YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

İSA ÇARMIHTA ÖLDÜ MÜ?

SÜNNİ TEFSİR KİTAPLARINDA İSA?NIN DÜNYEVİ HAYATININ SONU HAKKINDA TARİHİ DÜŞÜNCELER JOSEPH L. CUMMİNG Giriş İsa çarmıhta öldü ve ölüm sonrası yükseldi mi? Bu soru Müslüman ve Hıristiyanlar arasında hararetli tartışmalara kaynaklık etmektedir. Çağdaş bir yazarın işaret ettiği gibi, bu konu diğer konulardan daha fazla İslami tartışmalara yol açmaktadır. Gerçekte ne zaman Müslümanlar ve Hıristiyanlar dini konuları birlikte tartışsalar, konuşmalar er ya da geç bu sorun üzerine yönelmektedir. Belki bu durum tarihin ışığında bakıldığında şaşırtıcı değildir. Haçlı seferlerinde, Hıristiyanları başkalarına sevgi ile yaklaşmaya çağıran bir dini sembol olan haç, onların başkalarını kendi şahsi amaçları için öldürmeye hazır olduklarının işareti haline getirildi. İsa?nın çarmıha gerilmesi ile ilgili tartışma genelde şu iki sonuçtan birine iletmektedir: 1) Bir tarafın diğerini ?kendilerinin doğru ve karşıdakinin yanlış? olduğuna ikna etme çabası veya 2) ?Anlaşmazlık noktasında anlaşma? gibi nazik bir karar. Her iki durumda bu sorun üzerinde ortak bir noktanın bulunmadığı varsayılmaktadır. Burada söz konusu varsayımı tartışmaya açmak istiyoruz. Özelde, tarihsel İslam toplumunda bu soruya yönelik muhtemel cevapların ne olduğunu görmek için İslam geleneğini samimi bir yaklaşımla inceleyeceğiz. Bunu tartışmaların gerisindeki ayetleri ve onlar hakkındaki temel Sünni tefsirleri ele alarak yapacağız. Bir başka projede (muhtemelen bu bir Müslüman tarafından yapılabilir), Hıristiyan geleneği aynı samimi yaklaşımla incelenebilir ve sonra bu iki çalışmadan hareketle ortak bir noktanın ne olabileceği düşünülebilir. Günümüz İslam dünyasında bu soru hakkında en fazla yaygın olan görüş şudur: Allah bir başkasını İsa gibi gösterdi, böylece İsa?yı canlı olarak göğe kaldırırken, onun gibi gösterilen çarmıhta öldürüldü. Daha az bilinen fakat yaygın olarak kabul edilen görüş ise şudur: Bizzat İsa çarmıha gerildi, ne var ki orada sadece bilincini yitirdi ve daha sonra mezarda kendine geldi. Ahmet Deedat?ın polemik (kalem kavgası, dalaşma, söz dalaşı) yazılarıyla popüler hale gelen bu görüşe Güney Asya?da rastlanabilir. Orada bir gurup İsa?nın birkaç yıl sonra Keşmir?de doğal olarak öldüğünü ileri sürer. Keşmir?de İsa?nın mezarı ziyaret edilebilir. Her iki görüş (benzetilme ve bilincini yitirme), tıpkı diğer bazı görüşler gibi, İslam yorum geleneğinde tarihsel destek bulmaktadır. Tarihsel olarak bu sorun hakkındaki İslami yaklaşım Kur?an?daki bazı ayetlerin tefsiri üzerinde yoğunlaşmıştır. Her ne kadar bu sorun hakkında farklı türlerde yaklaşımlar söz konusu olsa da, sözgelimi İhvan-ı Safa?nın Resail?i, en etkili İslami tartışmalar tefsir kitaplarında yer alır. Bu konudaki İslami yorumların ansiklopedik tahliline teşebbüs etmek bu yazının sınırlarını aşardı. Aşağıda Sünni geleneğin en etkin temel tefsirleri üzerinde yoğunlaşacağız. Bunlar Taberi, Fahreddin Razi, Beydavi ve Seyyid Kutub?un tefsirleridir. Bu tefsirler İsa?nın ölümü sorununu özel bir takım ayetleri yorumlarken dikkate almaktadırlar. Bu ayetlerin listesini onların çevirileri ile birlikte vereceğim. Tefsir tartışmalarının çoğu bu ayetlerde geçen teveffa kelimesinin doğru çevirisi ile ilgilidir. Bu kelimeyi en yaygın olan anlamı (?