YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

AŞKTI; AŞIKTIM , AŞIKTI....-1-

Öyle temiz duygudur ki ilk aşk, kardelen çiçeği gibi karların altından çıkartır başını yaşamak için soğuğa,kara kışa aldırmaz.gördüğü beyazlıktır,beyazla beslenir.büyür.. mor  ya da beyaz çiçeğiyle güneşle sevişir. Oysa güneş  kardelenin  yaşaması kadar sonunu da hazırlar. Karlar eriyip  beyazlık kaybolunca kardelen de ölür...

  

    Öğrencim D. Ergil şimdi başarılı bir öğretmen. Bir zamanlar var olup “dayanıklı değildir” raporuyla yıkılan Cumhuriyet Lisesi Pansiyonunda başlayıp biten aşkını yazmış. Geçmişte onlarca kız mezun etmiş şimdi kariyer sahibi kızlarımızı o yıllara götürecek bu yazıyı köşemde paylaşmak istedim.Aydında Okulların tarihi yazılacak olursa  yok olan pansiyon için  bir bilgi olur düşüncesindeyim.1980 li yılları anlatan bu yazı dizsini zevkle okuyacağınızı umuyorum.

Güzel Olmak İstiyordum...

   Boyalı yatakhane camının ara ara kazınmış yerlerinden caddeyi görmek zordu ama mümkündü.Çivilenmiş sonra da zorlanıp açılmaktan yalama olmuş,eğreti pencere çerçevesinin kolunu çekip,bir hamlede açtım.Dev çam ağaçlarının gölgelediği yoldan gelen ıslık sesinin kaynağını görmek için çabalıyordum. 56;imdi ki trafiğe kapalı "Sanat Yolu", o zamanlar vızır vızır trafiğin aktığı,bir kaç okulu birleştiren bir yoldu.Onun,tembel kış güneşi altında ışıldayan,sarışın güzel saçları gözüktü,utangaç bakışlarını yukarı doğru çevirdi,işte karşı karşıyaydık..Dünya'nın tüm sesleri kesildi bir anda..o yolda,ben üçüncü kat penceresinde olmama rağmen,mesafeleri aşan gözlerimiz buluşu vermişti...gülü57;tük, birbirimize el salladık....Orada olmak sakıncalıydı,fazla kalamayacaktım,ön bahçeden gelen zil sesi,dersin başlamakta olduğunu haber veriyordu,hemen pencereyi kapatıp,boş yatakhane odalarını koşarak geçip,merdivenler üçer beşer atlayarak,yemekhaneye indim.oradan da,artık benim için hiç ehemmiyeti kalmayan Tarih dersine doğru yollandım.. Daha bir kaç hafta öncesine kadar, öğretmeni Ramses'den dolayı, deli olduğum Tarih dersi için gönülsüzce sınıfa girdim.. Gizemli Ramses!! tüm Cumhuriyet kızları aşıktık ona.. uzun boylu, yanık tenli.. gözlerini örten , koyu renk camlı gözlükleri , ona çok yakışan,kahverengi takım elbisesiyle hepimizin ilahıydı,yanıp tutuşuyorduk ortak aşkımız Ramses'e.. Onun seyrekleşmeye başlamış kumral saçları,genizden gelen  aksanlıca  buğulu sesi mahfediyordu bizi.. ama ben artık kimseye rakip değildim..konusu Ramses olan sohbetler bile tat vermiyordu bana..Ben, benn! değişmiştim. kalbim başka bir heyecanla atıyordu son zamanlarda..Koskoca Cumhuriyet Lisesi binaları,o güzelim bahçemiz,oturmaya bayıldığımız kamelyamız  dar geliyor sıkıyordu beni..Arkadaşlarımın varlığı, sevdiğim öğretmenlerim, ailem hiç bir şey umurumda değildi.. Uzunnn akşam etütleri de, ders kitaplarının arasına gizlediğim, meşhur aşk romanlarını, pembe dizileri okumakla geçiyordu.. ne yazılı ilgilendiriyordu beni ne sözlü , ne de o yıl gireceğim üniversite sınavı.. Sık sık etüt sınıflarını kontrol eden, belletmen öğretmen tarafından,o kitapları okurken yakalansam başım büyük derde girerdi.. En küçük fırsatta, okulun hemen arka sokağında yer alan, köhne, karanlık kırtasiye dükkânından kiralardım beyaz dizileri, pembe dizileri.. her akşam etütünde yutarcasına okuyordum her birini... o kitaplarda ki yakışıklı,karizmatik roman kahramanları o..güzel, alımlı fettan hatunlarda bendim.. kitaplar, konular değişiyor, baş kahraman rolünü hep biz alıyorduk.. Güzel olmak istiyordum, Cumhuriyet Lise'sinin, Aydın'ın,dünya'nın en güzel kızı... Makyaj kesinlikle yasaktı, Müdüre Hanım Nigar Hocamızın yapacağı olası sürpriz bir dolap kontrolünde yanardık yoksaaaa.. Oysa bir bir göz kalemi, bir ruj, rimel olsa... yasaktı işte.. Ş imdi anlıyorum ki, o zamanlarda ki en büyük makyajım gençliğimdi..57;imdi, çok azı kalan gür kıvrık kirpiklerim,ipek gibi egzotik tenim,çekik kocaman gözlerim,ve yurda diş kontrolüne gelen, diş doktorunu bile hayran bırakan inci gibi dişlerimle zaten çok güzeldim, yeterli değildi dahasını istiyordum çünkü onun, bir türlü tonuna karar veremediğim,olağanüstü güzellikte yemyeşil gözleri,parlayan düz sarı saçları ve yüzüne çok yakışan,yanaklarında kızıl kızıl kıpra57;an hoş çilleri vardı, bugün bile çillere dayanamam çok sevmem ondandır,selvi gibi boyu,çocukluktan çıkmış vücudu çok uzaktan farkedilirdi,yakışıklıydı. Benim dünyamın en yakışıklısıydı...

     Perşembe günü buluşmak üzere .. sevgisiz kalmayalım.

03.01.2017
Bu yazı 2166 defa okundu.

Diğer Yazıları