YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

Milattan Önceki Dönemdeki Türk Göçleri

 

Güneşin Battığı Yere kadar Gideceğiz,

Gittiğimiz Her Yer Artık Yurdumuz dur

Batı Hun Kağanı

Uldız(Yıldız) Han

    Çok eski zamanlardan başlayan anayurttan ayrılma hareketleri aralıklarla binlerce yıl devam etmiştir. M.Ö. meydana gelen büyük Türk göçlerinin tarihleri kesinlikle bilinmemekle beraber bazı tespitler yapılabilmektedir. M.Ö. 1500-1000 arasında bir kısım Türkler uzak-Doğuda yaşıyorlardı. Kuzey Çin’de ve bu günkü Moğolistan’da Türkler’in varlığı daha eski çağlara kadar takip edilebilmektedir

    Türkler’in kolları olan Yâkutlar ile Çuvaşlar’ın ana kütleden ayrılması ve Yâkutlar’ın doğu Sibirya’ya doğru yönelmeleri çok eski bir tarihte meydana gelmiş olmalıdır; çünkü dilleri “ana Türkçe”den en ayrı düşen Türk kavimleri bunlardır ve bilhassa Yâkutça bugün en çok değişime uğrayan Türk bir lehçedir.

    Diğer taraftan Türkler’den bir kısmının da M.Ö. 1300-1000 sıralarında Türkistan’da bulunduklarına dair işaretler vardır. Türkler’den bir kütlenin de batıya yönelerek Volga nehri etrafındaki düzlüklerde (M.Ö. VI-III. Asırlar) “İskitler” ile birlikte yaşadıkları tahmin edilmektedir. Hindistan’ın Indus-Pencab havalisine doğru ilk Türk hareketi, bir tahmine göre M.Ö. I. bin başlarına tesadüf eder. Daha eski tarihlerde Türkler’in İran yaylası üzerinden Mezopotamya’ya inmiş olmaları da mümkündür.

 

 

Türk Göçlerinin Maddi Sebepleri

 

      Eski dünyanın üç büyük kıt‘asında görülen geniş Türk yayılmalarının pek ciddi sebeplere dayanması gerekir. Tarihte göçler konusunun araştırıcıları, en ilkeli dahil hiçbir kavmin kendiliğinden veya keyif için yer değiştirmediğini, oturulan topraktan ebediyen ayrılmanın bir insan için çok müşkül olduğunu ve göçlerin ancak bir takım mecburiyetler yüzünden meydana geldiğini göstermişlerdir.

     Tarihî kayıtlarda Türk göçlerinin de iktisadî sıkıntı yani Türk anayurt topraklarının geçim bakımından yetersiz kalması sebebi ile olduğu belirtilmiştir. Büyük ölçüde kuraklık (mesela Hun göçü), nüfus kalabalıklığı ve mer‘a darlığı (Oğuz göçü), Türkler’i göçe mecbur etmiştir. Toprağın artan nüfusu besleyemez hale gelmesi yüzünden dar ziraat alanları dışında, ancak hayvan yetiştirebilen Türkler’in tabii bir hayat sürebilmek için çeşitli gıda maddeleri, giyim eşyası vb. gibi, başka iktisadî vasıtalara da ihtiyaçları var idi ki, bunlar, iklimi elverişli, tabiat servetleri zengin ve o çağlarda pek az nüfuslu komşu ülkelerde mevcut idi.

     Türk tarihine dair kayıtlarda göçlerin ve akınların başlıca sebebi olarak zikredilen bu hususlar, yalnız Türkler’in başka memleketlere yönelmelerini değil, bazen iktisadî ve ticarî yönden nisbeten daha fazla imkanlara sahip diğer Türk topraklarına saldırmalarıyla da neticelenmiştir. Böylece tarihî devirlerde Türkler’den bir kütle başka bir Türk zümresini yerinden çıkararak göçe mecbur etmiştir (mesela IX-XI, asır göçleri).

     Gerek maddî ve tabiî şartlara, gerekse yabancı ağır dış baskıya maruz kalan (meselâ XI. Asır Moğol K’i-tan hücumu) Türkler, bağımlı olmayı kabul edip istiklâlden mahrum kalmaktansa memleketi terk etmeyi tercih ediyorlardı. Yerleşik kavimler için geçerli olmayan bu durum, bozkırlı Türk için mümkündü.-sürecek-

 

 

29.04.2017
Bu yazı 330 defa okundu.

Diğer Yazıları