YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Halil Kanargı

TÜRKİYE’NİN AJAN BORSASI VE FETHULLAH GÜLEN

Değerli okurlar, noktasına virgülüne dokunmadan kaynağını en altta verdiğim yazıyı paylaşıyorum. İyi okumalar.

 

                FETÖCÜ AJAN GERÇEKLERİ                

 

      Hablemitoğlu bu tesbitlerinde yalnız değildir. 1960’lı yıllardan beri Gülen’nin sır ekibinden olan eski misyon arkadaşı Nurettin Veren yolları ayırdıktan sonra içerden gözlemleri ile yerel ajanlıktan sonra küresel ajanlığa terfi etmenin, derin devletten küresel çete ile iş tutmanın hikayesini anlatıyor.İngiliz Kültürüne Katkı Ödülü Türk dünyasında kurulan okullar senelerdir Türk dünyasını Batıya, ille de ABD ve İngiltere'ye bağlama vazifesi görüyor. ABD'nin gönderdiği ve CIA pasaportu taşıyan 3000 Dolar maaşlı öğretmenlerin kontrolünde bu okullarda, İngilizce eğitimi ve Batı kültürü aşılanıyor. Yukarıda bahsettiğimiz raporda ve başka kayıtlarda da yer alan şu bilgi her şeyii, bu okulların kuruluş gerekçesini yeterince izah ediyor:


     "İngiltere, Fethullahçıları desteklemekle Türk Müslümanları konusunda da söz sahibi olma niyet ve iradesini ortaya koymuştur. Lord Rotherham, Londra'da, Gülen ve teşkilatının bu konuda yaptığı hizmetler nedeniyle yapılan ödül töreninde Fethullahçıların okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek '50'den fazla ülkede 500'den fazla okulumuz var' demiştir."


     Raporda yeralan ve Lord Rotherham'ı heyecanlandıran, Fethullah Gülen'e övgüler dizdiren ödül töreninin başlığını da eklemeden geçmeyelim:

 
     "İngiltere'ye ve İngiliz kültürüne yapılan katkılardan dolayı üstün hizmet ödülü..."

 
    İngiliz kültürüne üstün hizmet nedeniyle verilen nişan ve yapılan takdirler sadece Londra'dan değil, Kazakistan'ın başkenti Almatı'daki İngiliz Büyükelçisi tarafından da bizzat ifade edilmiştir. İşte 1995 Ekim'inde Kazakistan'daki İngiliz elçisinin ağzından sarfedilen övgüler:
"Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür ediyoruz."(Yeni Hayat, 1995 Ekim)
Raporda Fethullah Gülen-İngiltere bağlantısına yönelik olarak da şu somut ifadeler yer almaktadır:


     "İngiltere'de okul açan ve Londra'da büyük bir merkez kuran Fettullahçılar, İngiltere'nin dahilde yabancılara yönelik faaliyet gösteren MI5 ve dış istihbarat servisi MI6'nın Uzakdoğu'ya yönelik faaliyet gösteren departmanı (CIFE) ve Ortadoğu'ya yönelik faaliyet gösteren departmanı (MEIC) ile okullar konusunda ortak faaliyetler yürütmektedirler."
Fethullah Gülen'in özellikle ABD-İngiltere eksenli istihbarat çalışmalarının odak noktası olması ile ilgili olarak ifade edilen rapordaki şu açıklama da galiba Gülen'in misyonunu deşifre ediyor:


       "Fethullahçılar, Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardır."

 

       Fethullah Gülen'in, "Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en zengin ajan borsasını oluşturması"meselesinin içinin nasıl doldurulduğunu da isterseniz bir başka rapordan izleyelim.1998 yılında yayınlanan MİT raporu, Gülen'in "derin bağlantıları" ile ilgili en ünlülerden birisidir:


"Fethullah Gülen'in CIA'in bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu olduğu, Maliye Bakanlığı müfettişlerinin Fethullah Gülen'in mali kayıtlarını incelemesi, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülecektir."


Raporun söylediğini bir tek cümlede özetleyelim:
Fethullah Gülen CIA'in bölgemizdeki en önemli temsilcisidir.



