YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

EVANGELİSTLERİN HAYALLERİNDE KIYAMET VAR

 

       Güzel Aydınımızın güzel insanları.
       Son yıllarda adını çokça duyduğumuz ve yollarda bana sıkça sorulan sorulardan birsi de EVANGELİZM NE? sorusu. Ben de bu konuyu anlaşılır hale getirmek için biraz araştırma yaptım ve derleyip toparlayarak buraya taşıdım. Evangelizm deyince akla AMERİKA gelmektedir. Amerikanın politikalarını tespit edip yönlendirenlerin içinde kendini Evangelizm davasına adamış önemli kişiler ve isimler var. Bu kişiler Yahudilerin üstün ırk anlayışını peşinen kabul etmiş ve Arz’ı Mev’ud kabul edilen “Arz’ı Mev’ud: VAAD EDİLMİŞ TOPRAKLAR” bölgeleri kafalarına göre ya da Yahudilerin isteği üzerine belirleyip buralarda TEK KAVİM YÖNETİMİNİ hayata geçirmek için yada diğer adıyla Yahudiler tarafından yönetilen Tek Dünya Devleti olgusunu yaşama geçirerek kıyametin gelmesini sağlamak. Kıyamet gelmesi içinse ne lazımmış. Şu satırları okuyalım. “ Evangelistlere göre iyi ile kötü arasında gerçekleşecek olan büyük savaştan (Armageddon) sonra, Mesih gelecek ve sonra da kıyamet kopacaktır. Armageddon savasını ne kadar çabuk başlatırlarsa Mesih’in gelişi de o kadar çabuk olacağına Evangelistler inandırılmış durumdalar.
     Tabi onlara göre iyi olan kendileri(!) ve kötü olan da Evangelistlerin düşman belledikleri bütün bir İslam dünyasıdır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bu kapsamda devam eden bir çalışmadır.
            Yukarıda okuduğunuz bu sözlerden anlaşıldığı gibi bu savaş yaşanırsa, bu savaşın adı 9 Eylül 1922 de İzmir Körfezinin soğuk sularına Büyük Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yönetiminde, Silah arkadaşları ve yiğit Mehmetçiklerimiz tarafından gömülen haçlı ordusunun kaybettiğini geri almaya çalışma, Anadolu’muzu yok etme yani İslam’ı yok etme, bir diğer adıyla da 21 yüzyıl HAÇLI SAVAŞI olacaktır. Atalarımız uzun yıllar boyunca bizimle savaşan ve her yaptıkları savaşı birkaç krallığın ordusuyla birleşerek haçlı savaşı haline döndüren gavurlara (ki bu söz aile büyüklerimizin Türk Olmayanlar için sıkça kullandığı sözdür.) her zaman hak ettiği dersi vermiş ve yenilgiyi tattırmıştır. Bu yüz yılda yaşanacak yeni bir savaşın sonucunun farklı olmayacağı açıktır. Yine kaybeceklerdir….
Hadi şimdi okuyalım bakalım.  Umarım yararlı olur..
 
AMERİKANIN POLİTİKALARI NASIL TESPİT EDİLİP YÖNLENDİRİLİYOR.
 
