YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

ERMENİ TERÖR KURBANLARI ŞEHİT DİPLOMATLARIMIZ ANILDI -2-

Görev şehidi diplomatlarımızın acıklı öykülerini anlatan kitabımda, bir giriş çerçevesinde eski Ermeni suikastlarını, Ermenilerin suikast ve terör geleneğini de biraz anlatmak gereğini duydum. Ermenilerin bir suikast geleneği olduğunu unutmayalım, demek istedim. Tarihten ibret alabilirsek tarih tekerrür etmez. Özellikle gençlerimize bunu ısrarla anlatmak gerekir.

Burada bir dileğimi de dile getirmek isterim. O da şudur: Yurt dışında şehit düşmüş olan diplomatlarımıza Türkiye olarak, evet Türkiye olarak sahip çıkalım. Dışişleri olarak sahip çıkıyoruz, ama bu yetmez. Türkiye olarak sahip çıkmamız gerekir, diye düşünüyorum. Çünkü bu meslektaşlarımız Türkiye için can verdiler, Türk devletinin temsilcileri oldukları için şehit edildiler. Onlar yalnız hayattayken değil, ölümleriyle de bu ülkeye büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.

öncelikle şehitlerimizin mezun oldukları okullara, Fakülteler görevler düşer. Kendi çatıları altında yetiştirmiş ve mezun etmiş oldukları bu şehitlerimize lütfen biraz ilgi göstersinler. Şehitlerimizin birçoğu Galatasaray lisesinden çıkmıştır. Birkaçını zikredeyim. Örneğin:

Şehit Büyükelçi Dâniş Tunalıgil,

Şehit Büyükelçi İsmail Erez,

Şehit Büyükelçi Taha Carım,

Şehit Büyükelçi Beşir Balcıoğlu Galatasaray mezunlarıdır.

Galatasaray çok köklü bir eğitim öğretim kuruluşumuzdur ve bugün saygın bir üniversitedir. Ama Galatasaray camiasının şehit diplomatlarımızla ilgili herhangi bir etkinliğini şahsen duymadım ve hatırlamıyorum. Futbola gösterilen ilginin binde biri şehitlere gösterilemez mi? Galatasaray, yetiştirip mezun ettiği bu görev şehitlerine sahip çıkabilir, sanırım. Onlar için anma günleri düzenleyebilir; salonlara, mekânlara onların adlarını verebilir; öğrencilerine bu şehitlerimizi ve dolayısıyla Emeni terörünü anlatabilir. Özellikle gençleri bilgilendirip bilinçlendirmek pek gerekli ve önemlidir. Galatasaray Üniversitesinin ve Galatasaray camiasının bunu hakkıyla değerlendireceğine inanıyorum.

Aynı şeyler diğer öğretim kurumlarımız için de geçerlidir.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi veya Mülkiye mezunu olan şehitlerimizden birkaçının adlarını zikredeyim:

İlk diplomat şehidimiz Konsolos Bahadır Demir,

Paris Büyükelçisi iken şehit edilen İsmail Erez,

Avustralya'nın Sydney şehrinde şehit edilen Başkonsolos Şarık Arıyak,

Paris'te Çalışma Müşaviri iken vurulan Reşat Moralı Mülkiye mezunudurlar.

    Öğrenci ve asistan olarak benim de gençliğimin yedi yılı Mülkiye'de geçmiştir. Çok sevdiğim Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı ve Mülkiyeliler Birliği nerededirler? Bugüne kadar onların da Mülkiyeli şehitleri hatırlayıp onlar için bir şeyler yaptıklarını, onların isimlerini Mülkiye'nin bir yerine kazıdıklarını, onlar hakkında bir şeyler yazıp yayınladıklarını duymadım. Her yıl 4 Aralık'ta Mülkiye'nin yaş günü törenle kutlanır. Bu törenlerde Mülkiyeli şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulamaz mı? Her yıl Dışişlerine genç diplomat adayları gönderen Mülkiye Mektebinin, Mülkiye çıkışlı şehit diplomatlarımızı öğrencilerine anlatması ve dolayısıyla gençleri bu konuda biraz yetiştirmesi yerinde olmaz mı?

    Belgrad'da şehit edilen Büyükelçi Galip Balkar ile San Francisco'da vurulan Başkonsolos Kemal Arıkan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudurlar. İlk diplomat şehidimiz Başkonsolos Mehmet Baydar, Viyana'da vurulan Büyükelçi Dâniş Tunalıgil ve Madrid'de vurulan Büyükelçi Beşir Balcıoğlu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuşlardır. Hukuk Fakültelerimizin de bu şehit diplomatlarımızı hatırlayıp andıklarını hiç duymadım. Ankara Hukuk Fakültesinin bir salonuna Şehit Büyükelçi Galip Balkar ve Şehit Başkonsolos Kemal Arıkan adlarının, İstanbul Hukuk Fakültesinin mekânlarına da Şehit Büyükelçi Dâniş Tunalıgil, Şehit Başkonsolos Mehmet Baydar, Şehit Büyükelçi Beşir Balcıoğlu adlarının verilmesi yerinde olmaz mı?