Fehmi Koru ve Fethullah Gülen


     Türkiye’yi Batı emperyalizmi önünde düşürdükleri durum ve sahte kabadayılıkları ile Gül-Tayyip ikilisine daha sonra değineceğim. Dönem başkanı Plassnik ; “Ek Protokolu imzalayan bir devlet olarak, birlik üyesi Kıbrıs’a limanlarınızı açmak zorundasınız” derken, Dış İşleri bakanımız Gül “Kıbrıs meselesi ile AB ayrı mütalaa edilmelidir” diyordu.

 
     Türkiye, Rum Kesiminin AB ye girmesine verdiği onay ile işin içine AB de dâhil olmuştur. AB Rum kesimini adanın tek sahibi gördüklerini, büyükelçilerinin “Kıbrıs Cumhuriyetinde” olduğunu belirtiyor. AB nin önlerine koyduğu her belgeyi imzaladıktan sonra, “ Kıbrıs” nasıl ayrı mesele olacaktır? AB “Rum Kesimi” olarak almadı ki Rumları, “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul etti. Böyle olduğunu da AKP hükümeti biliyor.


    Yaklaşan seçimler dolayısı ile “AB ile olan ilişkileri dondurduk” denileceğine dair “danışıklı döğüş” bir senaryonun gündemde olduğu ise çok yaygın bir şekilde dile getiriliyor.


     Gelelim, “ Rabbin Aciz kulu ya da Siyonizmin cemaat ayağı m.Fethullah Gülen ve kumpanyasına.

Mesela Fehmi Koru’ya;


    Fehmi Koru’yu Zaman Gazetesi başyazarlık yılları, zemin değişikliği ile Yenişafak’a geçiş , “Diyalog ve Hoşgörü “toplantılarına köşesinden destek ve “yerli Bilderberg” “Abant Platformlarının “değişmez konuğu olarak tanıyoruz.


        Bilderberg için; Eğer 'Dünya hükümeti' diye bir şey varsa, işte örgütü" diyen Fehmi Koru, “Örgüt toplantısına “ katıldığını kendisi açıklamıştır. Zaten örgütten olduğu, Türkiye’de ayni noktaya birlikte vurduğu kişiler dolayısı ile bilinen bir gerçektir. Malum toplantıya giderek, “görmeyen gözlere”, kimliğini göstermiştir.

 
     Koru’nun “ Küresel Baronların” dünyayı kontrolü ve işgali yolculuğunun masonik yapılanması Bilderberg’e gideceğini duyunca, “dönüş”ünü merak ettim “ Nasıl açıklayacak? Diye.

     Hiç yadırgamadım.. Aleni olarak kimliklerini ortaya koyan bu zevat ve “Siyonist şebekenin “ artık gizlenme gereği bile duymadıklarına idi şaşırmam.

     Duyulduğu takdirde ne söyleyeceği önceden hazırlanmış metin , “köşe yazısı” olarak yayınlandı.


     “Gitmek mi zor? Gitmemek mi?” Başlıklı yazısı ana hatları ile şöyle:

      “Bilderberg'e neden gittim…Hiç tereddüt etmedim…Gittim, gördüm, yazacağım …"Hayır, gelmiyorum" demek, "Benim önyargılarım bana yeter, gözlem ihtiyacım yok" anlamı taşımaz mı? ….Daha önce katılan bir meslektaş, "Senin çağrılmanın zamanı gelmişti" dedi bana; artık ne demekse... Bir başka katılımcı, "Döndüğünde şifreleri kırmanı bekliyoruz" diye fısıldadı kulağıma. Toplantıdan ayrılırken, bir katılımcı, "Ne olur, dönünce, petrol fiyatlarını on yıl için belirlediğimizi yaz da fiyakamız artsın" dedi gülerek... (13 Haziran 2006-F.Koru-Yenişafak)


      Başlığı ile “Müslüman “ ın gönlüne gönderme yapıyor: “ Bu toplantıya onların içyüzünü görüp sizlere anlatmak için gittim, diyor. “Çağrılma zamanının gelmesi ya da şifrelerin kırılması” gibi masonik göndermeler ya da komik satırlar , “Fehmi Koru’nun “ Siyonist Dünya düzenini kurmak için masonların toplandığı Bilderberg toplantısına katıldığı gerçeğini değiştiremeyecektir.

