YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

Türkiye-Suriye Birli?i Mümkün mü?

Pakistanl? dü?ünür Muhammed ?kbal, 20. yüzy?l?n ba??nda (1908) Avrupa'dan Hindistan'a dönerken Sekille adas?na u?ram??; eskiden oran?n ?slâm medeniyetinin önemli duraklar?ndan oldu?unu hat?rlayarak kendi kendine:

“Göz ya??yla de?il, kan ak?tarak a?la.

??te buras? ?slâm medeniyetinin gömüldü?ü yerdir.”

diyerek a?lam??t?r. Oysa bugün medeniyetimiz yaln?z Sekille, Mürsiye ve Belensiye’de de?il, ne yaz?k ki art?k kendi evimizde, iç karargah?m?z say?lan Ba?dat’ta bile öldürülmektedir. Dün felaket Endülüs, Cezayir ve Bosna’n?n üzerine çöküyordu. Bugün ise üç as?rl?k geri çekilmenin sonunda bu bela girdab? Musul ve Basra’ya ula?m??; hemen yan? ba??ndaki ?am ve Tahran’a ula?mas? da an meselesidir. Ku?ku yoktur ki Osmanl? co?rafyas?n?n bugünkü durumu, merhum Akif’in: “Kar??mda vatan nam?na bir kabristan yat?yor” cümlesiyle özetlenebilecek haldedir. Öyle ki, topraklar?m?z?n ba?r?nda Selahattin’in k?l?ç ?ak?rt?s?, Y?ld?r?m’?n naras? yerine kovboy ?apkas?yla poz veren Teksasl? çavu?un tamtamlar? yank?lanmakta ve dü?manlar?m?z a?lay???m?za kat?la kat?la gülmektedirler.

Beklenen medeniyet at?l?m?n?n sergilenememesi halinde hem Osmanl? co?rafyas? üzerindeki ülkelerin hem de Endonezyal?, Sudanl?, Senegall? gibi di?er ?slam unsurlar?n?n gelece?i bugünden daha beter olacakt?r. Hatta dünyadaki negatif dönü?ümün günümüzdeki h?z?yla devam etmesi halinde korkar?m ki yeryüzündeki ço?u toplum yaln?z yurt, gelenek ve toplumsal birli?ini de?il, iman?n? bile elden ç?karm?? olacakt?r. Bunu önlemek için evvelemirde medeniyet alg?m?z?n tarihsel süreç içinde bozulan ?eklini titizlikle in?a edip, böylece hem kendi insan?m?z? hem de ayn? kaderi payla?t???m?z di?er toplumlar? t?pk? bir ?srafil suru ile diriltmemiz gerekir. Aksi halde medeniyet duvar?m?zdan her gün yeni bir ta? dü?ürülecek ve toplumsal bünyemiz bugünkü gibi kan kaybetmeyi sürdürerek ileride onar?lmas? güç gedikler ortaya ç?km?? olacakt?r!..

Aram?zda tarih, medeniyet ve inanç ba?? olan toplumlarla 20. yüzy?l?n ba??ndan itibaren rab?tam?z? kopard???m?z ve yeniden yek vücut olmay? ciddiyetle dü?ünmedi?imiz için bugün hayat bir dert yuma??, bir illet dü?ümü olarak dikilmi? kar??m?za. Bu dü?ümü çözecek ustadan; bizi bilgi, idrak ve iman sarn?c?ndan geçirerek kendimize döndürecek H?z?r’dan bu sebeple yoksunuz. Her ?ey çorakla?m?? içimizde. Adeta derdine deva üretmekten aciz peri?anlar? oynuyoruz. Topra??m?z, evimiz, oca??m?z birer esir kamp? gibi. Ecdat yadigar? memleketi de t?pk? evlerimiz gibi e?e, dosta kapatarak birer hücreye çevirdik. Karde? karde?ten habersiz. ?ehirlerimiz, mabetlerimiz, has?l? bütün varl???m?z ya?malan?rken, bu içler ac?s? durumu yaln?zca seyretmekle iktifa ediyoruz. Gözümüzün önünde katledilen insan?m?za, bozuk para gibi harcanan kültür, gelenek ve gelece?imize sahip ç?kaca??m?za dünyay? ?rk, ideoloji ve maddi hesaplara göre bölerek yok edenlerle müttefiklik masal? pe?inde ko?uyor ve so?uk sava? y?llar?nda oldu?u gibi ba?kas?n?n kanad? alt?nda ya?ayabilece?imizi zannediyoruz. Oysa müze ve mezar ta?lar?na bile tahammülün kalmad??? bir dünyada, üstelik dü?man bir medeniyete yaslanarak ya?amay? dü?ünmek abesle i?tigaldir ve kendimize, ait oldu?umuz dünyaya dönü? yapmaktan ba?ka seçenek de bulunmamaktad?r.

