YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

ERMENİ TERÖR KURBANLARI ŞEHİT DİPLOMATLARIMIZ ANILDI -1-

 

Emekli Büyükelçi, Dr. Bilal N. ŞİMŞİR*
ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Dr. O. Faruk Loğoğlu, 19 Mart 2001 Pazartesi akşamı Ankara Palas Devlet Konukevinde bir davet verdi. Davet, emekli Büyükelçi Dr. Bilâl N. Şimşir'in son olarak yayınlamış olduğu iki ciltlik "ŞEHİT DİPLOMATLARIMIZ" adlı eserinin tanıtımı için düzenlenmişti.
Tanıtım töreninin açılış konuşmasını yapan Müsteşar Loğoğlu, kitabın menfur saldırıları her yönüyle irdeleyen kapsamlı bir belgesel niteliği taşıdığını söyledi. Şimşir'in daha önce yayınlamış olduğu 56 kitabının ve 160 bilimsel makalesinin bulunduğunu belirten Müsteşar Loğoğlu, bu son kitabının Dışişleri açısından önemli bir yeri olacağını, zira Dışişleri Bakanlığının Ermeni teröründen en fazla etkilenen kurum olduğunu belirtti.
Büyükelçi Bilâl N. Şimşir bu konuda yaptığı konuşma, nezaket bölümleri hariç, aynen aşağıdadır.
Hatırlayacağınız gibi, yakın geçmişte Türk Dışişleri teşkilatı büyük bir trajedi yaşadı. 1970'li ve 1980'li yıllarda, Ermeni terör örgütleri yurt dışında görev yapan Türk diplomatlarına karşı silâhlı, bombalı kanlı saldırılar düzenlediler ve birbirinden değerli Türk diplomatlarını şehit ettiler.
Kanlı saldırılar 1973 yılında başladı. O yıl, 27 Ocak günü Mıgırdıç Yanıkyan adlı yaşlı bir Ermeni komitacı, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile yardımcısı Konsolos Bahadır Demir'i bir otelde kurşunlayıp öldürdü. Amerika'nın Pasifik kıyısında işlenen bu çifte cinayet, Türk diplomatlarına karşı kanlı Ermeni suikastlarının başlangıcı oldu.
Silahlı Ermeni teröristler, 22 Ekim 1975 tarihinde Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliğini bastılar. Büyükelçimiz Dâniş Tunalıgil'i makam odasında, çalışma masası başında şehit ettiler. Bu cinayetten iki gün sonra Ermeniler, Paris Büyükelçimiz İsmail Erez'i ve şoförü Talip Yener'i makam otomobili içinde kurşun yağmuruna tuttular. Türkiye, 48 saat içinde Ermeni terörüne üç kurban verdi, değerli ve deneyimli iki Büyükelçi kaybet ti. O yıl Cumhuriyet Bayramı arifesinde Türk Dışişleri Teşkilâtı ve Türk ulusu yasa boğuldu.
Ermenilerin düzenlediği bu ilk saldırıları yeni kanlı suikastlar izledi. 1980'li yıllarda Ermeni saldırıları büsbütün arttı. Ermeni teröristler kudurmuş gibi üstüste saldırdılar. Bu dönemde Belgrad Büyükelçimiz Galip Balkar, Sydney Başkonsolosumuz Şarık Arıyak, Los Angeles Başkonsolosumuz Kemal Arıkan, Ottawa Büyükelçiliğimiz Askeri Ataşesi Hava Kurmay Albay Attilâ Altıkat, Paris Turizm Müşavirimiz Yılmaz Çolpan, Paris Çalışma Ataşemiz Reşat Moralı, Paris din görevlimiz Tecelli Arı arka arkaya Ermeni saldırılarında şehit düştüler. Ermeniler, Türk diplomatlarına karşı dört kıtada arka arkaya 27 suikast düzenlediler. Bu suikastlarda 34 şehit ve pek çok yaralı verdik.
1970'li ve 1980'li yıllarda uçaklar, dünyanın dört bucağından Türkiye'ye şehit diplomat cenazeleri taşıyıp durdular. Yurt dışına bavulla giden Türk diplomatları tabutlar içinde döndüler. Onlar, bizim meslektaşlarımızdı. O tabutların içinde biz de olabilirdik. Onlar da bugün yaşıyor olabilirlerdi. 
Bizim yaşadığımız bu trajedinin tarihte benzeri yoktur. Gerçekten hiç bir dönemde, başka hiçbir ülkenin diplomatları böylesine sistematik suikastlara maruz kalmamışlardır. Tarihte de günümüzde de saldırıya uğramış ve can vermiş diplomatlar olmuştur, ama onlar münferit ve istisnai olaylardır. Bizim uğradığımız suikastlar ise birbirini izleyen sistematik bir suikastlar dizisidir. Evet, Ermeniler, Türk diplomatlarına karşı peş peşe tam 27 suikast düzenlenmiş ve otuzdan fazla kurban almışlardır. Dünya diplomasi tarihinde bunun bir başka benzeri ve emsali yoktur.