    Bilderberg’e kimler, niçin çağırılır ? Tesadüfen bir gazeteci, ya da siyasetçi , “Siyonist” bu toplantıya katılabilir mi? Burada konuşulanlar dışarıya aktarılabilir mi? Fehmi Koru, yakalanmanın verdiği telaşla olsa gerek “…"Hayır, gelmiyorum" demek, "Benim önyargılarım bana yeter, gözlem ihtiyacım yok" anlamı taşımaz mı?” diyor. Bilderberg toplantılarının konukları aylar öncesinden bellidir.


    Nedir Bilderberg?


    “Uluslararası siyonizmle yakın bağlantılı hatta onun bir teşkilatı olduğu bilinen organizasyonlardan olan Dış İlişkiler Komitesi (CFR)'nin Avrupa ayağını oluşturmak amacıyla kurulmuştur….Örgütün üyesi olanların dışında hiçbir gazeteci veya yazar toplantıya alınmaz. Üye olanlar da dışarıya bir şey sızdırmazlar….Bilderberg toplantılarının ana amacı dünya siyaseti üzerinde önceden programlamalar yapmak ve projeler geliştirmektir..” ( 23.5.2003-Vakit)

       Fethullah Gülen, Zaman Gazetesi, Samanyolu televizyonu , sayısız radyosu , Türk (Bush) Kolejleri, Ticari faaliyetleri, Abant Platformları ve Fehmi Koruları ile birlikte , “Siyonizmin Dünya Hâkimiyeti” için çalışan şebekeye dâhildirler.


     

     Fehmi Koru, Bilderberg’in yerli uzantısı Abant Platformlarına katılarak, bu oluşumu topluma benimsetmeye çalışan , “Rabbin Aciz kullarından “ birisidir.. Bilmeyenlere kısaca anlatayım:


    “Dünyaya hâkim olmanın yolu ve devamlılığı “kabul edilebilir ve adil görünüşlü sistemlerin” sunumu idi. Bunun en önemli ayağını din oluşturmuştur. Kontrol altına almak istedikleri devletleri borçlandırma, kendilerine bağlı devlet adamları yetiştirmenin yanı sıra toplumları kontrol altında tutmak için çeşitli projeleri devreye sokmuşlardır….. Amerika, “ sivil toplum kuruluşlar” yolu ile devletleri kontrol altına almayı kısmen başarmıştır. Her hangi bir devlet içersinde yaşayan insanların “demokratik haklar için bir araya geldiği” bu organizasyonlar, artık silah olarak kullanılmaktadır… Abant Platform”u da işte bu gaye ile oluşturulmuştur. Farklı görüşte ki, “solcu, sağcı, liberal, sosyalist, ateist, alevi, İslam “ kimlikli kişiler bir araya gelebilmekte, “Türk Devletine” Amerika’nın selamı ile birlikte “uzlaşılarını” sunmaktadırlar……”(Rabbin Aciz Kulları ve Münafıklar- 20.7.2005-Neval Kavcar- www.bozok.org)



     İlk Abant Platformu, 16–19 Temmuz 1998 te Abant’ta “İslam ve Laiklik” adı ile yapılmıştır. Soros beslemesi sözde bilim adamları ve yazarlar ile birlikte toplumda saygın olarak bilinen kişilerin katıldığı bu toplantıların ana gayesi, “Amerikan politikaları” nın halka duyurulmasıdır. ( Çekirdeğin dışında ki katılımcı amacı bilmez.) Sözde Sivil Toplum kuruluşu “Abant Platformu” nun ana çekirdeği çok az değişe gelmiştir. Yahudi, Ermeni, Sebatayist olarak tanınan kişiler ve Fethullah Gülen ekibinden oluşmuştur. Bilderberg’in yerlisidir. Fethullah Gülen’e ait “Gazeteciler ve yazarlar vakfınca “ düzenlenir.

