YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

JEOPOL?T?KA DÜ?ÜNCE VE ANAL?ZLER - 5

KUDÜS,

 Muaz b. Cebel r.a. rivayet ediyor: Allah Rasulü s.a.v. söyle buyurdu:

“Ey Muaz, Allah benden sonra Aris’ten Firat’a kadar Sam bölgesini size nasib edecek. Oran?n erkekleri, kad?nlar? ve dullar? k?yamete kadar sinir bekçisidirler (murabit). Herhangi biriniz Sam sahillerinden birini yahut Beyt-i Makdis’i (Kudüs) seçerse k?yamete dek cihada halindedir.”         

EY KILIÇTAN DAHA ZALIM MERHAMET!

    Hicretin 14. y?l?. Yani miladî 636. Peygamber Efendimiz s.a.v.’in dünyas?n? de?i?tirmesinin üstünden koskoca dört y?l geçmi?. Hz. Ebu Bekir r.a.’in vefat?ndan sonra ise iki y?l... Hz. Ömer r.a. hilafete geleli de henüz iki y?l olmu?. ?slâm ordular?, Suriye, Irak, Filistin ve M?s?r cephesinde Hz. Muaviye’nin abisi Yezid b. Ebu Süfyan, asere-i mübessereden Ebu Ubeyde b. Cerrah ve Allah’?n k?l?c? Halid b. Velid r.a. komutas?nda zaferden zafere ko?uyor. Hilafet merkezi nurlu Medine’ye neredeyse her gün yeni bir zafer ve fetih haberi ula??yor. Fethedilen topraklarda halk ?slâm kahramanlar?n? birer kurtar?c? olarak kar??l?yor. Çünkü y?llard?r Bizansl? valilerin doymak bilmez i?tahlar?n? doyurma?a çal??maktan bezmi?, günden güne artan ve her gün bir yenisi yürürlü?e konan vergilerden y?lm??, bin türlü yokluk ve yoksulluk içinde u?rad??? haks?zl?klar?n, zulümlerin sona ermesini beklemektedir. Ve beklenen ilâhi yârdim gelmi?tir. Halk, isterse gelenlerin dinine giriyor ve derhal onlarla e?it haklara sahip oluyor. ?sterse kendi dininde kal?yor. Fatihler, halka insan muamelesi yap?yorlar. Asla zulmetmiyor, ezmiyor, zerre kadar haksizlik yapm?yorlar. Canlar?, mallar?, haysiyetleri, ?eref ve namuslar? güvence alt?na al?n?yor. Her ?ey kurallara ba?l?. Hiçbir ?ey rasgele de?il. Y?llar sonra bir H?ristiyan rahip-bilim adam? bu durumu söyle de?erlendirecektir: “Ey k?l?çtan daha zalim merhamet!..” Rahip, kendi bak?? aç?s?ndan haklidir. Gerçekten Müslümanlar?n adaleti, ?efkat ve merhameti, fethedilen topraklardaki ahalinin ?slâm’a girmesi gibi bir tabii sonuç vermi?tir. Rahip, ?slâm’?n merhametine hay?flanmas?n da ne yaps?n?!

KUDÜS YOLUNDA IKI GARIP YOLCU

    ?ki yolcu... Sadece bir binitleri var. Binite s?rayla binmek üzere anla?m??lar. Bir beriki binecek, bir öteki. Hayvanin hakkini da unutmam??lar. Nöbetle?e bindikten sonra hayvani bir bini? süresi bos yürütecekler. Çünkü onun da dinlenmeye hakki var. Allah’?n Selami her birinin üzerine olsun, ?brahim, ?smail, ?shak, Yakup ve Yusuf... Davud, Süleyman, Musa, Harun, Isa ve elbette Muhammed Mustafa... ve kim bilir adini bildi?imiz, bilmedi?imiz daha nice peygamberin gelip geçti?i, hatta defnedildi?i Filistin topraklar?nda Ilya’ya, yani Kudüs’e do?ru ilerliyorlar.

    Konu?malardan anla??ld??? kadar?yla bu iki yolcudan biri efendi, di?eri köle... Fakat efendinin efendili?i, ona kölenin insanl???n?, hayvanin hakkini unutturmuyor. Nihayet ?ehre hakim yüksek bir tepeye ula??yorlar. Efendi binekte, köle yürüyor. Efendi, nöbet s?ras?n?n bitti?ini belirtmek için tekbir getiriyor. Tepe, hemen o gün, orada el-Cebelü’l-Mükebber (Tekbir Dagi) ad?n? al?yor ve hâlâ bu adla an?lmakta. Binme s?ras? kölede... ?tiraz ediyor. “Efendim...” diyor, “ne sen in, ne de ben bineyim. Bir ?ehre girmek üzereyiz. Orada besili, e?erli atlar, alt?nla süslenmi? arabalar var. ?ehre ben binekte, sense benim bindi?im hayvanin yular?n? tutmu? vaziyette girecek olursak bizi alaya al?r, küçümserler. Bu da zaferimize gölge dü?ürür.” Efendi ?srarl?. “Ama s?ra senin...” diyor; “s?ra benim olsayd? inmezdim. S?ra seninse senindir. Ben inmeliyim, sen binmelisin.” Köle çaresiz... Hayvana biniyor. Efendisi hayvanin yular?ndan tutuyor. ?ehre böyle giriyorlar.

