YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

1970 YILLARINDAN GÜNÜMÜZ AYDIN’INA (2) AYDIN GARI...

Ben Eski TÖBDER binası demeye devam ederken siz cumhuriyet okulunun arka kapısı DDY  hangarının yola bakan yönü,  sağlık bakanlığının ambulans garajı diyebilirsiniz.Arka  sokaklardan buraya gelen iki yol birleşip tek yol ve tek yön oluveriyor .Yürümeye devam edelim.Yukarıya doğru çıkarken sol tarafta bahçe içinde yan yana uzanmış iki katlı evlerin önünden geçiliyor.

      Bunlar TCDDY'nın lojmanları. Lojmanın  arka bahçesindeki  kocaman bir ağaç daha yeni kesilmiş ve  kesilince ortaya açıklık alan çıkmış. Bu ağacın altında  bir zamanlar lojmanda yaşayan kadınlar imece usulü ile börekler yaparlar paylaşırlarmış. O günleri şimdi İzmir'de yaşayan  arkadaşım şöyle anlatıyor,

Lojmanın tam karşısında meydan vardı. Meydanın ortasında çiçekli bir alan...alandan ilerledikçe postane tarafı yüksekte, çiçekli alan tarafı alçakta kalırdı. İkisi arasında birkaç basamaklı merdiven vardı. Bu yol sonra düzeltilerek merdiven kaldırıldı.

Bizde komşuluk ilişkileri çok sıcaktı, Ön bahçede havuzlu kamelyada akşam üstü çaylarını içerdi annelerimiz. Biz de bahçede oynardık.

*****Lise yıllarımın büyük bölümü trenle yolculuklarım olduğundan bugünkü yazım, garın 1970 li yılları...

    Bir tren düşünün  kömürle çalışıyor... Kömür attıkca çıkan kara dumanlar hava almak için açtığınız pencereden   kompartımana giriyor... Siyah önlüğünüzün üstündeki beyaz yakanın rengi değişiyor. Boynunuzdan değil  kömürden sararıyor...Tren hızlı falan da değil, perona yanaştığında durmasa da kapısı açılıp atlanabiliniyor. Erkek arkadaşlarımızın kızlara yaptığı gösteriler de işin içinde tabii...

      Evet,adı Söke treniydi. Öğrenci treniydi bu tren.Aydın son durağıydı.. İnince doğru okula giderdik .Dönüşümüz de bu trenle olmak zorundaydı. Çünkü  9 liraya aldığımız pasoyla bir ay gidip gelme hakkımız vardı. Saati de okulun giriş çıkış saatlerine uygundu. Minibüs, dolmuşlarda pek yoktu o günlerde.Havanın güzel olduğu günlerde sıkıntı olmazdı.Son ders zilinden sonra koşarak evlerin önünden geçer trene yetişirdik.. Ama soğuk kış günlerinde bir de tehir yaparsa sığındığımız yer ,üçlü beşli koltuklarla üç tarafı çevrilmiş bekleme salonuydu.. Telefonların çok az olduğu telgrafla haberleşilen günlerdi o günler. Eğer treni kaçırırsak diğerini beklemem zorundaydık. Onun da hareket saati en az iki saat sonra olurdu. Bu trenle gitmek demek evde annelerimize hesap vermek demekti. Endişeden ölen annelerimiz öyle kolay ikna olmazdı. öğretmenimiz son dersi uzatırda treni kaçırırsak  İki saatimizi  şimdi yerinde yeller esen Bey camiinin karşısındaki pastanelerde çay içerek geçirirdik.  Nasılda hızlı geçerdi saatler...

Beni hesap verme derdinden kurtaran  bir meleğim vardı. Sebahat Ablamdı bu melek. Yeşil gözlü gişe memuru Sebahat ablam Bedrettin Dalanın kızkardeşiydi . Germencikte komşumuzdu. Annemle  iyi görüşüyordu.   lojmanların  müştemilatı gibi olan demiryoluna bakan evde kalıyordu. Anneme haber iletebiyordu. Annem çok endişelenirse evimize yakın olan istasyondan bilgi alabiliyordu. Neyse annem kısa sürede kömürlü trenin tehirine alıştı... tesadüfe bakın  Sabahat ablamın da İzmir’e tayini çıktı.

Geçen yıllar bekleme salonlarını da değiştirmiş. Görevlilerin odaları olmuş her biri.Çalışma masaları,bilgisayarlar  ...Bir tanesi de VİP salon olmuş. Sanki hergün Kral geliyor Aydına.. VİP ne ya ? Boşuna kapatılmış , halka hizmetten çıkarılmış bir bekleme salonumuz var artık Aydında. İçerdeki o yıllanmış koltuklar atılmış .  Gişe önünde İzmir Basmane garındın getirilen  tahta koltuklar yolcuları karşılıyor.Yolcular üşüyecekmiş, bekleyecekmiş kimin umurunda?  Artık öyle ters yönden in, trenden atla yok. Tellerle ayrılmış bölümler. Sidik kokan ,sarhoşların olduğu alt geçitte şimdi kullanılır durumda...Kömürle çalışan koca tren yerine motorlu trenler var artık.Değişim güzeldir yerinde ve eskiyi koruduğumuz sürece...

    Gişelerin değişmeyen yerler olması ne hoş ?  merdivenler  de değiştirilemeyen bölümlerden.Bu merdivenlerden kimler indi çıktı derken yavaş yavaş çıktım merdivenlerden. Ahmet Haşimin ne güzeldir MERDİVEN şiiri...kendimi üst garın önünde, meydanda buldum. Bu meydanda şimdi  caddeye kadar uzanan cafe var. Otobüs ve minibüslerin durduğu alanda zafer anıtı vardı.  Şimdi dondurmacı var (!) Cumhuriyetimizin 50. yılında burada bu meydanda10. yıl marşımızı söylemiştik her gece, her gün...

     Duraktan karşıya bakınca yolun su kanalı ile ayrıldığını görüyorum. Ortada kalmış çam ağacını gördüğüm anda  yıkılan Turizm Enformasyon yazan kulubeyi hatırlıyorum.Çoğu zaman kapalı olan zaten Turist gelmiyor ki dediğimiz yıllar...  seksenli yıllarda kaldırıldı. Ağaç  şükür Allaha kesilmedi. Işıklandırıldı. Turizm Enformasyon   çok işlek olan mc Donald ın yanında hizmet veriyor.Ne de olsa Turist Mc Donalt ‘ı biliyor (!)

   Aklım garda kaldı. İlk demiryolu ...İngilizler, Forbes ailesi, Meyankökü ticareti,Suriyeden getirilen demiryolu işcileri...Demir yolunun Selcuk, tralleis,Nysa, gibi antik kentlerin yakınından , ortaklardan sökeye giderken Magnesiadan geçirilmesi... Duyduklarım...

   Atatürk’ün trenle Aydına gelişi, sökeye giderken Germencikte trenini durması halkı selamlaması ...Bu kadar anı bu kadar hatırayı buraya sığdıramam ki...

 Ağaçtaki işiklar yandı... Geç oldu. Haftaya sohbetimize devam ederiz...

 

13.10.2016
Bu yazı 1576 defa okundu.

Diğer Yazıları