YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

HA DA BA ORDAN KÜÇÜK ADAM..

 

FRANSANIN DEVLET POLİTİKASI

 

   Güzel ülkemizin güzel insanları..yıllar önce yayınladığım bu yazımı yeniden yayınlama ihtiyacı hissettim. Türkiyemizle oyun oynayan AVRUPALI siyasetçiler günümüzde iyice köşeye sıkıştılar..

            2007 yılında tam on yıl önce yazdığım bu yazıyı yeniden okuyun.. Şu farkı anlayacaksınız. Bugün güçlenen ülkemizin en ağır hakaretlerine katlanan bir AVRUPA VAR karşımızda..

 

            ON YIL ÖNCE

   Ne demişti o Fransa’nın küçük adamı. Nicolas Sarkozy adındaki zampara Cumhurbaşkanları. “* Devlet Güvenliği Demokrasiden Önce Gelir.*” Demek ki Fransa da yaşayan PKK’nın eli kanlı teröristlerini teslim etmeyince Fransa’nın güvenliğini sağlamış oluyor.. HA DA BA oradan küçük adam.. 

Aşağıdaki yazıyı biraz açayım istedim. Yorumlarım (H.KANARGI) şeklinde başlayacak bildiğiniz gibi.

 

Ulusal gazetedeki bir haberden…

 

PKK'LILARI TESLİM ETMEMEK DEVLET POLİTİKASI

    

Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı terör örgütü liderlerini gözaltına aldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakan Fransa'nın, örgütün faaliyetlerine neden müdahale etmediği anlaşıldı.

    Alınan bilgilere göre Fransız hükümeti, 1998 yılında uluslararası tutuklama kararlarına rağmen PKK militanlarını Türkiye'ye teslim etmeme yönünde siyasi bir karar aldı. İdam cezasının varlığı, işkence ve insan hakları ihlalleri de buna gerekçe oluşturdu. Geçtiğimiz şubat ayında yakalanan Rıza Altun, Nedim Seven ve Canan Kurtyılmaz gibi isimler de halen geçerli olan bu karar gereğince Türkiye'ye teslim edilmedi. Fransız polisinin adlî gözetiminde bulunan Rıza Altun ve Nedim Seven, Paris'ten Kuzey Irak'a geçmişti.

(H.KANARGI : Değerli okuyucular lütfen dikkat ediniz!!! Fransa Devleti dünyanın sanayileşmiş 8 devletinden birisi olarak dünyayı yönetenler kulübünün en önemli ortaklarından ama ne aldıkları kararların anlamından haberdarlar ne de gerekçe olarak ortaya sürdüklerinden haberdarlar. Bunun adı büyük devlet.. Türkiye ye kebapçı ciğeri bekleyen kedi gibi çullandılar idam cezasını kaldırmak için VE KALDIRILDI. 35000 insanımızın katilini ipten kurtardılar. Aylarca bayram yaptılar. Bunu bilmiyorlar yada yeni yöneticilerinin haberi yok, veya yasa uygulayıcılarının önlerindeki kanuni engeller bölümünde halen Türkiye de idam cezası varmış gibi göstererek 1998 yılındaki gerekçeyle PKK’nın elebaşlarından Rıza Altun ve Nedim Seven, iade etmeyerek Paris'ten Kuzey Irak'a geçmelerine göz yumdular.. Bu ülkenin adı Fransa. .. HA DA BA ordan küçük adam..  Lütfen unutmayın!!!)

***  Şimdi bu adamlarla nasıl ve ne şekilde Fransa da bulunmalarına izin verildiğini okuyalım..

   Ankara'nın 1998 yılından bu yana Fransa'ya örgütle ilgili verdiği notaların ve iade taleplerinin dikkate alınmadan Fransız adalet bakanlığının bir kasasında bekletildiği ortaya çıktı.

(H.KANARGI : Değerli okuyucular lütfen dikkat ediniz!!! Fransız Adalet Bakanının bir kasasında bekletiliyor Türkiye’nin teröristler için verdiği nota ve iade edilmesi talebi.Siz ne talep ederseniz edin biz bildiğimizi okuruz diyorlar.. … HA DA BA oradan küçük adam..  …)

    Fransa ile son nota krizi ekim ayının sonunda yaşandı. Ankara, interpol kırmızı bülteniyle "terör suçundan" aranmakta olan örgütün elebaşlarından Ahmet Gülabi Dere'nin Fransa'nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Konseyi'ne geleceğini Paris'e bildirdi ve gerekenlerin yapılmasını talep etti. Fakat, daha önce yapılan taleplerde olduğu gibi Fransız dış işleri bakanlığından notaya herhangi bir cevap gelmedi. Türk yetkililer bastırdı fakat resmi bir karşılık verilmedi. Sonunda Türkiye masası ile ilgilenen bir yetkili konuya ilişkin Türk tarafına email geçti. Emailde, sadece Ahmet Gülabi Dere hakkındaki interpol kırmızı bülteninin Fransa'da "farklı yorumlandığını" ifade ediliyor. Sonuçta, Fransa Gülabi ile ilgili herhangi bir girişimde bulunmadı. Türkiye'nin, Avrupa Konseyi nezdinde gerçekleştirdiği temaslarda sonuç vermedi. Hakkında uluslararası tutuklama emri bulunan Gülabi, herhangi bir sorunla karşılaşmadan Avrupa Konseyi'ne gelerek görüşmelerini tamamladı. Gülabi, daha önce de birkaç kez Strasbourg'taki Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu'na gelerek Avrupalı yetkililerle görüşmeler yapmıştı. Öte yandan, Türkiye'nin talebiyle çıkarılan kırmızı bültenin dışında, Fransa'nın kendisinin de 1993 yılında Dere'yi sınır dışı kararı etme kararı aldığı bildirildi.