Daha bir as?r önceye kadar biri di?erinin vilayeti, sanca??, livas? olan; ?stanbul’dan Hicaz’a, Bosna’dan Kahire’ye sorgusuz sualsiz gidilebilen ?ehirlerimizin birinden di?erine bugün pasaportla ve bin bir güçlükle ancak gidilebiliyor. Adeta bir k?l?ç darbesiyle bölünmü? ?am, Diyarbak?r, Ba?dat, Sakarya ve Medine. Frans?z yazar Andre Maurois’?n deyimiyle: “Bu çetrefil dü?ümü (!) bir türlü çözemedi?imiz için bugün karantinaya al?nm?? bir dünyada ya??yor ve içinde bulundu?umuz bu durumdan kurtulmak için de meçhul Tanr?lara yalvar?p duruyor iskeletlerimiz. Y?llardan beri s?ms?k? sar?ld???m?z sahte mushaflar derdimize çare olmuyor. Çünkü hayat?m?z?n âmentüsü çal?nm??.” (Maurois, 1998).

Oysa ruhu, kaderi ve derdinin çaresi ortak olan, ait olduklar? medeniyetin temeline ayn? kitab? yerle?tirmi? toplumlar?n birbirinden ayr?s? gayrisi bulunmamaktad?r. Hepimiz ?slâm'?n zengin tarihsel miras?na yak???r yeni bir hayat nizam?n? geli?tirmekle yükümlüyüz. Bu yükümlülük bir imparatorluk aray??? yahut milliyetçilik mülahazas? ile dile getirilen emperyal bir görü?ten de?il, bütünüyle medeniyetçi bak?? aç?s?ndan, yani yeni bir medeniyet projesine (yeni Medine’miz) olan ihtiyac?m?zdan do?maktad?r. Bölgemize sunaca??m?z birlik daveti, muhteva itibariyle insan? kucaklayan, tarihe ve gelece?e istikamet veren, gücü sadece madde, silâh ve orduda görmeyen, hayat? dünya-ukba dengesi içinde sürdüren, bütün sosyoekonomik ve sosyokültürel meseleleri mânâ, ahlâk, ruh ve millet temelinde ele al?p de?erlendiren bir hususiyet ta??mal?d?r. Ancak böyle bir at?l?m Ortado?u’da birlik ve beraberli?in yolunu açabilir. Bu neviden bir ittihad?n olu?mas? için ilk harc? koymak ve ilk ad?m? atmak elbette Türkiye ve Suriye’den beklenir. ?am ve Konya bu medeniyet projesinin icra merkezleri olmal?. T?pk? Mevlâna’n?n ?ems’ten; ?ems’in de Mevlâna’dan yeniden ?am çar??s?nda do?u?u gibi. ?nsanlar?n dirili?i, yerini ?ehirlerin bulu?mas?na b?rakmal? ve bunu her biri birer belde-i tayibe olan Beyrut, Ba?dat, Kudüs, Konya, ?stanbul ve Mekke’nin kucakla?mas? takip etmelidir.

Merhum Fethi Gemuhluo?lu’nun y?llar önceden söylemi? oldu?u: “Gün gelir bize Anadolu Beylerbeyli?ini bile çok görebilirler” sözünün içten içe anlam kazand??? sevimsiz bir dönemin ba??nday?z. Bat?l?lar?n kara yüreklerinde kurgulanan yeni hinlikler henüz zihinlerde k?vam bulmadan büyük bir ittihad?n ilk nüvesi olarak Türkiye ile Suriye ortak bir noktada bulu?mal? ve bu birlik, bilahare Osmanl? Milletler Toplulu?u gibi daha farkl? bir siyasi yap?lanman?n da merkezi olmal?d?r. “Neden Suriye?” sorusuna ilk elden verilebilecek cevap ise; bu ülkenin Müslüman Arap toplumu içinde temsil etti?i misyonun ötesinde, bütün hususiyetleriyle hâlâ bir Osmanl? bölgesini and?rmakta olmas?d?r. Yüzde seksenlere varan Sünni Müslüman nüfusu, Anadolu ile birbirinin do?al uzant?s? konumundaki co?rafyas? ve ya?ayan de?erleriyle adeta Türkiye’den bir parça gibi. Suriye’de ya?ayan halk, a??rl?kl? olarak Anadolu insan? ile akraba olan Arap, Türk, Kürt ve Çerkez unsurlardan ibaret. Hatta günümüzde bu ülkenin ba?bakanl???n? bile 17. yüzy?l Osmanl? toplumunun ünlü bestekârlar?ndan Buhurîzade Mustafa Itri’nin torunu Muhammed Naci Itri yapmaktad?r.

21/3/2008
Bu yazı 1098 defa okundu.

Diğer Yazıları