 

     Daha ilk Abant’ta kimlikleri deşifre olmuştur. “İslam’ın ana konularının çağdaş sözlerle ret edilmesi, hâkimiyetin Türk Milletinde değil, Anadolu’da yaşayan etnik kökenlerin tamamına ait olduğu, “Kutsal devlet “inancının kabul edilmez olduğu, İslam’ın toplumun hayatını yönlendirmediği, evrensel değerleri bildirdiği, Üniter devlet yapısının kabul edilemez olduğu, Devlet yönetiminin aşamalı STK ına bırakılması gibi maddeler, katılımcıların ortak kanaati “gibi duyurulmuştur.

 

Fehmi Koru bunu şöyle anlatıyordu köşesinde:


     “Abant Bildirgesi, İslam'ın dogmatik yorumlarına alenen karşı çıkıyor. Bildirgenin maddelerinde, vahiy/akil çelişkisinde aklin yol göstericiliğinin özellikle belirtilmesi, güncel sorunlara dini hükümlerin acık ifadelerine bağlı kalma zorunluluğu duyulmaksızın çözüm aranabileceği…. İlahiyatçılarla samimi dindar düşünürlerin, neredeyse topluca üzerinde birleştikleri bir konu da, laiklik sorunsalının en merkezi konusu olan devletin bütün dinlere eşit mesafede bulunması zorunluluğu….. Türkiye'nin ortak özlem ve beklentilerine" yankı olma iddiasındaki Abant'tan yükselen sese, umarız, duyarsız kalmaz.”(21.7.1998- Zaman- Fehmi Koru-Abant’ın Yorumu)

 
Fehmi Koru tesadüfen Bilderberg’e çağırılan, sıradan bir gazeteci değildir.

     Gazeteciler ve Yazarlar vakfının. “Nobellik bir öykü” tanıtımı ile bastığı Fehmi Koru’nun “Aydınların Dünyasında Fethullah Gülen “adlı kitabını, Hüseyin Gülerce ( Zaman Yazarı) nasıl tanıtıyor?



    “Fehmi Koru'nun orijinal tespitlerinden biri, Fethullah Gülen'in diğer din mensuplarının önderlerine uzattığı elin, Anadolu'nun Müslüman halkını temsil ettiğini yakalamasıdır. Gülen'in tavsiye ettiği eğitim hizmetlerinin bütün Anadolu tarafından desteklenmesi, bu tespit yapılmadan anlaşılmaz.
Hele Koru'nun yurt dışı eğitim hizmetlerinin günümüz Türkiye'sinde ve dünyasında ne anlama geldiğini anlatan ifadeleri başlı başına bir kitap konusudur.”

     İşte m.Fethullah Gülen’in niçin yapılandırıldığının, kendilerince ifşası:

      “Anadolu da ki Müslüman halkı temsil “ ediyor aldatmacası , Fehmi Koru’nun kalemi ile karşımızda duruyor. Bilderbergci Koru ! ve Halife Fethullah.

 

     “Hocaefendi, mehdi” yakıştırması ile Fethullah Gülen, günümüz ve gelecek nesil Müslüman’ın aklını karıştırıp, Siyonizmin emrine girmesi fonksiyonunu yerine getiren, “Rabbin aciz bir kuludur.” Etrafında ki zevat ise figüranlardır.


      Fehmi Koru’nun Bilderberg’e gitmesini hiç yadırgamadım. Orada olup biteni anlatacağını zannedenler ise umduğunu bulamayacaktır.



    “Şifre kırılmıştır “ Koru’nun Bilderberg’e gitmesi ile.


Tekrarlıyorum: “Fethullah Gülen aysbergin görünen yüzüdür” .Diğer yüzü Bilderberg’dir.


       Siyonizm, gizlilik, ekonomik güç ve reklam ile ayakta durmaktadır. Yandaş kişileri medyada bunca görerek çok olduklarını da sanmayınız.


      Önemli olan “ ölümcül kimliklerin deşifresi” dir. Yoksa onların şifreleri de kalemleri de “Milletin gönlünde” çoktan kırılmıştır.

04.10.2017
Bu yazı 119 defa okundu.

Diğer Yazıları