(H.KANARGI : Değerli okuyucular lütfen dikkat ediniz!!! Bu açıklamaların karşılıkları aşağıdaki gibidir.

1- Sizin terörist dediğinize biz terörist demiyoruz.

2- Uluslar arası Polis Örgütü İnterpolün kırmızı bültenini de tanımayız.

3- Ayrıca Avrupa Konseyinin ve Avrupa Parlamentosunun her noktasında da onlarla temas edebiliriz

4- Sınır dışı kararı aldık ama canımız isterse uygularız.

.. HA DA BA ordan küçük adam.. 

…/…yazıyı  okumaya devam edelim.

TALEPLER BAKANLIK KASASINDA

     PKK dosyasını yakından takip eden Fransız ve Türk kaynaklar, Paris'in örgüt konusundaki bu tutumunun ardında 1998 yılında Lionel Jospin başbakanlığındaki Sosyalist hükümet döneminde alınan "bir siyasi kararın" olduğunu belirtiyor. Sosyalist hükümet, Türkiye'deki "idam cezası, insan hakları ihlali ve işkenceleri" gerekçe göstererek, Fransa'da gözaltına alınan örgüt üyelerinin, uluslararası tutuklama emri de olsa Türkiye'ye iade edilmemesi yönünde bir karar almış. Bu çerçevede, 98'den bu yana Türkiye'nin yaptığı iade talepleri ve notaları adalet bakanlığının kasasında dikkate alınmayı bekliyor. Söz konusu siyasi irade, Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasına ve insan hakları konusundaki köklü reformlara rağmen hala değişmemiş durumda. Fransa'nın, açıkça terör örgütü olarak tanıdığı, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla "saldırılarını kınadığı" PKK'ya kendi topraklarında hâlâ göz yumduğu belirtiliyor.

(H.KANARGI : Değerli okuyucular lütfen dikkat ediniz!!! Küçük adamın ülkesi de ne kadar küçükmüş. “* Devlet Güvenliği Demokrasiden Önce Gelir.*” diyen küçük adam Sarkozy, kendi ülkesinde göçmenlerin anasını ağlatmıştı. İçişleri bakanıydı o günlerde. Ama bu günlerde hem bizi Avrupa Birliğinde görmek istemiyor hem de bize düşman olanlara kol kanat germekten geri durmuyor..

.. HA DA BA ordan küçük adam.. 

…/…yazıyı  okumaya devam edelim.

    Fakat, son haftalarda bu tavrın değiştirilmesi yönünde önemli gelişmeler oluyor. Zaman'a konuşan Fransız kaynaklar, Türkiye ile PKK konusunda işbirliğinde "yeni bir dönem" başladığına dikkat çekerek özellikle terörle mücadele birimlerinin söz konusu kararın değişmesi için çaba sarf ettiğini belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye'den gelen bir ekip, Paris'te tutuksuz yargılanan örgüt üyelerinden bazılarını sorgulamış ve adalet bakanlığında temaslarda bulunmuştu. Fransız polisi, şubat ayında düzenlediği "İmralı" operasyonunda aralarında Rıza Altun, Nedim Seven ve Canan Kurtyılmaz gibi örgütün lider kadrosundan isimlerin de bulunduğu 16 kişiyi tutuklamıştı. Fakat, Paris İstinaf Mahkemesi, operasyonları düzenleyen terörle mücadele savcılığının "tutuklu kalmaları gerekir" talebine rağmen PKK militanlarını tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmıştı. Paris'te her gün imza atması gereken örgütün kurucularından Rıza Altun, Viyana üzerinden Kuzey Irak'a kaçmıştı. PKK'nın "kasası" olarak bilinen Nedim Seven ise, Fransız polisinin adli takibine rağmen geçtiğimiz ay izini kaybettirdi.

(H.KANARGI : Değerli okuyucular lütfen dikkat ediniz!!! Küçük adamın ülkesi hidayete, bidayete ermiş yahu. Son zamanlarda Türkiye ile PKK konusunda işbirliğinde yeni bir dönem başlamış.

    Hatta öyle bir güzel başlamışşşşşş kiiiiiiiiii, tutuklu olan 16 kişi birer birer sırra kadem basmışlar.. Özellikle Fransanın terörle mücadele birimleri söz konusu kararın değişmesi için çaba sarf ettiğini belirtiyorlarmış..

Zampara küçük adamın memleketinin bu güzel çabasını takdirle karşılıyorum. Alkışlıyorum siz zamane yezitlerini.

Siz çabaladınız, bizde yedik.

Karnımız da doydu elhamdülillah.. .

..bak ozan ne demiş küçük adam…..

Eylen yolcum eylen bir su vereyim

Susuz çöller açmadı mı yaralar

…..

Ben de ayrı düştüm sevdiklerimden

Ok yedim zamane yezitlerinden

….

Gün gelir, kapımıza dayanıp birilerini isteyen siz olursunuz...

İşte o zaman…

HA DA BA oradan küçük adam..  diyeni duyarsınız..

23.05.2017
Bu yazı 371 defa okundu.

Diğer Yazıları