YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

TÜRK MİLLETİNİN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ -1-

 

Güzel Aydınımızın, güzel insanları…

     LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI tarih sahnesinden silinmek istenen Büyük Türk Milletinin yeniden doğuşunun belgesidir…

      Dünya tarihinde hiçbir bir ülkenin bu denli ağır bedel ödeyerek kurtuluş anlaşması yaptığı kaydına bilinen yazılı tarihte rastlamak mümkün değildir…

       Osmanlı İmparatorluğunda 1700 lü yıllarda başlayan yönetim zafiyeti, adam kayırmacılık, kaybedilen savaşlar, bir türlü alınmayan dersler, yenileşme çabalarına karşı sert ve acımasız duruşlar ve 1789 Fransız İhtilali ile gelen Milliyetçilik akımının da etkisiyle 600 yıllık dev bir devlet ve devlet geleneği yavaş yavaş parçalanarak yok olmaya, kanla  kazanılmış topraklar ya küçük anlaşmalarla yada alınan borçlar yada yenileşmeyi reddeden Osmanlı Ordusunun Savaşta yenilmesiyle elden çıkmaya başlamıştır….

      Osmanlı İmparatorluğunu yıkıma sürükleyen sebeplerin en önemlisi çağın hızlı gelişimine ayak uyduramamasındadır.. Matbaanın Avrupa ülkelerinden üç yüz yıl sonra Osmanlı da kullanılmaya başlanmış ve Türkçe yazımların basımına başlanmıştır.. Hem de DİNİ ESERELER BASMAMAK ŞARTIYLA. Bu ilk Türk Matbaası İbrahim Müteferrika adında bir esir tarafından kurulmuştur.…

 

““İBRAHİM MÜTEFERRİKA (1674 - .... ) Türk matbaacısı olan İbrahim Müteferrika, 1674 yılında Macaristan'ın Kolojvar kentinde doğdu. Protestan bir Macar ailesinin oğlu olan İbrahim Müteferrika İlahiyat öğrenimi gördüğü sırada Türklere esir düştü. İstanbul'a getirildi ve Müslüman oldu. Osmanlı Devletinde (vezirlerin emirlerini ilgililere duyurma görevi) müteferrikalık yaptı. Dil bilmesinden dolayı başka devletlerle olan müzakere heyetlerinde bulundu. Bir süre, Türkiye'ye davet edilmiş bulunan Macar beyi F.Rakoezi'nin hizmetine verildi.

Macaristan'daki öğrenimi sırasında basım ve hak işlerini de öğrenmiş bulunduğundan bir matbaa kurmayı amaç edindi. 1719-1720 yılları arasında matbaayı kurdu. İbrahim Müteferrika'nın bu teşebbüsüne karşı çıkan din taassubunun yenilmesinde, Damad İbrahim Paşa'nın büyük yardımı oldu. Bununla birlikte, matbaanın açılmasına ancak dini olmayan eserler basmak şartıyla fetva verildi. Bu matbaada basılan ilk önemli eser Vankulı Lugati'dir. Bundan başka 16 önemli eser ve bazı haritalar da basıldı. İbrahim Müteferrika'nın matbaası tarihteki ilk Müslüman Türk matbaasıdır.””

 

AVRUPADA MATBAA

Dünyada ilk baskı aracının, Gutenberg (1394 veya 1399 - 1468) tarafından Almanya'nın Strasburg kentinde 1440 yılında gerçekleştirildiği kabul edilir. Günümüze kalan bilgilere göre Gutenberg, 1448'de Kırkiki Satırlı adı da verilen Kutsal Kitap'ın basımını tamamladı. Ancak ortağı, aralarındaki parasal anlaşmazlık nedeniyle mahkemeye başvurunca, bu ilk basılmış kitabı yaratıcısının elinden aldılar.

Gutenberg'in bu olağanüstü buluşu, Bayezid II (salt. 1481 - 1512) döneminde Osmanlı ülkesine girdi. İlk Osmanlı basımevini, Musevi asıllı Osmanlı yurttaşları David ve Samuel Nahmes kardeşler 1494'te kurdular. Osmanlı ülkesinde kurulan bu ilk basımevinde baskısı yapılan ilk kitap da Musa'nın Beş Kitap'ıdır. Ardı sıra 16. yüzyılın başlarından itibaren Selânik, Edirne ve Halep'te de, yine Musevi Osmanlı yurttaşları tarafından kurulan baskı makineleri (basımevleri) çalışmaya başladı. Daha sonra 1567'de Ermeni ve hayli gecikmeyle 1627'de de Rum Osmanlı yurttaşları, ilk baskı makinelerini çalıştırdılar.

