     Ezilen Pakistanlı kadınlar için çok vaatte bulunup hiç icraat yapmamış Benazir'in yağdırdığı askeri-mali yardımla Taliban Afganistan'ı ele geçirmişti. Benazir'le birlikte babasınının tüm çocukları öldü, geriye torunlar kaldı.

BENAZİR'E YÖNELİK ELEŞTİRİLER

     Butto'ya yönelik eleştirilerin başlıca kaynağı Butto'nun ulusal reformları sonucu politik güçlerini yitirmeye başlayan Pencap bölgesindeki zengin toprak sahipleri ve bu bölgenin seçkinleriydi. Butto eski feodal yapıya karşı mücadele etti ve bu yapıyı Pakistan'ın stabilizasyonu önündeki engel olarak niteledi.

    1999 yılında, Pervez Müşerref'in liderliğinde gerçekleşen askeri darbe sonrasında Pakistan'ı terk etmek zorunda kaldı. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentine yerleşti.

    2002 yılında Pervez Müşerref pratikte Butto'yu hedef alarak başbakanların en fazla iki dönem görev yapabilecekleri yolunda bir anayasa değişikliği yaptı.

    2007 yılında Butto'nun yeniden başbakan olma olasılığı doğdu. Ocak 2008'de yapılacak olan başbakanlık seçimlerine katılma olasılığı doğan Butto hakkında açılan davaların o zamana kadar sonuçlanması bekleniyor.

EL KAİDE TEHDİDİ VE MÜŞERREF UYARISINA RAĞMEN SÜRGÜNDEN DÖNDÜ

     Seçim çalışmalarına katılmak üzere Pakistan'a dönüş kararı alan Butto'ya karşı, El Kaide örgütünün saldırı tehdidinde bulunması üzerine, Müşerref, Butto'nun dönüşünü ertelemesini ve yüksek mahkemenin kendisiyle ilgili af istemine ilişkin kararını beklemesini istedi. Bu isteğe uymayan Benazir Butto, 18 Ekim 2007 gecesi, 8 yıllık sürgünden sonra Pakistan'a geri döndü. Ancak yandaşlarının sevgi gösterileriyle karşılanan Butto aynı gün bombalı bir suikast girişimine hedef oldu. Karaçi kenti yakınlarında gerçekleşen ve Benazir Butto'nun yara almadan kurtulduğu bu saldırıda 138 kişi yaşamını yitirdi, 248 kişi de yaralandı.

PAKİSTAN VE BUTTO AİLESİ

    Butto ailesinin Pakistan yönetiminde etkin bir konuma gelmesi 20 Aralık 1971'de Orgeneral Ağa Muhammed Han'ın cumhurbaşkanlığının son bulmasının ardından Zülfikar Ali Butto'nun bu göreve gelmesiyle başladı.

    Zülfikar Ali Butto'nun cumhurbaşkanlığı 14 Ağustos 1973'e kadar sürdü. Ondan sonra cumhurbaşkanlığı görevine Fazlullah Çavdara getirildi. Ancak onun bu göreve gelmesiyle Butto yönetimin dışına atılmadı. O da başbakanlık görevini üstlendi. Fazlullah Çavdara'nın cumhurbaşkanlığından, Ali Butto'nun da başbakanlıktan uzaklaştırılması ise 5 Temmuz 1977'de Orgeneral Muhammed Ziyaü'l-Hak'ın askeri bir darbe gerçekleştirmesiyle oldu.

BABA BUTTO ÜLKENİN İSLAM KİMLİĞİNİ SİLMEYE ÇALIŞTI

     Zülfikar Ali Butto gerek cumhurbaşkanlığı gerekse başbakanlığı döneminde sürekli Batı yanlısı ve laik anlayışı öne çıkaran bir politika izledi. Uygulamalarında ülkenin İslâmi kimliğini silmeyi amaçladı. Bu amaç için İslâmi hükümleri yürürlükten kaldırdı. General Ziyaü'l-Hak'ın harekete geçmesinin en önemli sebebi de onun bu tutumuydu.