       Dünyadaki pek çok insan Amerikan politikalarını artık İncil'deki kehanetlerin şekillendirdiğine inanıyor. Bush'a seçimi kazandıran Evangelistler ise Ortadoğu'da kıyameti hızlandırmak için çalışıyor.
     “Tanrı ve Başkan bize İsa'yı Ortadoğu'ya getirme şansı doğurdu. Bu bana verilen bir emir!"... Bu sözlerin sahibi kan ve ateş altındaki Irak'ta Evangelistler için çalışan misyoner Tom Craig.
     Evangelistlerin Bağdat'ta şimdiden 9 kilisesi ve yüzlerce müridi var. Amaç Irak'ı Ortadoğu'da Evangelizmin merkezi yapmak ve tıpkı İncil'de sözü edildiği gibi dünyanın bütün kavimlerini bu Kilisede toplamak. Evangelistlerin "Kilisesi" var ama aslında Protestanlığa ait küçük inanç farklarıyla bir araya gelen büyük bir ittifaktan söz etmek daha doğru. Genel olarak liberal Protestanların ve Baptistlerin dışında kalan tüm Protestanlar Evangelist adını alıyor. Kökleri Yunanca'da "Müjde" anlamına gelen "Evangelion"dan gelen bu isim İncilci tanımına denk düşüyor.
     Ancak kast edilen elbette ki "Eski Ahit" ve Mesih inancı Protestanlığın bu yorumunda pek çok şey gizleniyor. Amerikan İsrail ilişkilerinden Büyük Ortadoğu Projesi'ne kadar kimi zaman "komplo" teorilerine boyanan kavramların altında 70'li yıllarda yeniden dirilen "Evangelizm" yatıyor. Evangelistleri bu aralar önemli hale getiren iyi ve kötü arasında kaçınılmaz olarak gerçekleşecek o yıkıcı savaşa, yani Armageddon'a olan inançları ya da insan eliyle yaratılacak kıyamet fikrini destekliyor olmaları ve dünyayı ele geçirmek istemeleri değil. 70 milyonluk nüfuslarıyla ABD seçimlerini etkilemeleri ve bu fikre inanan güçlü politikacılarının Beyaz Saray'da etkili olması. Durum böyle olunca ABD'nin Ortadoğu'daki etkinliği, İsrail sorunu ya da Büyük Ortadoğu Projesi gibi kavramların izi politikanın dinamiklerinde değil, kutsal kitapların satır aralarında sürülüyor. Ve dünya başkentlerinde Amerikan politikalarının, özellikle de Irak'ın işgalinin kaynağını "Eski Ahit"den aldığı şüphesi hızla yayılıyor. Ezici bir üstünlükle yeniden seçilen Bush 1985 yılından beri sık sık diz çöküp dua eden ve "Yaradan" sözcüğünü ağzından düşürmeyen bir Evangelist. Evangelistler, Sabah Başyazarı Erdal Şafak'ın "Yeni Dünyanın Efendileri" başlığı altında anlattığı ve adım adım iktidara yürüyen 71 kişilik Neo-Conekibinden farklı olarak Bush'un adeta diğer yarısını oluşturuyor. Seçimlerde pek çok Amerikalı politik kaygılardan çok, Bush'un yeniden seçilip "İncil'deki kehaneti gerçekleştirmesi" için oy verdi.
    Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra sık sık "Haçlı Seferi" ya da "İyi-Kötü" gibi kavramları kullanan Bush'un bir politikacıdan çok dünyanın dört bir yanına yayılmış olan Evangelist vaizlerden biri gibi konuşması bu şüpheyi daha da belirginleştiriyor. Önceki Amerikan başkanları Carterve Reagan da benzer cümleler kullanıyor, İsrail devletinin kutsallığından ve kıyametten söz ediyordu. Ancak Bush açık bir biçimde "Mesihçi" ve "kıyametçi" bir başkan olarak hepsini geride bırakıyor. 11Eylül saldırısı da Evangelistlerin yükselişinde etkili oldu. ABD'de saldırıdan hemen sonra yapılan kamuoyu araştırmalarına göre kendisini "Evangelist" olarak tanımlayanların oranı yüzde 46'ya yükseldi. Irak'ın işgalinden sonra ise yüzde 50'nin altına düşmedi. Irak'taki Amerikan tanklarının üzerlerine asılan haçlar, çarpışmadan önce vaftiz olan askerler ve birbiri ardına açılan Evangelist Kiliseler işte bu gelişmelerin bir sonucu.
 
     EVANGELİZM NEDİR?
      Peki nedir Evangelizm?
     Bu Hıristiyanlık yolunun kökenleri Martin Luther'e ve Protestanlığın kuruluşuna kadar gidiyor. Luther kendi kurduğu kiliseye "Evanjegelik Kilise Hareketi" diyordu. Protestanlık faizi reddeden Katoliklere karşı faizi serbest bırakıyor, "ahiretten" çok bu dünya ile ilgili düzenlemelere vurgu yapıyor, çalışmayı, ticareti ve üretimi kutsuyordu. Protestanlığın bu görece modern girişimleri bir reform hareketi olarak değerlendirildi. Ancak Protestanların en önemli farkı ilk beş kitabını Tevrat'ın oluşturduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit'e inanmalarıydı. Eski Ahit, özellikle ABD'nin kuruluşunda farklı yorumlara ve anlayışlara yol açtı.
     Bu, bakış açılarında "kıyamete" ve "Mesihçiliğe" ayrı bir değer vermelerini sağlıyordu. Özgür iradenin "Tanrı" tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağını öngören Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyor ve Armageddon'la, yani "iyi" ile "kötü" arasındaki o büyük savaşla gelecek olan kıyameti ve Mesih'i hızlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
     Seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar. 70'li yıllardan itibaren yeniden dirilen ve muhafazakârlaşan Evangelizm aradan geçen otuz yıl içinde Hıristiyanlığın en hızlı büyüyen "Kilisesi" oldu. Ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler pek de yabana atılmamaları gerektiğini gösteriyor.
 
