YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

Bu Gülenciler de neçok seyahat ediyor!

ABD'nin Fethullah Gülen cemaatine bakışı, yukarıdaki telgraf itibariyle, en iyimser tarifiyle "kuşkucu' diye tanımlanabilir. Ama 2005'ten sonra Gülen cemaatiyle temaslarını ve harekete ilişkin gözlemlerini yoğunlaştıran Amerikalı diplomatların giderek daha kapsamlı analizler yaptıklarını da görüyoruz.

Bu temasların artmasında rol oynayançok basit bir gerekçe, 23 Mayıs 2006 tarihinde ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Deborah K. Jones'un Washington'a gönderdiği telgrafın da konusu. Telgrafın konu satırında aynen şöyle yazıyor: "Fethullah Gülen: Onun takipçileri niye bu kadarçok seyahat ediyorlar?' Ve evet, telgraf, Gülen cemaatine mensup olan ya da olduğu tahmin edilen kişilerin ABD'ye seyahatlerini, daha doğrusu vize başvurularını konu alıyor.

Bu telgrafın başında, "Fethullah Gülen' diye yazmış dönemin Başkonsolosu, "30'dan fazla ülkede, 50'den fazlası ABD'de olmak üzere 160'tan fazla örgütten oluşan ve büyümeye devam eden devasa bir ağın merkezinde oturuyor. Sonuç olarak da, Gülen'in destekçileri Türkiye Misyonu'na (ABD'nin buradaki diplomatik temsilcilikleri kastediliyor) ulaşan ziyaretçi vizesi başvurularının giderek artan bir oranını oluşturuyor. Başvuru yapan Gülenciler seyahat gerekçeleri ve Gülen'le ilişkileri konusunda hemen her zaman kaçamak davranıyorlar; bu da, Konsolosluk memurlarında soru işaretleri yaratıyor. Bu rahatsızlığımız Türk toplumunun laik kesimlerince de paylaşılıyor.'

Aynı telgrafta, Jones'un, her yıl ABD'ye ziyaretçi vizesi almak için Türkiye Misyonu'na başvuran 75 bin kişiden yüzde 3-5 kadarının "Gülenci' olduğuna ilişkin tahmini de yer alıyor.

Orijinalini bugünden itibaren WikiLeaks sitesinde bulabileceğiniz telgrafın en tuhaf tarafı ise, Amerikalı diplomatların "Gülenci' diye etiketledikleri vize adaylarının "profilini'çıkarmış olması. Telgrafta, kuşkusuz isim-isim fişleme yapılmıyor ama "Gülenci' olduğuna kanaat getirilen vize adaylarının profili, "tek başına seyahat eden ve hiç İngilizce bilmeyen evli erkek' ya da "ortaokulçağında İngilizce öğrencisi' benzeri başlıklar altında detaylandırılıyor.

Yedik içtik ve hep cemaat konuştuk

Bu "profil' telgrafından bir yıl sonra, 27 Nisan 2007'de, yine Başkonsolos Deborah K. Jones, bu kez Gülen cemaatini anlayıp anlatmaya yönelik daha samimi birçabayı yansıtan bir telgraf yazmış.

"Gülencilerle az viskili bir toplantı' başlığını taşıyan telgraf, 17 Nisan 2007'de ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda verilen akşam yemeğini konu alıyor. "Dinî lider Fethullah Gülen'e sempati duyan ve/veya onun hakkında bilgi sahibi Türklerden oluşan eklektik bir grup' diye tarif edilen misafirlerin listesine Nazlı Ilıcak'ın karar verdiği de telgrafta belirtilmiş. Davetliler ise "gazeteci-yazarlar Fehmi Koru, Ali Bulaç ve Mustafa Akyol, Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Niyazi Öktem ve Galatasaray Üniversitesi'nde ders veren oğlu Emre, Marmara Üniversitesi'nde ilahiyat dersi veren Mahmut Kılıç, sosyolog (Türk yazar Cemil Meriç'in kızı) Ümit Meriç, Fatih Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Alparslan Açıkgenç, Türkiye Katolik Cemaatleri Ruhaniler Kurulu Sözcüsü Georges Marovitch ve Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak' diye sıralanıyor.

Başkonsolos Jones, konukların yemekte Gülen'i 1960 ve 1970'lerde İzmir'deki bir camide imamlık yaptığı günlerden itibaren anlattıklarını, onun ilahiyatçı yönü ve eğitime verdiği önem üzerinde durduklarını aktarıyor.

Papa'yla tanıştırmak için aracı oldular

Yemeğin en ilginç konuşmalarından birini Monsenyör Marovitch yapıyor. Telgrafın o bölümünü aynen aktarıyoruz:

"Monsenyör Marovitch, kendisinin diğer dinî cemaat liderlerine ve nihayet Papa İkinci John Paul'a onu tanıştırmak da dahil olmak üzere, Gülen'in ekümenik (evrensel) gündemini destekleme amaçlıçabalarını coşkuyla ve uzun uzun anlattı. Marovitch ve diğerleri, Hoca'nın birkaç yıl önce bir Müslüman mezarlığında öldürülmüş olarak bulunan ve dinlerarası diyaloga ve dünya barışına hizmet adına, Gülen'in daha geniş bir muhatap kitleyle bağlantısını sağlamak için Marovitch'le birlikteçalışan varlıklı Yahudi-Türk işadamı Üzeyir Garih'le geçmişteki bağlarını teyid ettiler. Marovitch, Gülen'in Papa'yla buluşmasını organize ettiğini ancak sonra Vatikan'ın Türkiye Misyonu'nun (Vatikan Büyükelçiliği kastediliyor) randevuyu iptal ettiğini öğrendiğini anlattı. (Not: Bu bilgi, aslında Garih'in Gülen'i, Abe Foxman'la İnkâr ve İftiraya Karşı Birlik (ADL) adlı Yahudi kuruluşunun başkanı , sonra da Foxman'ın Gülen'i New York Kardinali'yle tanıştırdığı, en sonunda da Kardinal'in Gülen'i Papa'yla tanıştırdığı yönünde daha önce duyduğumuz bilgilerleçelişiyor. Notun sonu.) Marovitch bu iptal kararının değiştirilmesi için büyük gayret gösterdiğini ve sonuçta Türk hükümetini öfkelendiren buluşmanın gerçekleştiğini söyledi. Marovitch, daha sonra, bu işte ABD hükümetinin bir dahli olduğu yönündeki kuşkuların, basının görüşmeyi 'Marovitch' yerine, dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz'in ayarladığına ilişkin hatalı haberlerinden kaynaklandığını açıkladı.'

 

29.08.2016
Bu yazı 724 defa okundu.

Diğer Yazıları