YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

LOZAN SAHTEKÂRLARI

 

Değerli okurlar, günümüzde Lozan Antlaşması üzerinden prim yapmak için, ya da siyasi yalakalık yapmak için tarihimiz üzerinde oyun oynama-yı seven Lozan Sahtekârları türedi. Yazar geçinen bu kalem ahlaksızları, kalem sahtekârları ve televizyonlar-da boy gösteren Söz Sahtekarları Büyük Türk Milletinin KANLA KUR-DUĞU CUMHURİYETİMİZE, kuru-cularımız ATATÜRK ve SİLAH AR-KADAŞLARINA hakarete kadar gö-türdükleri saldırılarda demediğini bırakmadılar.
Yazar geçinen bu kalem ahlaksızları, kalem sahtekârları ve televizyonlarda boy gösteren Söz Sahtekârlarının tezlerini, yine televizyonlarda Murat Bardakçı çürüttü. Ona ait olan açık-lamalarını sizlerle paylaşmayı kendi-me görev sayıyorum. İyi okumalar. H.Kanargı.

2023'TE SONA ERECEK LOZAN ANTLAŞMASI'nın GİZLİ MADDELERİ VAR MI?
24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması, uzun yıllar boyunca tar-tışmalara neden olmuştur. Bir kesim Lozan Antlaşması'nı bir "zafer" olarak görürken, diğer bir kesim ise"hezi-met" olarak görmekte. 

Bu şekilde değerlendirmelerin çıkma-sına da bazı sorular neden olmakta.
Lozan Antlaşması'nın gizli maddeleri var mı? Lozan Antlaşması'nda Musul'u alamaz mıydık?
ABD, neden Lozan Antlaşması'nı imzalamadı?
Ege Adaları'nı Lozan Antlaşması'nda mı kaybettik?
Sorular bu şekilde uzayıp gitmekte..
Habertürk gazetesi yazarı Murat Bar-dakçı, köşesindeki yazısında Lozan Antlaşması konusunda yıllardan beri süregelen soru işaretlerini cevapla-mıştı: "Hiç uzatmadan söyleyeyim: Lozan'da mümkün olan her şey yapıl-mıştı, savaştan galip ama son derece yorgun çıkmış olan Türkiye, alabile-ceği her şeyi almıştı!"
LOZAN ANTLAŞMASI'NIN GİZLİ MADDELERİ VAR MI?
Peki, Lozan Antlaşması'nın gizli maddeleri var mıydı? Bardakçı'nın cevabı kısa ve net: "Anlaşmanın gizli maddeleri yoktu... "
 
LOZAN ANTLAŞMASI'NDAKİ MUSUL SORUNU
Lozan Antlaşması'nda karara varıla-mayan Musul sorunu halledilemez miydi? Bardakçı'nın cevabı şu şekilde:

"Musul petrolleri konusunda Türk delegasyonu zaten başka bir şey yapamazdı, zira Ortadoğu'nun petrol alanlarına hakim olma arzusu dünya savaşının başta gelen sebeplerindendi ve Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkan da Batı'nın bu hırsı idi. "
 
LOZAN ANTLAŞMASI'NI 
ABD NEDEN İMZALAMADI?
Bardakçı, "Lozan Antlaşması'nda Amerika'nın neden imzası yoktu?" sorusuna da şu şekilde cevap veriyor: "Amerika'nın Lozan Antlaşması'nı onaylaması ise söz konusu edilemez-di, zira Amerika anlaşmanın tarafla-rından değildi!"
Bardakçı, yazısını şu cümlelerle bitiri-yordu: "Bu memleketin tarihine, kül-türüne ve varoluşuna muhalefet eden bazı sağcılarımız ile Lozan'ı ideolojik meta haline getirmeye çalışan sabık solcularımız, oturup biraz okusalar ve bir şeyler öğrenseler, eminim her şey çok daha başka olur!"(1)
 
EGE ADALARI'NI LOZAN ANTLAŞMASI'NDA MI KAYBETTİK?
 Taha Akyol ise 1996'da yazdığı
Milliyet gazetesinde şu değerlendir-meyi yapıyordu:
 "Lozan'a hezimet diyenlerden ide-ologlardan Lozan zabıtlarını okumuş birine rastlamadım. Lozan'da nasıl çetin mücadele verildiğini bilmezler. Hatta çok kimse Ege adalarının Lo-zan'da Yunanistan'a geçtiğini zanne-der.
Hayır, Ege Adaları, Balkan harbinde-ki hezimetimizden sonra Londra Kon-feransı'nda İtalya'ya verilmiştir: 30 Mayıs 1913.
 Yunanistan'ın Selanik'ten Batı Trak-ya'ya kadar Osmanlı topraklarını alması da Balkan Savaşı'nda oldu." (2)
(1)Murat Bardakçı, Habertürk gazetesi, 25.07.2011
(2)Taha Akyol, Milliyet gazetesi, 31.01.1996

 Murat Bardakçı:
'Eski senelerde Lozan'ın her yıldönümün-de o zamanın siyah-beyaz TV'sinde saat-ler süren programlar yapılır; üniversite-lerde, kurumlarda yahut derneklerde top-lantılar düzenlenir ve bol bol konuşulur-du.

