YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

TÜRKİYE İŞGAL EDİLECEKTİ

– Darbe başarılı olsaydı ne olacaktı?

Türkiye işgal edilecekti. Aşağıda İncirlik'te Amerikalılar bekliyorlardı. Kıbrıs'ın kuzeyinde, Ege Denizi'nde İngilizler bekliyorlardı, 10 bin deniz piyadesi. Gaziantep Kilis sınırını açtılar ve sınır bir tam gün boş kaldı biliyor musunuz? Bunu yapanların çoğu tutuklu şu anda. Oradan Türkiye'ye geleceklerdi ve Türkiye resmen 1918'deki gibi işgal edilecekti. Her yerde Amerikan ve İngiliz askerleri ile karşılaşacaktık. O gece 10'da düğmeye bastılar, çünkü deşifre oldular. Amerika bunları feda etti, işin gerçeği budur.

HK:1918 de Yedi Düvel işgal etti. Ondan sonra Adnan Menderes döneminde Ekonomik işgal yapıldı. Ardından yeniden güçlenen Türkiye nin önünü kesmek ve Amerika’nın İngiliz’in MANDA sı yapmak için FETÖ ÖRGÜTÜNÜ kurdular. Üzerimize oynanan oyun inanaılmaz büyük bir oyunmuş..

 

TARİKAT DEĞİŞTİRDİLER

– Şu anda tehlike devam ediyor mu?

Ediyor tabii! 2012'de Fetullah Gülen'in bir açıklaması var. “Bazı arkadaşlarımıza söyleyin, mevzii değiştirsinler” diyor. Ne demek biliyor musunuz? FETÖ içindeki bazı kripto isimler Menzil Tarikatı'na geçtiler. Sadece Menzil değil, başka tarikatlara da gittiler. Kripto bunlar, gizli yani.

– Aslında 1999'da DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından Fetullah Gülen hakkında açılmış bir dava vardı, hem de terörden…

Evet, AKP biliyorsunuz yasayı değiştirdi, bir yapının terör örgütü olması için silahının olması gerekir diyerek… Daha ne yapacaklardı?

Polisi,TSK'yı ele geçirmişler. Meclis'i bombaladı bu kadro, daha ne olacaktı? Darbe gecesi milletin sokağa çıkması elbette çok etkili oldu ama darbeyi asıl önleyen TSK'daki vatansever laik subaylardır.

 

ATATÜRK'E SARILMALIYIZ

– Yaşadıklarımızın tekrarlanmaması için ne yapılması gerekir?

                Bakın ne diyor Binali Yıldırım son açıklamalarında; “Gazi Mustafa Kemal'in dediği gibi, ‘Ya İstiklal, Ya Ölüm.” Mustafa Kemal'e herkes sarılmak zorunda! Yakasında Atatürk rozeti taşımak, Atatürklü kravat takmaktan söz etmiyorum. Mandacılıkla mücadele ediyorsanız, milli iseniz, işte bu Mustafa Kemal mantığıdır.

– Ama ben bakıyorum şimdi FETÖ soruşturmasına, sanki Atatürkçülerle bir hesaplaşma var.

Bakın, dikkat edin, Sayın Cumhurbaşkanı ne zaman Atatürkçü bir kavramdan söz etse, TV'ler Atatürk'e hakaret edenlerle doluyor! Bu bir tesadüf mü sizce? Bu da bir dezenformasyon, yanlış yönlendirme.

– Duydunuz belki SÖZCÜ'nün de FETÖ'cü olduğunu iddia ediyorlar.

Sözcü Gazetesi ile ilgili başlatılan bu kampanyaya beni kimse inandıramaz! Ben SÖZCÜ'yü takip ettiğim günden beri, ki o zaman cezaevindeydim, Mustafa Kemal çizgisinden hiç şaşmadı. Bu doğrultuda köşe yazarlarını okuduk, manşetler gördük.

Sözcü Gazetesi'nin, Aydınlık Gazetesi'nin FETÖ ilişkisi filan, bunu düşünmek bile abesle iştigaldir! İstihbaratçılıkta biz buna “gri propaganda” deriz. Bir tevatürü yanlış olduğu halde yayarsınız, kafaları karıştırırsınız. Yaşanan bu.

KuvayiMilliye'deki gibi büyük bir ateş çemberinden geçiyoruz

– Siz AKP'nin yanında mısınız?

