YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

AKTARIMIZ ÇAKIR MEHMET

 15 numaralı minibüsten sarraflar durağında indim. Sevgi yoluna girerken solumdaki  köşede, bir zamanların  o meşhur çikolata şeker satan Gülgün şekerlemecisinin  yerinde şimdi  daracık dik merdivenli bina sırıtıyordu.Onun yanında hala adıyla satış yapan Nilgün tuhafiyeden bir gecelik iç çamaşırı almak  aman ne kadar önemliydi. Markaydı.  Ziraat bankasına doğru yürüyorum. Burada bir pasaj olacaktı. Kapatılmış. Tuğcular konfeksiyon yazıyor. Kel alaka ama, bir zamanlar annemin düz saçlarını sıcak bigudilerle öndüle yaptırdığı kıvır kıvır saçları geliyor aklıma. Tabii yapan da Kuaför Güngör.  Güngör’ün kapısının girişi pasaj girişinin yanındaydı. Pasajın adı da Suvarioğluydu .İki tarafı aynalı  İçeriye doğru ilerledikçe terzilerin ,takı satanların olduğu küçük alandı. Buradaki dükkanlardan birinde  Tevfik Apaydın Ses  ve plak evi vardı. 1973 yılında kasetçaların yaygın olduğu dönemde kaset doldurttuğum,  Aydın Lisesinde okuduğum Halukla Okan’ın da çaldığı orkestranın sahibiydi Tevfik Apaydın. Ve yine karşısında  Plakçı Nihat ve onun yanında da Yapı kredi Bankası..

     Ben buraya neden gelmiştim birden hatırladım. Annem Çakır Mehmet’ten karanfil istemişti. Çakır Mehmet buradaki aktarların en eskisiydi. Artık onun yerine oğlu işin başındaydı.

     Çakır Mehmet ufacık tefecik mavi gözlü  işinin erbabı esnaftı. İki oğlu vardı. Biri matematik öğretmeni Emin Şen  (onunla Cumhuriyet lisesinde uzun yıllar çalışmıştım. Ne yazık ki birkaç yıl önce kaybetmişiz.) Diğeri babasından işin inceliklerini öğrenip hala sürdüren Önder bey.Eşi de yardımcısı.

      Emin beyle eskilerden biraz konuştuk.

      -Siz Kaçıncı kuşaksınız? Çakır Mehmet Kimdir ?

Dedem Emin Efendi,1876 yılında Bosnada doğmuş, Bosnada kekikyağı satarmış. Mübadele ile Konya’ya gelmiş. Dedemi Aydının köklü ailelerinden Bosnalılar tanıyordu. Babam Konya’da doğmuş ve mektep medrese görmüş. Cumhuriyetin ilanından sonra Aydına gelmiş.  Bu işe başlamış. Ben 3. Kuşağım.

  -Neler satardınız? Hep burada mıydınız ?

  -1992 yılında buraya geçtik. Daha önce yukarıda sarraflar içindeydik. Çocukluğum babamın yanında geçti.O günlerde koli yoktu. Sandıklar içinde ve samanla örtülü gelirdi ürünler. O zamanlar iğne,iplik, güzel kokular, zarf, dantel, kağıt, her şey satardık. Babamın dedemden kalan elmas tras dediği kimyacıların iyi bildiği şişelerde kekik yağı olurdu. O şişelerin ağzından küçük şişelere boşaltırken hiç sızıntı olmaz.

 -En çok ne satardınız?

-Karabiber, karanfil, kekik yağı, ispirto,ama en çok kına satardık. Bayramlarda, 50 kr, bir liralık kına alırlardı. Çuval çuval satılırdı.

-Kekik suyu da satar mıydınız ?

- kekik suyunu köylüler kendileri yaparlardı. İmbikler olurdu köylerde. Şimdi kalmadı. Bir tek Baş Çayırda imbik var biliyorum.

-Bu günlerde en çok hangi baharatları alıyorlar?

-Zencefil, zerdeçal,,çörek otu yağı,keten tohumu. Civanperçemi, kudret narı  gibi..bunlar genellikle bağışık güçlendirici ve vücuttan iltihap sökücü.

Ben de bu kısa sohbetten sonra saç dökülmesi için kara sarımsak yağı, çörekotu yağı ve zerdeçal aldım.Ha bir de aynısefa kremi. Annemin karanfilini de unutmadım. Bir iki fotoğraf çektim. Bunlardan biri daha sonra hikayesini yazacağım karanfilden yapılmış üç sıralı karanfil kolye, diğeri de su kabakları..

Herşey , gönlünüzce olsun..

Havva Çetintürk

havvacetinturk@gmail.com

 

02.08.2016
Bu yazı 1061 defa okundu.

Diğer Yazıları