Türk Dışişleri Bakanlığı, teröre en yüksek oranda şehit vermiş bir kuruluştur. Dışişleri Bakanlığımız o zamanki mevcut personelinin yaklaşık binde 40 veya % 4 kadarını şehit vermiştir. Bu, gerçekten çok yüksek bir orandır. Verdiğimiz bu şehitlerin kolay yetişmeyen, seçme devlet görevlileri olduklarını da unutmamak gerekir.
Ermeni terörüne kurban verdiğimiz meslektaşlarımız, Türk oldukları için, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ettikleri için öldürüldüler. Onlar bu memleket için, bu vatan için öldüler. Bunu not ediyoruz ve şehitlerimizi hiç unutmuyoruz, unutmayacağız. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Şehit diplomatlarımız üzerine bir kitap hazırlama düşüncesi emekli Büyükelçi Semih Günver'den geldi. 1996 yılında Bizim Diplomatlar adlı kitabım yayımlanmıştı. O kitabımda, Lozan Barış Konferansı sırasında İsmet Paşa'ya (İnönü) karşı hazırlanan suikast girişimlerine değinmiştim. Orada yazdıklarım Ermenilerin şehit ettikleri diplomatlarımızı akla getirmiştir. Rahmetli Büyükelçi Günver, şehit diplomatlarımız hakkında da bir kitap yazmam için bana açık çağrıda bulundu. Cumhuriyet gazetesinde yayımladığı bir yazısında, "Şehit diplomatlarımızın da öykülerini yazmak gerekli. Diplomasi şehitlerimizi bir arada bir kitap içinde toplamakta büyük yarar var... Sayın Bilâl Şimşir, siz bu işi de ele alamazmısınız? Bizler size yardımcı olmaya çalışırız" diyordu. Onun bu çağrısını görev bildim. Kendisini burada rahmet ve şükranla anıyorum. Kitabın fikir babası rahmetli Günver'dir.
Türk diplomatlarına karşı Ermeni suikastlarının çoğu demokratik Batı ülkelerinde düzenlendi. Ermeni teröristler Amerika, batı Avrupa ve Avustralya'da lojistik destek buluyor, daha kolaylıkla eylem yapıyor ve buralarda çoğu zaman cezasız kalıyor ya da hafif cezalarla kurtuluyorlardı. Ayrıca oralarda kanlı propagandalarına daha elverişli bir ortam buluyorlardı. Kitabımızda bunları not ettik. Meslektaşlarımız Amerika kıtasında, Santa Barbara, Los Angeles, Boston ve Ottawa şehirlerinde; Avrupa'da da şu merkezlerde Ermenilerin silahlı saldırılarına uğradılar: Viyana, Paris, Lyon, Marsilya, Roma, Brüksel, Lahey, Madrid, Lizbon, Atina, Kopenhag, Cenevre, Belgrad ve Burgaz. Avustralya'da da Sydney Başkonsolosumuz ve koruma görevlisi şehit edildiler. Ermeni teröristler Tahran'da da diplomatlarımıza ve temsilciliklerimize karşı silâhlı saldırılar düzenlediler ve can aldılar.
O yıllarda Ermeni terörünün asıl merkezi Paris idi. Paris, "Ermeni terörünün başkenti" olarak .n yapmıştı. Ermeni cinayetlerinin bir çoğu Paris'te işlendi. 1975-1983 yıllarında Paris'te verdiğimiz şehitlerin isimleri şöyle sıralanabilir:
Büyükelçi İsmail Erez (24 Ekim 1975'de şehit edildi.)
Büyükelçinin makam şoförü Talip Yener (24 Ekim 1975'de şehit edildi).
Turizm ve Tanıtma Müşaviri Yılmaz Çolpan(22 Aralık 1979'de şehit edildi )
Çalışma Müşaviri Reşat Moralı (4 Mart 1981'de şehit edildi).
Din Görevlisi Tecelli Arı (4 Mart 1981'de şehit edildi).
Başkonsolosluk koruma görevlisi Cemal Özen (24 Eylül 1981'de şehit edildi).
Bu görevlilerimizin hepsi Paris'te şehit edildiler.
Ermeni teröristler 15 Temmuz 1983 günü de Paris/Orly havaalanında Türk Hava Yolları bürosuna karşı bombalı saldırı düzenlediler. Saldırıda 8 kişi öldü, 60 kişi yaralandı (ölenler: 1 Amerikalı, 1 İsveçli, 2 Türk ve 4 Fransız idi).
Basın Müşaviri Selçuk Bakkalbaşı Paris'te ağır yaralandı: 26 Eylül 1980
Maliye Müşaviri Ahmet Erbeyli'nin arabası Paris'te bombalandı: 13 Ocak 1981