ZULMÜN HAKIMIYETI BIR ANDIR, ADALETINKI KIYAMETE KADAR

    H?ristiyan halk, ?ehirlerini teslim almaya gelen devlet ba?kan?n? kar??lamak üzere Sam Kap?s?’nda toplanm??. Baslar?nda Patrik Sophronius... Halk, köleyi hayvanin üstünde görünce sayg?lar?n? sunmak üzere önünde secdeye kapan?yor. Köle, elindeki asa ile onlara dürtüyor “Yaz?klar olsun size...” diye hayk?r?yor, “kald?r?n bas?n?z?. Allah’tan ba?kas?na secde edilmez.” Ve halka haber veriyor ki, kendisi köledir, devlet ba?kan? yular? tutan kimsedir... Patrik Sophronius bir köseye çekilip a?lamaya ba?l?yor. Misafir devlet ba?kan? üzülüyor. Gönlünü almak, teselli etmek için patri?in yan?na gidiyor. “Üzülme. De?mez. Dünya böyledir. Bir güldürür, bir a?lat?r.” diyor. Sophronius “Saltanat? kaybetti?im için mi a?lad???m? zannediyorsun? Tanr?’ya and olsun ki bunun için a?lam?yorum. S?rf sizin hakimiyetinizin sonsuza dek kesintisiz devam edece?ini anlad???m için a?l?yorum. Zira zulmün hâkimiyeti bir and?r. Adaletin hâkimiyeti ise k?yamete kadard?r. Ben sizi fethedip geçen, sonra y?llar içinde kaybolup giden bir yönetim zannetmi?tim.” diye cevap veriyor. Burada kendisinden efendi olarak söz edilen ?ah?s, müminlerin amiri, Müslümanlar?n ikinci halifesi Hz. Ömer r.a.’dan ba?kas? de?ildir.

  Ebu Ubeyde b. el-Cerrah r.a. komutas?ndaki ?slâm ordular? Kudüs’ü ku?atm??, ?ehrin dü?ece?ini anlayan patrik bir ?artla teslim olabileceklerini belirtmi?ti. ?slâm ordular?n?n daha önce fethettikleri yerlerdeki halka verdi?i aman üzere teslim olacaklard?. Fakat bu i?lemi bizzat emirleriyle gerçekle?tirmek istiyorlard?. Ebu Ubeyde r.a., “Emir benim. Buyurun ?artlar? görüselim.” demi?ti. Sophronius “Hay?r ordu komutan?na de?il, ?ehri bizzat devlet ba?kan?n?za teslim edebilirim.” diye ?srar etmi?ti. Bunu haber alan Hz. Ömer r.a., Medine’de yerine Hz. Ali r.a.’i vekil b?rak?p yola ç?km??t?. Iste simdi Kudüs’teydi.

   Hz. Ömer r.a., patri?i teselli ettikten sonra “Ey Ilyalilar, lehimize olan lehinize, aleyhimize olan aleyhinizedir...” diye ba?layan bir konu?ma yapt?. Sonra Sophronius, Hz. Ömer r.a.’i K?yama Kilisesi’ne davet etti. Kiliseyi gezerlerken namaz vakti girdi. Hz. Ömer r.a., patrige “nerede namaz k?lay?m?” diye sordu. Rahip, “oldu?un yerde.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer r.a.: “Ömer, K?yama Kilisesi’nde namaz k?lmaz. Sonra pe?imden gelecek Müslümanlar, Ömer namaz k?ld? diyerek burada mescit in?a ederler.” diye kars? ç?kt?. Bir tas atimi uzakla?t? ve abas?n? yere sererek namaz kildi. Hakikaten daha sonra Müslümanlar onun namaz k?ld??? yere bir mescide in?a ettiler. Bu mescide o günden beri hâlâ ayaktad?r ve Mescidi-i Ömer ad?yla an?lmaktad?r.

   Hz. Ömer r.a. namaz?n? k?ld?ktan sonra Patrik Sophronius’tan kendisine Mescid-i Aksa’nin yerini göstermesini istedi. Mescid’in çöplük haline getirildi?ini gören Hz. Ömer r.a., abas?n? yere serip çöpleri doldurmaya ve götürüp uzaklara dökmeye ba?lad?. Bunu gören Müslümanlar da onun gibi yaparak mescidin yerini temizleyip üzerine bir mescit in?a ettiler.

   Bu olayi tarihçilerimiz (Taberî, Yakubî, Belazurî, Ibnü’l-Esir) yakla??k böyle anlat?rlar. Ama biz 1948 Arap-?srail Savas? komutanlar?ndan, Askeri Komiser Abdullah et-Tell’in Kudüs’te bir H?ristiyan mabedinde buldu?u eski ve önemli bir Yunanca tarihi yazmadan aktarmay? tercih ettik.

9/3/2008
Bu yazı 1216 defa okundu.

Diğer Yazıları