      Ancak Ziyâü'l-Hak'ın İslâmi duyarlılığını ve Butto'ya karşı darbe gerçekleştirmesindeki amacını bilen Batı Zülfikar Ali Butto'yu bir anda büyük bir kahraman yaptı. Özellikle askeri darbelere karşı halklarda genel bir soğukluğun olması Batı'nın bu yöndeki propagandalarını daha etkili kıldı. 4 Nisan 1979'da Ali Butto'nun idam edilmesinin ardından Batı ve onun güdümündeki basın yayın organları onu kahramanlaştırma amacına yönelik propagandalarını artırdılar. Böylece Butto ailesi halkın gözünde büyütüldü ve Pakistan Halk Partisi'nin eski taraftarlarında "bu aileye karşı vefa borcunu yerine getirme duygusu" gibi bir duygu uyandırıldı. İşte bu duygunun kullanılması amacıyla Zülfikar Ali Butto'nun Batı zihniyetine göre eğitim görmüş, sömürgeci politikaları rahatlıkla benimseyebilen, ülkesinde dış güçlerin temsilciliğini yapmaya aday kızı Binazir Butto öne sürüldü.

   Ziyâü'l-Hak'ın, 17 Ağustos 1988'de uçağının düşmesi/düşürülmesi dolayısıyla hayatını kaybetmesinden sonra yeniden siyâsi partilerin sahneye çıkmalarıyla birlikte Bayan Binazir Butto da babasının partisi olan Pakistan Halk Partisi'nin başında gövde gösterisi yapmaya başladı.

BENAZİR BUTTO SİYASİ HAYATINDA BATI'DAN BÜYÜK DESTEK ALDI

     O dönemde bir yandan Bayan Butto babasının siyâsi mirasına konabilmek için yoğun çaba harcarken diğer yandan Batı ve ABD onun başarılı olması için her türlü desteği veriyorlardı. Böylece 16 Kasım 1988'de yapılan genel seçimlerde Bayan Butto'nun liderliğindeki Pakistan Halk Partisi parlamentoda 93 üyelik kazanarak birinci parti oldu. Seçimlerden sonra da hükümeti kurma görevi ona verildi.

ARKASINDA MAFYA VE ÇAĞDAŞ SÖMÜRGE GÜÇLERİ VARDI

       Butto, Muhacir Ulusal Hareketi ve bağımsız milletvekillerinin desteğiyle hükümet kurdu. Ancak Bayan Butto, adının birtakım yolsuzluklara karışması üzerine Eylül 1990'da, o zamanın cumhurbaşkanı Gulam İshak Han tarafından görevden uzaklaştırıldı. Fakat hakkında açılan bütün yolsuzluk dosyalarına rağmen yine de bir ay sonra gerçekleştirilen genel seçimlere girmesi engellenemedi. Çünkü arkasında uluslararası mafya ve çağdaş sömürge güçleri vardı. Bu olay aynı zamanda pek çok İslâm ülkesi gibi Pakistan'ın da hukuk sisteminde bile bağımsız olamadığını, dış baskılar karşısında kendi kanunlarını uygulamaktan bile çekindiğini ortaya koyuyordu.

     Bununla birlikte yolsuzluk davaları ve bu konuda halk arasında dolaşan söylentiler Bayan Butto'nun siyâsi prestijini bir hayli yaralamıştı ki, 24 Ekim 1990'da gerçekleştirilen seçimlerde parlamentoda ancak 45 üyelik alabildi. Fakat bu rakam bile İslâm ülkelerindeki halkların siyâsi tercihlerinde doğru tespit yapma çabası göstermekten çok futbol takımı tutar gibi parti tutma taassubundan kurtulamadıklarını ortaya koyuyordu.

    24 Ekim 1990 seçimlerinde Cemaati İslâmiye de içinde olmak üzere İslâmcı ve muhafazakâr kesimden birkaç siyasi oluşumu temsil eden İslâmi Demokratik İttifak 107 üyelik kazandı. Dolayısıyla seçimlerden sonra hükümeti İslâmi Demokratik İttifak'ın lideri Nevaz Şerif kurdu.

