YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

STRATEJİK ORTAĞIMIZIN –ABD- İHANETİ

Değerli okurlar, Amerikan Gizli Belgelerin de FETÖ ÖRGÜTÜ LİDERİ hakkında birçok gerçeği bildiklerini itiraf ettikleri yazıyı okuduğum da çok da şaşırmadım. Çünkü ABD nin elinde oyuncak olan bir vatan haini adam.

İngilizler 1753 yılında Abdülvahap Vahabi’yi esrarla, kadınla kandırarak Peygamberden sonra gelen MEHDİ ilan etmişlerve SUUDİ ARABİSTAN da VAHABİLİK mezhebini yayarak İSLAM DİNİNE büyük bir nifak tohumu atmışlardı.

Şimdi Aynısını ABD Fettullah Gülen kimliğiyle TÜRKİYE de yapmaya kalktı. Yazıyı okuyunca her şey çok güzel anlaşılıyor. ABD Büyük Türk Milletini soyup soğana çevirecek bir YEŞİL SEVER DİN ADAMINI her dönemde buluyor. Bu dönemin yeşilseveri de FETTULLAH GÜLEN.Şimdi Wikiliss Belgelerinde Fettullah Gülen le ilgili yazılmış raporları okuyalım.

ABD GİZLİ BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN

Fethullah Gülen'in ABD'de yasal koşullarda ve sık sık ülkeyi terketme zorunluluğu olmadan yaşayabilmek için verdiği hukuk mücadelesinde önüne çıkan en büyük engel Federal Soruşturma Bürosu'ydu (FBI). Nitekim, Gülen'in avukatları "Yeşil Kart' için açtıkları davada, bu talebi reddeden Göçmenlik Bürosu'nun yanı sıra dönemin ABD Yurtiçi Güvenlik Bakanı Michael Chertoff ve FBI Direktörü Robert S. Mueller'dan da şikâyetçi oldular.

Şimdi, bu bilgiyi de akılda tutarak, ABD'nin İstanbul Başkonsolos Vekili Smith'in telgrafının devamını okuyalım:

"Gülencilerin ABD'nin Gülen'e karşı olumsuz tavırları konusundaki özellikli endişesinin, Gülen'in avukatının 'Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası'ndan yararlanarak elde ettiği 2004 tarihli bir FBI raporundan kaynaklandığı anlaşılıyor. Türk Ulusal Polis Teşkilatı'nda irtibatlı olduğumuz üç üst düzey yetkili, kısa süre önce bu konuyu İstanbul'daki 'legat'ın (İstanbul Başkonsolosluğu'nda FBI'ı temsil eden diplomat kastediliyor) dikkatine getirdiler ve bu görüşmede aynı zamanda Gülen'le ilgili basılı malzemeler sunarak, FBI'ın, kendisi hakkında bir tür 'temiz kağıdı' verip veremeyeceğini sordular. (Not: Legat, bu tip bir kağıdı bir PR kampanyası başlatmakta kullanma niyetini gözönünde tuttuğu için, buna yanaşmadı.)'

"Her yere sızıyorlar' endişesi hâkim...

(HK. Değerli okurlqr lütfen rapordaki cümlelere dikkat ediniz. Devletteki her kuruma SIZMAKTAN BAHSEDİYOR.)

Bu telgrafın sonundaki "yorum' bölümünü, hem ABD'nin 2005 yılında Gülen'e nasıl baktığına ilişkin bir belge hem de bu bakışın daha sonraki yıllarda nasıl değiştiğini görmek için "baz' olarak aynen aktarıyoruz:

"Gülen'in kamuoyuna verdiği hoşgörü ve diyalog mesajını ve buna paralel olan İslam'ı bilim ve moderniteyle uzlaştırma çabasını hesaba katan bazı Batılı gözlemciler, onu Müslüman bir eğitimci (ya da "hoca') olarak benimsiyor ve onu "ılımlı İslam'ın sesi olarak görmeyi tercih ediyorlar. Gülen, sıklıkla terörizme karşı konuşuyor (Kur'an'ın bazı tefsirleriyle İslam adına uygulanan terörist şiddet arasındaki bağlantıyı irdelememek konusunda dikkatli davranmasına rağmen...) Gülen ayrıca, Yahudi cemaatince kendi varlığına destek olarak algılanan tavırlar da sergiliyor.

Ancak Gülen hareketinin nihai niyetleri konusunda derin ve yaygın kuşkular hâlâ geçerli. Bu hareketin bünyesindekiçeşitliçevrelerin içineçektiği insanlar üzerinde uyguladığı baskıya ilişkin ipucu veren notlara sahibiz; işadamlarına Gülenci okulları ve diğer faaliyetleri desteklemek için para vermeyi sürdürmeleri yönünde yapılan ağır baskı buna örnek. Gülencilerin kendi okul ağlarını (buna ABD'deki düzinelerce okulları da dahil), din propagandacısı haline getirilmeye müsait buldukları öğrencileri büyük bir dikkatle seçmek için kullandıkları hakkında çok sayıda güvenilir rapor elde ettik ve bu okullardaki yatılı öğrencilerin beyinlerinin yıkandığını da defaatle işittik.

(HK. Değerli okurlqr lütfen rapordaki cümlelere dikkat ediniz. Öğrencilerin BEYİNLERİNİ YIKAMAKTAN BAHSEDİYOR.)

Bu gerçekler, Gülencilerin Türk Milli Polis Teşkilatı dahil (İstanbul'daki 'legat'la yaptıkları toplantıda ortayaçıktığı gibi Ankara bu gelişmenin polisin terörizmle mücadele çabalarına etkisini ayrıca ele alacak) birçok devlet kurumuna sızmalarıyla birleştiğinde, yüzeyin altındaçok daha katı birçizginin, dünya çapında bir İslamcı yayılma propagandası misyonunun yattığına işaret ediyor. Kısacası, Gülencilerin sahip oldukları uluslararası okullar ağı ile gelecek nesillere şekil verme çabaları ve sadece Türk iş dünyasına değil, resmi kurumlara da sızma konusundaki belgeli gayretleri, Türk İslamı içinde baskın bir ses haline gelmeleri halinde, ılımlı tavırlarının sürüp sürmeyeceği konusunda soru işaretleri doğmasına yol açtı. Bu nedenle Haleva’nın temkinli tutumu doğru bir tavır gibi görünüyor.’

 

 

26.08.2016
Bu yazı 759 defa okundu.

Diğer Yazıları