YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

EL HAYAT GAZETESİNDEN KUZEY IRAK HAREKATI YORUMU

Güzel Aydınımızın güzel insanları.

     Mustafa Zeyn, adlı El Hayat muhabirinin yazısı dikkatimi çekti.  Hani “oradan öylemi görünüyor” deriz ya zaman zaman. Onun benzeri bir bakış açısı.  Irak’ın kuzeyindeki terörist yuvalarına yapılan baskın harekatın oradan nasıl göründüğünü, siyasete Türk Genelkurmayının tercihler sunduğunu yorumlayışını okuyun anlayacaksınız.

 Türk ordusu, Kürt sorununa siyasi çözüm bulmak isteyen AKP'ye iki tercih sundu: Kendi yönteminin sonucuna katlanmak veya harekâta onay vermek

MUSTAFA ZEYN (El Hayat)

Türkiye'de iktidara gelmesinden bu yana AKP hükümeti, milliyetçilikle arasındaki mesafeyi, azınlıklar sorununu devletin laikliğini kabul eden bir İslami çerçevede çözmek için kullanmaya çalışıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan bu bağlamda, 2007 seçimleri öncesi Kürt çoğunluğunun bulunduğu Diyarbakır'a gezisi sırasında, "Kürt sorunu bir demokrasi sorunudur. Benim sorunumdur ve barışçıl yollarla çözeceğim" demişti.

Gerçekten de, Erdoğan sorunu 'ikizi' olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le birlikte çözmeye çalıştı. İkili, Kürtlere bazı yayınlarda kendilerini kendi dilleriyle ifade etme ve DTP'yi kurma fırsatı verdiler. Silahı bırakma karşılığı Anadolu'da özerk yönetim isteyen PKK'nın planına yanıt olarak af yasası önerdiler. Bir başka deyişle, her ne kadar hükümetin projesi karşılık bulmasa da, uzun yıllardır Ankara'yla Kürtler arasında kurulamayan diyalog bizzat gerçekleşmiş oldu. Peki ne değişti de diyalog savaşa dönüştü?

Af yasası askere takılıyor

PKK'yla çatışmalarda 12 askerin ölümü sonrası Stratejik Araştırmalar Merkezi Ankara'da bir toplantı düzenledi. Toplantıda Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergün Saygun, PKK'ya ödün verdikleri gerekçesiyle hükümeti ve AB'yi eleştirip, ordunun rolünün sınırlandırılıp 'köşeye sıkıştırılmasının' sorumluluğunu ikisine yüklediler. Büyükanıt 'terörün meclise girerek siyasi meşruiyet elde ettiğini ve anayasal kılıf altında çalışma özgürlüğü kazandığının' altını çizerek, DTP'li vekillere işaret etti ve af yasa tasarısını sertçe eleştirdi.

İki generalin de ordunun siyasi rolünü tekrar kazanmak için çalışma niyetlerini ortaya koyduğu ve hükümeti şu iki tercih karşısında bıraktıkları söylenebilir: Hümümet ya Kürt sorununun çözümünde kendi yöntemini izler ve sonuçlarına katlanır, ya da Amerikalıların ve Iraklı Kürtlerin, Washington'ın terörist olarak gördüğü PKK'yı ortadan kaldırma taahhütlerini yerine getirmemeleri sonrası isyancıların izinin sürülmesi amacıyla ordunun elini serbest bırakır. Hükümet, ABD'nin işbirliği sözü sonrası ordunun isteklerine boyun eğmeyi seçti.

Asıl mesaj Barzani'ye

Askeri operasyon başladığı gibi bitti. İsyancıları yok etme hedefi de gerçekleşmedi. Ancak generaller bu operasyonu, Iraklı Kürtlere, Kuzey Irak'ta kurdukları modelin, bunu Türkiye'ye taşımaya çalışmaları durumunda tehdit altına gireceğini hatırlatma bağlamında kaçınılmaz olarak gördü. Uzun bir savaşa girmemeyi tercih eden generaller, PKK sorununa sınırlamayla veya askeri açıdan frenlemeyle çözüm getirme işini Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ve ABD'ye bıraktılar.

Zira bu, Türkiye'nin olduğu kadar ABD'nin de talebiydi. Çünkü Washington açısından en önemlisi, Tahran'la ufukta beliren savaşa hazırlık olarak Irak'taki şartların düzenlenmesi, müttefik ve dostların hazırlanması.

Dahası, Kürtlerin Tahran'ı rahatsız etme noktasında rolleri olabilir. (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 1 Mart 2008)

Kaynak :Radikal Gazetesi…..

 

H.KANARGI: Londra da Arapça yayınlanan El Hayat Gazetesinin yazarı Mustafa Zeyn, PKK Terör örgütünün kan emici katillerinin ABD tarafından korunduğunun altını çizmekle kalmamış, İran’a karşı yapabileceği bir harekattan önce bizim ülkemizde kargaşa ve kaos yaratmak için kullandığı PKK teröristlerini İran da iç kargaşa çıkarmak için kullanacağını da *** Dahası, Kürtlerin Tahran'ı rahatsız etme noktasında rolleri olabilir. ** diyerek yazmıştır.

        Bu ayni zamanda Irak ta kurulmuş bulunan kukla hükümetin, kuruluşundaki asıl amacın İran’ın işagali için kurulmuş bulunan hükümet olduğu tezini de güçlü kılar. Amerika’nın kitle imha silahı var bahanesiyle girdiği ve işgal ettiği Irak’ı ileriki bir zaman diliminde savaşmayı planladığı İran’ı karadan da rahatça vurabilmek için planladığı gerçeğini de düşündürüyor.

       Burada Amerikayı yönetenlerin unuttuğu bir gerçeğin altını da çizmekte yarar var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Hava Sahası, Kara Sahası, Deniz Sahasını ve İncirlik üssünü kullanma iznini vermedikçe, Amerika İran’a karşı bir halt yapamaz.  İncirlik üssünü kullanmadan da sadece Basra körfezindeki uçak gemilerden birkaç bin füze fırlatır, birkaç yüz bina yıkar, birkaç yüzde can alır… YA SONRASI…… YA SONRASI…

      Bir ufacık hatırlatma daha.. İran’ın yüzde yetmişi Türkmen dir…

Saygılarımla.

17.06.2008
Bu yazı 957 defa okundu.

Diğer Yazıları