öldü?) ile çevireceğim. Ancak tırnak işaretleri ile çevirmekle ben bu kelimenin başka şekillerde de anlaşılabileceğini ima edeceğim. Âl-i İmran: 55?te Allah şöyle der: ?Ey İsa! Seni öldürüp bana kaldıracağım; seni küfredenlerden temizleyeceğim. Ve sana bağlı olanları kıymet gününe kadar küfredenlerin üstünde tutacağım.? Nisa: 157 [Yahudiler şöyle derler]: ?Biz Allah?ın peygamberi Mesih?i, Meryem oğlu İsa?yı öldürdük!? Oysa onlar İsa?yı ne öldürdüler ne de astılar; lakin kendilerine öyle gösterildi. Gerçekte onun hakkında ihtilaf edenler kesin bir şüphe içindedirler. Onların buna dair bilgileri yoktur. Sadece zan peşindedirler, onu kesinlikle öldürmediler. Maide: 117: [İsa Allah?a şöyle dedi]. ?Ben aralarındayken onlar için bir şahittim. Sen beni öldürünce, onların gözetleyen Sen oldun ve Sen her şeye Şahitsin.? Meryem: 33 [İsa şöyle dedi]: ?Doğduğum, öleceğim ve diri olarak kaldırılacağım gün selam bana!? Bu ayetler hakkındaki tefsir geleneğine işaretle Roger Arnaldez şu kanaati ortaya koyar: Tefsirlerin ihtilaf içinde oldukları görülüyor. Özellikle, İsa?nın ne zaman öldüğü hakkında sorun ortaya çıkmaktadır. Bu normal insan hayatının bir sona ermesi gibi midir yoksa Ahiret öncesi bir ölüm müdür? O gerçek bir ölüm müdür yoksa bir tür uyku mudur? Ve şayet o gerçek bir ölüm ise, göğe çekilmekle eş zamanlı mıdır yoksa ikisi arasında bir konum mudur? Bütün bu noktalar hep tartışma konusu olagelmiştir. Aşağıda tefsir geleneğinin Arnaldez?in ileri sürdüğü kadar farklılık arz edip etmediğini göreceğiz. Şayet böyle ise, böylesi geniş yorum farklılığının uyumsuzluk işareti yerine zengin yorum mirası olarak görülmesi gerektiğini ileri süreceğim. TABERİ İlk olarak Taberi?nin tefsirini ele alacağım. Taberi, kendisinden önceki İslami tefsir geleneğinde İsa?nın ölümü ile ilgili kelime hakkında ortaya çıkan dört yorum kuramının listesini verir: 1) uyku, 2) kabz, 3) zahiri ölüm ve 4) kronolojik olmayan düzenleme. Açıktır ki, o ikinci kuramı aşina olduğu gelenek içinde en iyi desteklenebilen kuram olarak görür. Ancak eşit derecede açık olan husus şudur: Bu dört kuramı o Kur?an tefsirleri içinde meşru olarak destek bulan kuramlar olarak benimser. ?Uyku? kuramı, İsa?nın çarmıhta bilincini yitirdiği ve mezarda kendine geldiğine dair yukarıda belirtilen günümüz teorisinin arka planında yer alır. Nisa: 157 ayetini tartışırken, Taberi ?yerine koyma? kuramını ortaya atar. Tekrarlarsak, o bu ayetin farklı yorumlarını destekleyen geleneksel düşüncelerin farkındadır. O şöyle yazar: Allah İsa?yı onlara nasıl gösterdi? Tefsirler İsa?nın Yahudilere nasıl gösterildiği hakkında ayrılığa düştüler. Bundan sonra ?gösterilmenin nasıl gerçekleştiği? hakkındaki farklı kuramların listesini verir. O, Allah?ın havariler ile İsa?yı nasıl birbirine karıştırdığına ve böylece Yahudilerin İsa?nın kim olduğunu bilemediklerine dair geleneğin farkındadır. Bunun yanı sıra o, İsa?nın havarilerine kendisinin yerine geçecek ve çarmıhta asılacak bir gönüllünün olup olmadığını sorduğuna dair geleneği de bilmektedir. FAHREDDİN RAZİ Fahreddin Razi ?Seni kabz edeceğim? (Âl-i İmran: 55) ayeti ile ilgili yorumları ?