İSLAM DÜNYASINDA CİDDİ GELİŞMELERİN YAŞANDIĞI DÖNEMLERDE İŞBAŞINDA

      Fakat İslâm dünyasında oldukça ciddi gelişmelerin yaşandığı 1992 yılının sonlarına doğru Bayan Binazir Butto yeniden sahneye çıktı. Hedefi ise Nevaz Şerif'i ve onun hükümetini yıpratarak yeniden ülke yönetimini ele almaktı. Bu hedefine ulaşmada Amerikalı ve Batılı dostlarından istediği desteği alacağı konusunda şüphesi yoktu. Bayan Butto ilk olarak partisinin ileri gelenleri ile birlikte 18 Kasım 1992'de hükümeti protesto amacıyla Ravalpindi'den başkent İslâmabad'a bir yürüyüş yaptı. Bu yürüyüşten sonra Butto ve partisinin ileri gelenlerinden 18 kişi tutuklandı. Onu tutuklatan ise Nevaz Şerif hükümetiydi. Ama tutuklama olayı Butto'nun işine yaradı. Çünkü böylece halkın karşısında hem mağdur hem de kahraman rolü oynaması için malzeme çıkmış oldu kendisine. Üstelik Batılıların "siyâsi özgürlük, demokratik haklar, insan hakları" gibi sloganlaşmış değerlendirmelerden yola çıkarak onu desteklemeleri için de malzeme çıkmış oldu. Butto daha sonra Karaçi'deki evinde göz hapsinde tutulmak üzere bu şehire gönderildi. Sonra da serbest bırakıldı.

     Butto serbest bırakıldıktan sonra partisini destekleyen halk kitlelerini hükümet aleyhtarı gösterilere teşvik etti. Bunun yanı sıra partisinin iktidardan düştüğü 1990 seçimlerinin hileli olduğu iddiasında bulunarak serbest ve adil bir seçim yapılması isteğiyle bu eylemlere giriştiğini açıkladı.

     Ancak Binazir Butto'nun böyle ani bir çıkış yapması ve iki yıl önceki seçimlerde hile yapıldığı iddiasını gerekçe göstererek halkı ayaklanmaya teşvik etmesi birçok siyasi çevrelerce ajitasyon olarak değerlendirildi. Butto aynı zamanda düzenlediği mitinglerde Pakistan'a Amerikan desteğini ancak kendisinin sağlayabileceğini ileri sürerek halktan bunun için kendisini desteklemelerini istiyordu. Bu yöndeki iddialarıyla arkasındaki Amerikan desteğini halkı manipüle etmek amacıyla değerlendirmeye çalışıyordu. Bu yolla kendisinin Pakistan'a Amerikan desteğini sağlayarak ülkenin ekonomik sorunlarını çözmede mevcut hükümetten daha başarılı olacağı intibaı vermeye çalışıyordu. Şu bir gerçek ki, kendi değerlerini gereği gibi öğrenmeleri engellenmiş ve böylece kendi öz kültürlerine yabancı bırakılmış kitlelere karşı bu tür propagandaların etkisi olmaktadır.

     Butto'nun tahrikçi faaliyetleri ve Amerikan baskısı cumhurbaşkanı Gulam İshak Han ile başbakan Nevaz Şerif'i karşı karşıya getirdi. Bu yüzden Gulam İshak Han, 18 Nisan 1993'te Nevaz Şerif hükümetini görevden aldı. Ancak 26 Mayıs 1993'te anayasa mahkemesinin kararıyla Nevaz Şerif hükümeti yeniden göreve döndü. Fakat ülkedeki siyâsi kriz yine aşılamadı. Dolayısıyla 16 Temmuz 1993'te cumhurbaşkanı Gulam İshak Han ile başbakan Nevaz Şerif birlikte istifa ettiler. Bu olaydan sonra 6 Ekim 1993'te gerçekleştirilen erken genel seçimlerde Binazir Butto'nun liderliğindeki Pakistan Halk Partisi parlamentoda 86 üyelik kazanarak birinci parti oldu ve bağımsızlarla işbirliği yaparak 19 Ekim 1993'te hükümeti devraldı.

YOLSUZLUKLAR VE MAFYA BAĞLANTILARI

    Fakat Butto geçtiğimiz ay yine yolsuzluklar ve onunla işbirliği halindeki mafyanın işlediği cinayetler yüzünden yeniden görevden alındı. Bu kez görevden alınmasında Cemaati İslâmiye'nin öncülüğünde yürütülen halk eylemlerinin önemli etkisi oldu. Ne var ki, Bayan Butto'nun yaptığı bütün yolsuzluklara ve kendi öz kardeşi Murtaza Butto'ya varıncaya kadar birçok kişiyi mafya cinayetiyle tasfiye etmesine rağmen yine siyâsi hayatın dışına atılması konusunda kesin tavır gösterilemiyor. Ülkedeki hukuk organları bu konuda kendilerini bağımsız ve rahat hissedemiyorlar. 

Halil KANARGI

24.06.2008
Bu yazı 1091 defa okundu.

Diğer Yazıları