 
     * Papalığın yaptıklarına karsı çıktığı, protesto ettiği için kendilerine "Protestan" denilmektedir. 1867'de Kiliseler Konseyini kuran Fundamentalist Hiristiyanlar, digerleri ile anlaşmazlığa düşerek "Evangelist" adini benimsediler. Bunlar İncil’in tutucu yorumunu benimseyen radikal Hıristiyanlardır.
     * Protestanlığın kurucusu Martin Luther'in, ortaya attığı Evangelizm anlayışına sahip Hıristiyanlar, Hıristiyanlığın vaftiz töreniyle çocuğa geçmediğine inanıyorlar. Bu anlayışa göre, yol gösteren bir Evangelist rahip sayesinde kişinin yeniden doğacağına inanılıyor. Bu sayede de insanin İsa ile buluşup tekrar dirileceğini düşünüyorlar. Buna da "yeniden dogma" (Born Again) diyorlar.
     * Faizi reddeden Katoliklere karsı faizi serbest bırakıyor, "Ahiretten" çok bu dünya ile ilgili düzenlemelere vurgu yapıyor, çalışmayı, ticareti ve üretimi kutsuyor. Protestanlık, Katolik inanışıyla pek çok noktada çatışıyor ve farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Ancak Protestanların en önemli farkı, ilk beş kitabını Tevrat'in oluşturduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit'e inanmalarıydı.
     * Bu inanıştan dolayı Evangelistler, seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, Tanrı’nın isteği gereğince ve bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Yani evangelistlerin İsrail sevgisinin kaynağı eski ahittir.
     * Evangelistlere göre İsrail, Hz. İsa’nın doğduğu, vaaz ettiği, çarmıha gerildiği ve yeniden canlanacağı topraklardır. Bu sebeple her yıl on binlerce Amerikalı Hıristiyan, Hz. İsa’nın Ayak izlerinde yürümek için İsrail’e  gider.
      Eski Ahit, özellikle ABD'nin kurulusunda farklı yorumlara ve anlayışlara yol açmıştır. Bu bakış açısı Evangelistlerin Kıyamete ve Mesih’e ayrı bir değer vermelerini sağlamıştır. Özgür iradenin, Tanrı tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağına inanan Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyorlar.
     Evangelistlere göre iyi ile kötü arasında gerçekleşecek olan büyük savaştan (Armageddon) sonra, Mesih gelecek ve sonra da kıyamet kopacaktır. Armageddon savasını ne kadar çabuk başlatırlarsa Mesih’in gelişi de o kadar çabuk olacağına Evangelistler inandırılmış durumdalar.
     Tabi onlara göre iyi olan kendileri(!) ve kötü olan da Evangelistlerin düşman belledikleri bütün bir İslam dünyasıdır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bu kapsamda devam eden bir çalışmadır.
      Bu koyu Hıristiyanlara göre kıyamet 2000'li yıllarda Ortadoğu’da kopacak ve onlar da İsa Mesih sayesinde dünyaya hakim olacak. Amerika'da sıradan insanlar, Evangelist Hıristiyanların ve Yahudilerin kötülüğe ve büyük felaketlere karsı omuz omuza savaş verdikleri dinci filmler ve kitaplarla, özellikle 11 Eylül saldırısından sonra ortaya çıkan yeni döneme hazırlanıyorlar, bir anlamda eğitiliyorlar.
     Evangelist hareket, ilk önce Hıristiyan din otoriteleri tarafından fazla dikkate alınmamıştı. Daha sonraları taraftar toplamaya başladığı görüldüğünde engel olunmaya çalışıldıysa da bunda basarîli olunamadı. Günümüzde Evangelizm, Hıristiyanlığın en güçlü mezheplerinden biri konumunda bulunmaktadır. ABD'deki etkinlikleri ve Bush’un başkan olmasındaki rolleri dikkate alındığında Evangelizm aradan geçen otuz yıl içinde Hıristiyanlığın en hızlı büyüyen "Kilisesi" oldu. Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler pek de yabana atılmamaları gerektiğini gösteriyor.

