YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

2-BELGİN DORUK’UN AYDIN’A İLK GELİŞİ;

Belgin Doruk, Yıldız dergisinin açtığı yarışmaya katılır (1951) ve ilk filmini çevirmek üzere Faruk Kenç’le anlaşır. Bu süreci “Küçük hanımefendi Belgin Doruk”’ta şöyle dile getirir; Annem beni Faruk Bey’İn (Faruk Kenç; Belgin Doruk’un ilk eşi) ablasına teslim etti. Hayatımda ilk kez uçağa bindim. İzmir’den sonra trene binerek Aydın’a geçtik. Garda bizi daha önce oraya giden ekip karşıladı. Çakırcalı’nın Definesi filmi için ata binmeyi öğrenmiştim. Dağlarda başlayan günün sonunda ilk geceyi evden ayrı geçirmenin hüznü ile uyuyakaldım.

Ertesi sabah uyanıp aşağı indiğimde herkesi telaş içinde buldum. Bana Rengarenk bir şalvar verdiler. Başıma fes taktılar, pullar dikildi. Zeki Bey o malum macunu yüzüme sürdü, pudralandık. Sonra koca bir otobüse bindik, bir otobüs dolusu efe, silahlar, kılıçlar…. Eğlenerek çekim yerine vardık. On beşime yeni basmışım ama herkesin bana çocuk muamelesi yapması hoşuma gitmiyordu. Yönetmenin çalışması, Enver Bey’in yer arayışları, horozun kesilip, kanının anlımıza sürülmesi, hepsi rüya gibiydi.

Birgün yolumuz, Koçarlı yakınlarındaki Çakmar Çiftliği’ne düştü. Orada çekim yaptık. Bize Aydın usulü tandırlar yaptılar… Günün birinde bu çiftliğin sahiplerinden Özdemir Birsel ile evleneceğimi kim bilebilirdi ki?”diyerek devam eder..

Rüzgar gibi geçen yıllarda Özdemir Birsel – Belgin Doruk evliliğinden bir de erkek evlat dünyaya gelir. Aydın’a olan bağlılığın, sevginin bir ifadesi olsa gerek;  çocuğun adını “Aydın” koyarlar. İlimize de Belgin Doruk ile birlikte akraba ziyaretlerine gelirler.  Taşdöner Sineması’nın üst katında, misafirhane olarak kullanılan evde kalırlar. Yine akrabalarının yanında yardımcı olarak çalışan Hasan Amca’nın kızı Belgin Doruk’la karşılaşmasını şöyle anlatıyor.”Hamdi Kestelli’lerin kayınvalidesi Nigar Hanım’ın Çeşme’deki evindeydim. Yaz günüydü. Karpuz keserken elimi kestim. Belgin Doruk çok üzüldü. Elimi sardı. Hanım hanımcık çok güzel bir kadındı.”

    Hisar Sineması, 1960’lı yıllardan sonra Çörüşlerin İzmir’e taşınması, işlerini lağv etmesi sonucu, İzmirli bir işadamına devredilir. Sonra da İzmirli Sinemacıdan, Nazilli’de sinemaları olan ve İzmir’de sinema çalıştıran sinemacı kardeşlere satılır.   

    1970 yılında sinemacı kardeşlerin soyadına göre de HİSAR olan isim  TAŞDÖNER olur..

ÇAKMAR ÇİFTLİĞİ ZİRAAT FAKÜLTESİ OLUYOR….

Çakmar  Çiftliği’ne gelince; o da devlet tarafından istimlak edilerek alınır. Daha sonra oraya Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi kurulur. Ziraat Fakültesine yolu düşen, ya da Aydın’da yaşayan kaç kişi bu topraklarda ÇAKIRCALI’nın, EFELERİMİZİN , MENDERES KÖPRÜSÜ’nün filminin çekildiğini, Kaç kişi Özdemir Birseli tanıyor, Belgin Doruk’un Aydınlıların gelini olduğunu biliyor? İlimizin tanıtımı için ne zaman tekrar böyle filmler çekilecek?

      BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIM ÖZLEM ÇERÇİOĞLU’NA

   Birgün Zeki Taşdöneri bulup (  yakılmadan önce)  ADÜ Sanat Tarihi Öğretim Görevlisi Mükerrem Kürüm ve Necdet Uçarla gittik gördük. Mükerrem Kürümün sinema ile ilgili projesinden bir bölümünü paylaşarak istegimi iletmek istiyorum.

        “Taşdöner Sineması, günümüzde oldukça harap durumdadır. 1920’lerde sinemanın Türkiye’ye yerleşmeye başladığı, 1923 yılında tüm Türkiye’de yalnızca 30 kadar sinema salonunun bulunduğu ve sesli sinemanın birçok kente 1932 yılında girdiği düşünülürse, 1959 yılında böyle bir salonun varlığının Aydın’da sosyalleşme anlamında ne kadar hareketli yaşama sahip olduğu anlaşılacaktır. Kentin merkezinde, Adnan Menderes Bulvarı ve civarında 1000 kişilik bir konferans salonu mevcut değildir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün, üniversitenin, Aydın Ticaret Odasının, Aydın Belediyesinin salonları Bulvar aksına mesafelidir. Bu bağlamda Taşdöner Sineması’nın restore ettirilerek Kültür Merkezi, Sanat Uygulamaları Atölyeleri vb. şekillerde kullanımı ilin eğitim, kültür ve sosyal hayatına düşünülenin üzerinde katkı sağlayacaktır.”

 

Not; Çalışmalarım sırasında bilgi veren Hasan Amcama Allahtan Rahmet diliyorum. Hamdi Beyin Oğlu Hüseyin Kestelli’ye de çok teşekkür ederim.

22.11.2016
Bu yazı 1417 defa okundu.

Diğer Yazıları