Vatan Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısıyım ben, AKP'li değilim. Ama bugün, iktidarda olanlar, Mustafa Kemal'in ipine sarıldılarsa ve büyük bir PKK savaşı, FETÖ savaşı veriyorlarsa, artık “Öyleydi, böyleydi” demem. Şu anda biz, KuvayiMilliye'de olduğu gibi büyük bir ateş çemberinden geçiyoruz.

 

– Saray'a danışmanlık yaptığınız da söyleniyor…

Tekrar söylüyorum. Savaşta mıyız? Evet. Büyük bir terör mücadelesi veriyor muyuz? Evet. Tehlike devam ediyor mu? Evet. O halde bizim ordumuza ve bu süreci yöneten herkese destek vermeliyiz.

– Peki sizce Sayın Cumhurbaşkanı, şu anda kendisinin en yakın çevresine güvenebilir mi?

                Erdoğan'ın çevresinde çok sağlıklı bir danışmanlar ekibinin olmadığını düşünüyorum. FETÖ'nün yaverliğe kadar sızdığı bir durumda, danışmanların arasında da olmaması mümkün mü? Kaldı ki son zamanlardaki bazı uygulamalar da bu soruşturmanın bulandırılmaya çalışıldığı izlenimini veriyor…

--Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de, 48 yaşındayken silahlı saldırıda öldürüldü.Hablemitoğlu tehdit edildiğini söyledi, 5 gün sonra öldürüldü. Sanırım 2002 yılında yazar-tarihçi Necip Hablemitoğlu ile de görüştünüz?

Necip Hablemitoğlu yakından tanıma şerefine nail olduğum bir arkadaşımdı. Ankara'da 2002 yılında ben Jandarma İstihbarat Teknik Daire başkanıyken geldi. “Köstebek diye bir kitap yazıyorum ama baskısı için yeterli desteği bulamıyorum” dedi. Emniyet içerisinden kendisini arayıp “Bu kitabı çıkarma kafana sıkarız” diyorlarmış. Ben de bu bilgileri Hilmi Özkök'e aktardım, bir rapor hazırladık. 5-6 gün sonra Hablemitoğlu Ankara'da şehit edildi. Ve bunu Ergenekon dosyasında bizim üzerimize attılar, “Atilla Uğur bu cinayeti işledi” demeye getirdiler.

 

Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da, 55 yaşındayken helikopter kazasında öldü.

– Muhsin Yazıcıoğlu olayı nedir?

Muhsin Yazıcıoğlu hadisesi oldu, hemen arkasında Fetullah Gülen'in bir açıklaması var, dikkatinizi çekti mi? “Bazıları vardır, çizgiden çıkarlarsa perşembe günü ölürler, cuma günü defnedilirler” diyor. Hakikaten Yazıcıoğlu perşembe günü vefat etti. Bakın, bu örgütü kesinlikle hafife almayalım.”

HK: Değerli okurlar, bu röportajdan ortaya çıkan sonuç. Fetö Örgütü, Amerika Birleşik Devletleri İngiltere ile birlikte Türkiye’mizi bölüp parçalamak ve iç savaş çıkararak ATATÜRK’ün durdurduğu Emperyalist emellerine Fettullah Gülen adında birine kurdurdukları “DİNLER ARASI DİALOG” çığırtkanlığı yaptırarak, insanlarımızın DİNİ DUYGULARI nı kullanarak milletimizi birbirine kırdırarak ülkemizin kaynaklarını sömürmek ve Büyük Türk Milletini kendilerine köle etmek istediler.

Darbeyi milletçe önledik.

Bu günden sonra AKP iktidarına, Sayın Başbakan BİNALİ YILDIRIM’adüşen en önemli görev, TARİKATLARI ve CEMAATLERİ hareket edemez hale getirmektir. FETÖ ÖGÜTÜ diğer tarikatlara MENZİL e NAKŞİ ye sızmış. Çok yakın zamanda ayni kalkışmayı tekrar deneyeceklerdir.

Cumhuriyetimizi kuranların Osmanlı İmparatorluğunu son iki yüz yılda batıran DİNİ CEMAATLERİ ortadan kaldırmak için çıkardığı TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASI kanununu yeniden çıkararak bu işi bitirmelidir. Çocuklarımız, torunlarımız ileriki yıllarda böyle bir darbeye maruz kalmasınlar.

Saygılarımla.

Halil KANARGI

 

 

 

19.09.2016
Bu yazı 725 defa okundu.

Diğer Yazıları