Sonraları bu âdetten vazgeçildi, sadece 80. yıldönümünde büyük törenler yapıldı ve anlaşmanın sonraki her yıldönümünde birkaç protokol mesajının yayınlanmasıyla yetinildi, o kadar...
Bence, işin doğrusu da bu idi... Hukukî varlığı Lozan anlaşması ile belirlenmiş Türkiye Cumhuriyeti ayakta dururken ve Lozan 1920'lerden bu yana değişmeden kalabilmiş birkaç anlaşmadan biri olma özelliğini hâlâ korurken, yani Lozan'daki Türk delegasyonu son derece sağlam bir iş yapıp ortaya koymuşken her sene çıkıp da "Bakın, biz ne güzel bir anlaşma yap-mışız" diye bangır bangır bağırmanın zaten âlemi yoktu. Hatırlatma babında yayınlanacak mesajlar kâfi idi...


SAÇMALIKLAR RESMİ GEÇİDİ

Ama, son senelerde ortaya çıkan ve "Lo-zan öyle başarı falan değildir" diyenle-rin yahut Lozan'ın gizli maddelerinin bulunduğuna inananların sayısının git-tikçe artmaya başladığının acaba farkında mısınız?

TV'de Tarihin Arka Odası'nı yaptığımız sırada bundan bir ay öncesine kadar her programda en az 100-150 adet mail gelir, mailler "Lozan da bir şey mi?" diye başlar, "Türkiye'nin mâlûm gizli mad-delerle yönetilmesine ne zaman son verileceğini" sorar yahut "Amerika, Lozan'ı neden hâlâ kabul etmiyor?" derlerdi.

Lozan'ın yenilgi olduğu iddiası, çalakalem hazırlanmış ve kitap bile denemeyecek bir varakpâreye dayanır. 1960'ların sonun-dan itibaren bugünlere uzanan bu sayık-lamaya göre, Lozan'daki Türk delegasyo-nu ve tabii en başta İsmet Paşa hakkımızı koruyamamış, hem 12 Ada'yı, hem Mu-sul'u, hem de daha pekçok yeri İngilizler'e peşkeş çekmiştir. Lozan, bu yüzden zafer falan değil, koskoca bir yenilgidir!

Böyle saçmalıkları ortaya atanların tek bir maksadı vardır: Cumhuriyet'in kurucu kadrosunu suçlamak, aşağılamak ve töh-met altında bırakmak! Kasıtlı şekilde orta-ya atılan bu iddialar sansasyonel oldukları için zamanla bir hayli taraftar bulmuştur ve hâlâ da bulmaktadır.


DOKTORUN PALAVRALARI

Zırvalara inananlara göre, Lozan'da daha büyük kayıplara uğramamızı engelleyen kişi, mükemmel bir tarihçi ve iyi bir Tür-kolog ama çok kötü politikacı olan ikinci delege Dr. Rıza Nur'dur. 
Rıza Nur'un hatıralarında sık sık rastla-nan mesnedsiz iddialar arasında "Fransız delegeye haykırdım, Venizelos'a bir kafa attım, Lord Curzon'un suratını dağıttım, İtalyan o sırada zaten altı-na yapmakla meşguldü, İsmet ise çok-tan kaçmıştı" gibisinden hayâlî ifadelere bol bol rastlanır ve okuyanlar bu ifadeleri gerçek zannederler.

Ama, Lozan görüşmeleri sırasında resmî veya gayrıresmî her çeşit temasın ve nere-deyse delegelerin otelin kapısında karşılaş-tıkları zaman birbirlerine "Merhaba" de-melerinin bile kaydedildiği pek bilinmedi-ği için bu iddiaları zabıtlar ile karşılaştır-mak gerektiğini kimse düşünmez. 

Üstelik, zabıtlara müracaat edildiği tak-dirde bu gibi iddiaların tamamının hayâlî ve hasta kafaların eseri olduğu daha ilk bakışta anlaşılacaktır.


Hiç uzatmadan söyleyeyim: 

Lozan'da mümkün olan herşey yapılmıştı, savaştan galip ama son derece yorgun çık-mış olan Türkiye, alabileceği herşeyi al-mıştı! Anlaşmanın gizli maddeleri yok-tu...

Musul petrolleri konusunda Türk delegas-yonun zaten başka birşey yapamazdı, zira Ortadoğu'nun petrol alanlarına hâkim olma arzusu dünya savaşının başta gelen sebeplerindendi ve Osmanlı İmparator-luğu'nu yıkan da Batı'nın bu hırsı idi. Amerika'nın Lozan Anlaşması'nı onayla-ması ise sözkonusu edilemezdi, zira Ame-rika anlaşmanın taraflarından değildi!

Bu memleketin tarihine, kültürüne ve va-roluşuna muhalefet eden bazı sağcılarımız ile Lozan'ı ideolojik metâ haline getirmeye çalışan sâbık solcularımız oturup biraz okusalar ve birşeyler öğrenseler, eminim herşey çok daha başka olur!