ölme? ve ?yükselme? hakkında kronolojik değişimi gerektirmeyen ve kronolojik değişimi gerektiren şeklinde ikiye bölerek konuya başlar. Açıktır ki, o zahiri anlam diye adlandırdığı birinci yorumu tercih eder ve ele alır. Bu ayetin sekiz farklı şekilde anlaşılabileceğini söyler. Buradan onun sekiz yorumu meşru olarak kabul ettiği sonucu çıkarılabilir. Bunlar arasında daha önce gördüğümüz şu seçenekler yer alır: 1) fiilen, gerçek ölüm ve dirilme, 2) kabz. Bunlar arasında daha önce kaydetmediğimiz ilginç seçenekler de bulunur: 1) Hayatına son verme 2) Ne zaman ve nasıl ölüm ve yükseltilmenin gerçekleştiği hakkında bilinemezcilik 3) Beden ve ruh olarak tümüyle alma 4) Nefse ve bedeni arzulara son verme Razi Âl-i İmran: 35 ve Nisa: 157 ayetleriyle ilgili olarak ?benzetilme? fikrine geniş bir yer ayırır. O, bir anlamda ?benzetilme? fikrinin Nisa: 157 ayetini anlamak için en doğal yol olarak algılamış görünüyor. Bununla birlikte bu fikrin bazı gramer ve kelam açısından itirazlara cevap bulması gerektiğini düşünmektedir. Şübbihe fiilinin gramatik öznesi nedir? Şayet öznenin İsa olduğunu düşünürsen (bu doğru değildir zira) o başkasına değil, başkasının ona benzetilmesi gerekmektedir. Şayet öznenin öldürülen şahıs olduğunu söylersen (bu da doğru değildir) zira öldürülen kişi hakkında ayette bir ifade yer almamaktadır. (böylece o şübbihe fiilinin gramatik öznesi olamaz.) Burada iki muhtemel cevap söz konusu olabilir: 1) Fiilin referansı edattır ve edatın konusudur (lehum terimindeki cer ve mecrur). Bu tıpkı yaygın bir ifade olan ?huyyile ileyh? (o hayal etti veya ?ona göründü?) gibidir. Böylece ayet ?(Onlar onu öldürmediler, asmadılar) fakat karıştırdılar? demektedir. 2) Fiilin öznesi (açıkça ifade edilmeyen) öldürülen şahsa işaret eden zamirdir, çünkü ?onlar onu öldürmediler? ayeti göstermektedir ki, öldürülme İsa?da değil bir başkasında gerçekleşmiştir. Böylece onu şübbihe?nin öznesi olarak almak uygundur. Burada ikinci cevap ?benzetilme?nin gerçekleştiğini varsaymaktadır. Birinci cevap ta ise böyle bir varsayım söz konusu değildir. Birinci cevap şübbihe fiilini gayri şahsi pasif anlam olarak görmektedir: ?onlara öyle gösterildi? veya ?bu onlar için kuşkulu idi.? Nisa: 157 ayetini yorumlarken, Razi ?benzetilme? fikrine yönelik en belli başlı kelami itirazları ortaya koyar ve onlara cevap vermeye çalışır. (Aşağıdakiler onun bildiği ?benzetilme? fikrinin beş versiyonudur). 1) Yahudiler bilerek bir başkasını astılar ve bu olay hakkında yalan konuştular, 2) Bir adam ?Yahudileri başı olan Yudas? tarafından İsa?yı öldürmek üzere gönderildi ancak Allah onu İsa?ya benzetti ve onun yerine asıldı, 3) İsa?yı korumakla görevli olan biri İsa?ya benzetildi ve onun yerine asıldı, 4) İsa havarilerinden bir gönüllü istedi ve gönüllü olan kişi İsa?ya benzetildi ve asıldı, 5) İsa?yı ele vermek isteyen ikiyüzlü havarilerden biri İsa?ya benzetildi ve onun yerine asıldı. Razi aşağıdaki şekilde bu yorumlara gelecek cevabı özetlemektedir: 04.06.2008
Bu yazı 977 defa okundu.

Diğer Yazıları