Başkonsolos Kaya İnal Paris'te ağır yaralandı: 24 Eylül 1981.
Fransız makamları, korumakla yükümlü oldukları halde Türk diplomatlarını korumamışlar ve Ermeni terörüne göz yummuşlardır. Katillerin çoğu yakalanmamış, cinayetlerin failleri meçhul kalmıştır. Yakalanan veya teslim olan Ermeni katiller de müstahak oldukları cezalara çarptırılmamışlardır. 24 Eylül 1981 günü T.C. Paris Başkonsolosluğunu basan, oradaki koruma görevlisi Cemal Özen'i öldüren ve Başkonsolos Kaya İnal'ı ağır yaralayan Ermeni teröristler Fransız mahkemesi tarafından layık oldukları cezalara çarptırılmamışlardır. Bugün işlemediği bir suç için Türk ulusunu lekelemeğe kalkışan Fransız Parlamentosu, Fransa'nın başkenti Paris'te Türk diplomatları arka arkaya katledilirken kılını kıpırdatmamış, Ermeni cinayetleri kınamamıştır.
Fransızların bu hasmane tutumunu not ediyoruz ve unutmayacağız.
Bu suikastlar, bizi derinden sarstı ve sarsarken bize bazı gerçekleri de öğretti veya hatırlattı. Türkiye'de bizler, Cumhuriyet çocuklarıydık. Kanlı Ermeni tarihini, Ermenilerin eski kanlı eylemlerini, Ermeni suikast geleneğini çoktan unutmuştuk. Bunları okullarda okumuyor, kitaplarda görmüyorduk. Bizler geleceğe bakıyor, eski kanlı olayları pek hatırlamıyorduk. Los Angeles Başkonsolosunu ve yardımcısını vuran katil bir Ermeniydi. Yakalandı. Ama biz bunu münferit bir olay olarak algıladık, bu çifte cinayeti yaşlı bir meczubun cinneti olarak gördük ve yanıldık. Arkasından Viyana ve Paris Büyükelçilerimiz vuruldu. Ermeni terör örgüt. ASALA bildiriler yayınladı ve bu cinayetleri üstlendi. Biz yine bu cinayetleri Ermenilerin işlemiş olabileceğine inanmak istemedik. O günlerde Türk basını, Yunanlılara ve Kıbrıs Rumlarına göre şartlanmıştı. Gazetelerimiz, bu cinayetleri olsa olsa EOKA B adlı Rum örgütünün işlemiş olabileceğini yazdılar. ASALA bildirilerini ise "Rumların hedef saptırması" olarak yorumladılar.
Oysa Ermenilerin köklü bir terör ve suikast geleneği vardır. Ama biz eskiyi, eski Ermeni suikastlarını çoktan unutmuştuk. 1887 ve 1890 yılında kurulan Ermeni Hınçak ve Taşnaksutyun örgütleri, ta kuruldukları günlerden beri suikast ve terörü birer metot olarak benimsemişlerdi. Terörü ve suikastları kuşaktan kuşağa aktarmışlardı. Ama biz bunları pek hatırlamıyorduk. Ermeniler vaktiyle terörü Osmanlı payı tahtına da taşımışlardı. 1896'ta Galata'daki Osmanlı Bankasını silahla basmış ve birçok masum insanı katletmişlerdi. 1905 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamid'e suikast düzenlemişler, padişahın geçeceği yerde 80 kiloluk bir bomba patlatmışlardı. Bu büyük infilâkta 26 kişi can vermiş, 58 kişi yaralanmıştı. Biz bunları da unutmuştuk. Ermeni teröristler 1921 yılında eski sadrazam Talat Paşa'yı ve eski sadrazam Sait Halim Paşa'yı, 1922 yılında da Büyük Cemal Paşa'yı ve iki yaverini vurmuşlardı. Biz bunları artık hatırlamıyorduk. 1922-23 yıllarında, Lozan'da İsmet Paşa'ya karşı Ermeni suikastları düzenlenmiş olduğunu bilmiyorduk. Ermeniler büyük Atatürk'e karşı da bir dizi suikast hazırlamışlardı. Ama Atatürk'le ilgili yayınlarda bunlardan tek satırla dahi bahsedilmiyordu. Bunları bilenimiz yoktu. Bilenlerimiz varsa da onlar göçüp gitmişlerdi.
Lozan Konferansı'nda ikinci delegemiz Dr. Rıza Nur, "suikast Ermenilerin spesiyalitesidir", der. Ermenilerin kendileri de suikast ustaları olmakla övünürler. Biz eğer bunları unutmamış olsaydık ve zamanında hatırlayabilseydik, belki yeni Ermeni suikastlarına karşı daha tedbirli olurduk ve belki şehit diplomatlarımızın bazıları hayatta kalırlardı, diye düşünürüm. Cehalet öldürüyor, diye düşünürüm.

 

 

21/01/2017

21.01.2017
Bu yazı 589 defa okundu.

Diğer Yazıları