HK: Değerli okurlarımız dikkat ederseniz, söylenen yalanlar o kadar ciddi ki, halkımız da hemen inanıyor.

YALANLARA GELİNCE
1-LOZAN DA MUSUL'U VERMİŞİZ YALANI… OSMANLI’yı yıkan savaşların altında yatan amaç bu idi. Arapların TÜRK MİLLETİNE ihane-tini görmezden gelen İSLAMCI GEÇİ-NEN bu yazar takımı, 1905 yılında is-yan eden Mekke Şerifi Hüseyi'in Irak'ı bir oğluna verdiğinde İngiliz Hakimi-yetinin orada kurulmuş olduğunu okumamıştır. YIL 1905---
2-EGE ADALARI LONDRA KONFERANSIN da LOZAN ANLAŞMASINDAN 10 YIL ÖNCE VERİLDİ. 
"Lozan'a hezimet diyenlerden ide-ologlardan Lozan zabıtlarını okumuş birine rastlamadım. Lozan'da nasıl çetin mücadele verildiğini bilmezler. Hatta çok kimse Ege adalarının Lo-zan'da Yunanistan'a geçtiğini zanne-derler. 
Hayır, Ege Adaları, Balkan harbinde-ki hezimetimizden sonra Londra Konferansı'nda İtalya'ya verilmiştir: 30 Mayıs 1913… 
3- Yunanistan'ın Selanik'ten Batı Trakya'ya kadar Osmanlı toprak-larını alması da Balkan Savaşı'nda oldu." BALKAN SAVAŞI, LOZAN ANLAŞMASINDAN 11 YIL ÖNCE SONA ERDİ. O TARİHTE YUNAN-LILAR İŞGAL ETMİŞTİ. 
Değerli okurlar kısacası tarihi saptıra-rak CUMHURİYETİMİZİ KURAN ATATÜRK’e saldıran bu ALLAHSIZ ALLAHLI İSLAMCI GEÇİNEN-dil-lerinde Allah var, gönüllerinde yok-“  YAZARLAR bir tek kişiye itibar et-mektedirler..
Dr. Rıza NUR denen kişiye. PALAV-RACI bu adam, onlar için doğrucu Davut gibi TAKİYYE USTALIĞI yap-mış biri olsa da; YALANCI VE SAH-TEKAR olduğu gerçeğini örtemez. Bu SÖZLERİ DE Murat Bardakçı ile ce-vaplayayım. “DOKTORUN PALAV-RALARI” başlığını atmış. Altına da şunları yazmıştır.
“Zırvalara inananlara göre, Lozan'da da-ha büyük kayıplara uğramamızı engelle-yen kişi, mükemmel bir tarihçi ve iyi bir Türkolog ama çok kötü politikacı olan ikinci delege Dr. Rıza Nur'dur. 
Rıza Nur'un hatıralarında sık sık rastla-nan mesnetsiz iddialar arasında "Fransız delegeye haykırdım, Venizelos'a bir kafa attım, Lord Curzon'un suratını dağıttım, İtalyan o sırada zaten altı-na yapmakla meşguldü, İsmet ise çok-tan kaçmıştı" gibisinden hayâlî ifadelere bol bol rastlanır ve okuyanlar bu ifadeleri gerçek zannederler.

Ama, Lozan görüşmeleri sırasında resmî veya gayrı resmî her çeşit temasın ve ne-redeyse delegelerin otelin kapısında karşı-laştıkları zaman birbirlerine "Merhaba" demelerinin bile kaydedildiği pek bilinme-diği için bu iddiaları zabıtlar ile karşılaş-tırmak gerektiğini kimse düşünmez. Üstelik, zabıtlara müracaat edildiği tak-dirde bu gibi iddiaların tamamının hayâlî ve hasta kafaların eseri olduğu daha ilk bakışta anlaşılacaktır.
Değerli okurlar, Lozan Antlaşması gerçeği bu. Onun için tarihimiz üze-rinde oyun oynamayı seven Lozan Sahtekârlarına izin vermeyin. Yazar geçinen bu kalem ahlaksızları, kalem sahtekârları ve televizyonlarda boy gösteren Söz Sahtekârları Büyük Türk Milletinin KANLA KURDUĞU CUM-HURİYETİMİZE, kurucularımız ATA-TÜRK ve SİLAH ARKADAŞLARINA hakaret etmelerine izin vermeyin. İs-lamcı geçinen bu Allahsız Allahlı ta-kımın ÜMMETÇİLİK adına yaptığı TÜRK DÜŞMANLIĞINA izin vermeyin. Tepkinizi anında gösterin. Beslendikleri kanalları YALAN olan ve bu yalanlarla Milletimizi kandıran bu Sahtekârlara “YALAN SÖYLÜ-YORSUN” diyerek haddini bildirmek her Türk vatandaşının görevidir. 

10/03/2017

10.03.2017
Bu yazı 557 defa okundu.

Diğer Yazıları