   Paris'te vurulan Turizm ve Tanıtma Müşaviri Yılmaz Çolpan, A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinden mezun olmuştur. Bir süre önce bu Fakültede Ermeni sorunuyla ilgili bir panel düzenlendi. Ben de konuşmacı olarak katıldım. Başarılı geçen bu panelden önce Fakültenin kendi şehidi Yılmaz Çolpan için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulabilir ve bir yere bir plaket çakılabilirdi. Ama bunu akıl eden olmadı.

   Paris'te vurulan din görevlisi Tecelli Arı İzmir Yüksek İslâm Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Din adamı yetiştiren eğitim kurumlarımız da bu şehidimize sahip çıkabilirler, öğrenicilerine Tecelli Arı'nın nerede, nasıl şehit düştüğünü anlatabilirler. Şehit Başkonsolos Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir İstanbul Robert Kolej'i bitirmişlerdir. Robert Kolej bugün Boğaziçi Üniversitesidir. Bu Üniversitemiz de bu ilk diplomat şehitlerimiz hakkında çeşitli etkinlikler düzenleyebilirler. Dış görevde, diplomatlarımızla birlikte Ermeniler tarafından şehit edilen emniyet görevlilerimiz de vardır: 1980 yılında Sydney'de Başkonsolos Arıyak ile birlikte vurulan koruma görevlisi Engin Sever ve 1981 yılında Paris Başkonsolosluğumuzda vurulan koruma görevlisi Cemal Özen gibi. Polis Kolejlerinde, Polis Akademisinde bu şehitlerimiz için bazı etkinlikler düzenlenebilir, diye düşünüyorum.

   Diğer kurum ve kuruluşların ve özellikle medyanın da Ermeniler tarafından katledilen Türk diplomatlarına daha yakından eğilmeleri yerinde olur. Çünkü bu olay sıradan bir olay değildir. Bunun bir başka benzeri yoktur. Yurt dışında Ermeni kurşunlarıyla, Ermeni bombalarıyla hayatını kaybeden görevlilerimiz bu vatan için ölmüşlerdir. Bu trajik ölümlerin, bu şahadetlerin büyük sembolik anlamı vardır. Bunu Türk kamuoyuna hakkıyla anlatmak gerekir. Görev şehidi diplomatlarımızın adlarını mermere, granite kazımak, onları unutmamak bizler için boyun borcudur. Biz şehitlerimizi hatırlamazsak, biz yeterince bilgili ve bilinçli olamazsak, üstümüze gelirler. Nitekim geliyorlar. Hala farkında değil miyiz?

    Bu vesileyle komşumuz Ermenistan hakkında da bir iki şey söylemek isterim. Türkiye olarak biz, yeni bağımsızlığa kavuşan bütün devletleri tanıdık, tanırken hiçbir ayrım gözetmedik ve bağımsız Ermenistan Cumhuriyetini de tanıdık.

    İkinci aşamada yeni bağımsız devletlerle protokoller, anlaşmalar imzalayıp diplomatik ilişkiler kurduk ve oralarda Elçilikler açtık. Fakat Ermenistan ile diplomatik ilişki kurmadık ve Erivan'da Elçilik açmadık. Çünkü gerekli şartlar yoktu, çünkü Ermenistan, saldırgan ve sorumsuz bir devlet olarak sahneye çıkmıştı. Halâ da öyledir. Sovyetler Birliğinden 15 bağımsız devlet doğdu, bunların içinde yalnız Ermenistan, komşularına saldıran veya dil uzatan bir sorumsuz devlet olarak sahneye çıkmıştı. İlişki kurmak için bizim vazgeçilmez şartlarımızdan biri, olmazsa olmaz şartımız, sınırların değişmezliği ilkesi idi. Ermenistan ise silah zoruyla komşusu Azerbaycan'ın sınırlarını değiştirmeğe, sınırları çizen eski antlaşmaları tanımamaya doğru yöneldi. Böylesine sorumsuz bir devletle diplomatik ilişki kurulamazdı ve kurulamadı.

   Dahası, Ermenistan, bugün burada hatıralarını yâd ettiğimiz aziz şehitlerimizin katledilmelerinden de sorumludur. Hem Sovyet Ermenistan Cumhuriyeti, hem de bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti, Türk diplomatlarına karşı düzenlenmiş olan suikastlar serisinden birinci derecede sorumludur. Ermenistan'ın bu sorumluluğu Sovyet döneminden gününüze kadar uzanır. Türk diplomatlarını katleden Ermeni terö-ristlerin birçoğu bugün Ermenistan'da barınmakta ve korunmaktadır. Ermenistan Cumhuriyeti, büyük komşusu Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek isterse, önce sınırların değişmezliği ilkesini açıkça kabul etmeli ve bunun gereğini yapmalıdır. Bundan başka, Ermenistan, şehitlerimizden özür dilemeli ve şehitlerimizin katillerini Türk adaletine teslim etmelidir, diye düşünüyorum.

 

 

24/01/2017

24.01.2017
Bu yazı 632 defa okundu.

Diğer Yazıları