EVANGELİSTLERİN ESKİ AHİTTEN ALDIKLARI METİNLERİN KUR’AN-I KERİMDEKİ ANLATIMLARI…
ARZ-I MEV'UD
     Va'dedilmiş yer.
     Hz. İbrahim ve onun soyundan gelenlere verileceği va'dedilen arazi. Bu tabir Kur'an-ı Kerîm'de "Bereketli arz" olarak kaydedilmektedir. (el-Enbiyâ, 21/71) Hz. Yusuf (a.s.)'ın Mısır'a götürdüğü İsrailoğulları zamanla Firavunların yönetimi altında zulme uğramış, mustaz'af* bir kitle haline gelmişti. Kur'an'da Hz. Musa (a.s.)'ın onlara şöyle dediğini biliyoruz. "Ey Kavmim, Allah'ın size takdir ettiği Arz-ı Mukaddes'e girin arkanıza dönmeyin. Yoksa hepiniz nice zararlara uğrayanlardan olursunuz. " (el-Mâide, 5/12). Hz. Musa'nın sözleriyle Allah'ın İsrailoğulların’a mukaddes kıldığı belde bildirilmiş ise de bunun neresi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ken'an ili olarak bilinen yer Filistin, Şam, Ürdün'deki Ken'an bölgesi yahut Kudüs şehri midir, bu hususta kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak o dönemlerde bu bölgede büyük bir devlet hüküm sürdüğünden, israiloğulları buraya gelmek istememişler, bunun için de Hz. Musa'ya: "Git sen ve Rabbin, savaşınız; biz buracıkta oturacağız" demişlerdi. (el-Mâide, 5/24) Bundan sonra İsrailoğulları'nın buraya gidemeyeceği, ancak bu bölgeye salih kulların mirasçı olacakları Hz. Dâvud'a vahyedilen Zebur'da belirtilmiştir: "Andolsun ki biz zikir (Tevrat)'dan sonra (Davud'a indirilen) Zebûr'da yazdık ki. "Arz'a (arz-ı Mev'ud 'a) benim salih kullarım varis olur."(el-Enbiyâ, 21/105). Arz-ı Mev'ud'un değerini takdir edemeyen İsrailoğulları yeryüzünün salihleri olamamış fakat daima bunun özlemini duymuş ve bu toprakları ele geçirmek için her türlü hileye başvurarak her şeyi mübah görmüşlerdir. Arz-ı Mev'ud Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahûdiler tarafından kutsal kabul edildiği için her üç ümmet de buraları ele geçirme gayreti içine girmiş ve bu bölgede tarih boyunca mücadeleler sürmüştür. Yahudiler Allah'ın Peygamberlerini öldürüp onun dinine ve emirlerine sırt çevirdiklerinden Allah onların bu kutsal yerlere mirasçı olamayacaklarım belirtmiştir. Yukarıda ifade edildiği gibi yeryüzüne Allah'ın salih kulları varis olacaktır. Bu ilâhi hüküm bütün kutsal kitaplarda mevcuttur. (bk. el-Enbiyâ, 21/105; Mezmurlar, 37/29, 69/32-36). İslâm'dan önceki dinler ve Hz. Peygamber'den önceki kutsal kitap ve şerîatler, Kur'an ile neshedildiği için, bütün insanların İslâm'a ve Kur'an'a tabi olması halinde Allah'ın salih kulları olmaları mümkündür. Arz-ı Mev'ud'a ancak Allah'ın son şerîatı olan İslâm'a iman etmekle vâris olunabilir.
EVANGELİSTLERİN DÜŞMAN OLARAK GÖRDÜKLERİ KİMLER?
Tabi onlara göre iyi olan kendileri(!) ve kötü olan da Evangelistlerin düşman belledikleri bütün bir İslam dünyasıdır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bu kapsamda devam eden bir çalışmadır.
NE YAPILMALI?
     Son derece dikkatle izlenmeli ve onlara karşı tedbirlerin geliştirilmesi için çok ciddi bir şekilde hazırlıklı olunmalı. Gerektiğinde yaşanabilecek büyük bir savaşa hazırlıklı olmalıyız.
            Tabiî ki şunu da unutmamak lazım. Evangelizmin savunucuları, Bush ve ava nesi, Kasım 2008 seçimlerinde boyunun ölçüsünü alarak Amerikan halkının iradesiyle yönetimin dışında kalmıştır. Yerine seçilen Barak Obama, ayni anlayışı sürdürecek mi bilmiyoruz. “Ben İslam diniyle savaşmam” açıklamasını yaptı ama Atalarımızın sözlerini bizler asla unutmayacağız.  
* DİLİN KEMİĞİ YOKTUR.
* SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ.
Unutmayacağız. Unutmuyoruz.
Bekleyip göreceğiz. 2009
Saygılarımla.
Halil KANARGI
26.06.2009
Bu yazı 1034 defa okundu.

Diğer Yazıları