1494'te Nahmes kardeşlerin Osmanlı ülkesindeki ilk basımevini kurmalarından, 1727'de İstanbul'da ilk Türkçe baskı yapan makinenin çalışmaya başlamasına değin geçen yaklaşık 233 yıl içinde, gayrimüslim Osmanlı yurttaşları veya yabancı misyonlarca işletmeye açılan basımevi sayısının 37 olduğu sanılmaktadır. Ancak bu basımevlerinde herhangi bir Türkçe metin basılmamıştır. Bunda en önemli etkenin, Osmanlı ülkesinde yaşamını "yazıcılık"la kazanan onbinlerce kişinin direnişi olduğu öne sürülür. Öte yandan yazıcılar dinî metinler de yazmakta olduklarından, şeyhülislâmlık orunu ve medreselerce de korunmakta idiler.

XVIII. yüzyılın başlarına gelindiğinde, sürekli gelişen batı uygarlığı karşısında her geçen gün daha da geri kalmakta olan Osmanlı'nın, çağdaşlaşma ve batılılaşma eğilimleri giderek güçlenmekteydi. Artık Osmanlı da Batı'ya ayak uydurmak zorundaydı, bu kaçınılmazdı. Nitekim Macar asıllı Müslüman Osmanlı yurttaşı İbrahim Müteferrika (1674 - 1761) ve Paris sefiri Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin oğlu Sait Efendi'ye ( ? -1761), 1726 yılında Türkçe baskı yapacak bir basımevi kurma izni verildi. Bu izin, elyazmacıların ve bu işten çıkarı olanların protestolarına yol açtıysa da, dönemin sultanı Ahmet III ile (salt. 1703 - 1730) "Lâle Devri"nin ünlü yenilikçi veziriâzâmı NevşehirliDamat  İbrahim Paşa, bu kesimlerin yoğun direnişlerine karşı koydular ve basımevinin kurulmasını desteklediler. Böylece Osmanlı ülkesinde, Müslüman Osmanlı yurttaşlarının sahibi olduğu ilk basımevi, dinî yayınlar basmama koşuluyla 14 veya 16 Aralık 1727 günü çalışmaya başladı. Bundan iki ay sonra da Vankulu Lûgati adıyla bilinen ilk kitabını bastı.

Dikkat edilirse Osmanlı İmparatorluğunun geri kalmasında EL YAZMA SANATI İLE UĞRAŞANLARIN ki bunlar sadece dini eserler yazıyorlardı toplam on – on beş bin kişilik bir topluluğun direnişi koskoca İmparatorluğun yıkılmasına sebep olmuşlardır.. Ne acı.. Ne acı..

Oysa matbaayı bulan Gutenberg, 1448'de Kırkiki Satırlı adı da verilen Kutsal Kitap'ın, İncil’in basımını yapıyor. Yani bu gün Hıristiyanlık bu kadar yayılmış ise nedeni matbaa idi. Osmanlı İmparatorluğu üç asır süren uyku ve bu geri kalmışlık sonucu parçalandı. Bütün toprakları SEVR ANLAŞMASI dayatılarak Avrupalı Devletler tarafından pay edildikten sonra Anadolu muzda ayni devletler tarafından teçhiz edilen Yunanistana işgal ettirildi.

“O’nun kadar olamasak bile,,, O’na yakışan kadar olmalıyız” olmamız gereken Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yapılan zor ve çetin savaşların ve acı dolu yıllarının ardından Büyük Türk Milletinin özgür ve bağımsız yaşama iradesi başta Yunanistan olmak üzere onu destekleyen Avrupalı Efendilerini bir diğer adıyla Yedi Düveli dize getirmiş ve bu özgür bağımsız Türkiye Cumhuriyetini bize armağan etmişlerdir…Neyin karşılığında..  KANLARINI ve CANLARINI vererek.. Bizden ne istemişlerdir..

Ey Türk Gençliği. Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini İlelebet Muhafaza ve Müdafaa etmektir..

Bu vatanı kanımız ve canımız pahasına korumamızı istemişlerdir………..  Koruyoruz………..…Koruyacağız………….

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra özgürlüğümüz tescili olan LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI imzalanmıştır.. Aşağıdaki satırlarda Hem NUTUK tan hem de ATATÜRK’ün ağzındandır.

 -sürecek-

16.05.2009
Bu yazı 1203 defa okundu.

Diğer Yazıları